Orhan Yıldız

Artvinli Orhan

TürkBirDev >Türk Birliği




TürkBirDev Türk Birliği
TürkBirDev > Türk Birliği
TürkBirDev
Şah ve Mat: Tüm Oyunları Bozan Bir Hamle - Özet
Biz "Türkler"le sorun nedir? ve Tepkiler
Türk Birleşik Devletleri Kurmanın Gerekliliği. Türk Birliği Neden Kurulmalı?
Bölüm I: TürkBirDev ve Çalişmaları
Bölüm II: Ben ne Yapabilirim?
Bölüm III: Yazi ve Mektuplar
Bölüm IV: Birlige dair Söz ve Şiirler
Bölüm V: Soru ve Yanitlar
Temsilcilikler
Türk Birliği
2007 Türk Kurultayı Sonuç Bildirisi
Türk Dünyasında Dil ve Alfabe Birliğinin Önemi
Türk Kültür Evi
Türk Birliğine Evet Kampanyası İçin
Türk Birliğine Evet Kampanyası

TRT Haber Haberler

Son Dakika Haberleri | Haber Manşetleri



   
  AVRASYA KARDEŞ ÜLKELER BİRLİĞİ TÜRK BİRLİĞİ
  Anadolu Beylikleri
 

ANADOLU  BEYLİKLERİ

Anadolu Beylikleri


OrtaAsya'da bin yıl öncesinden hareketlenen büyük Türk gurupları, X. asırdan itibarendoğudan Azerbaycan-Doğu Anadolu-Irak-İran istikametinde yürüyüşlerine devametmişlerdi.

BüyükSelçuklu Devleti'nin kuruluşu ile Malazgirt zaferi (1071) arasındaki devredeTürkmenler Anadolu hudutlarını aşarak bu ülkenin doğu ve orta kısımlarınayayıldılar. Malazgirt zaferinden sonra Bizans'ın mukavemetinin tamamen kırılmasıüzerine Anadolu'nun geri kalan kısımlarını da fethe giriştiler. Türkler içinAnadolu artık yeni bir vatan olmuştu. Sultan Alp Arslan ile beraber Malazgirtsavaşına, Artuk, Tutak, Danişmend, Satuk, Mengücük, Savtegin ve Afşin gibi büyükemir ve beyler de katılmışlardı. İşte bu beylerden bazıları Malazgirt zaferininkazanıldığı yıldan itibaren Doğu Anadolu'da Türk beyliklerini kurdular. 

1344'te İlhanlıİmparatorluğu'nun kesin çöküş tarihidir, Anadolu'da Türkmen Beylikleri hâkimvaziyettedirler. Bu Beylikler'in elinde bulunmıyan Anadolu toprakları, geniş de olsa,siyasî ve askerî ehemmiyet arzetmemektedir.

Osmanoğulları, İzmitşehrini de almışlar, Pelekanon meydan muharebesinde Bizans İmparatoru'nu bozmuşlar,Karasıoğulları'na metbûluklarını tanıtmışlar, Ankara'daki Ahi Cumhuriyeti'nitehdide başlamışlar, Karamanlılar'ın nüfuz mıntakalarına uzanmışlar, mutlaksurette Anadolu'nun en prestij sahibi hükümdarı olmuşlardır (tahtta gene OsmanoğluOrhan Bey vardır).

Karamanoğulları daEretna devleti başta olmak üzere komşularından fütuhatta bulunmuşsa da,Osmanoğulları'nın prestijine erişmeleri mümkün olamamıştır. Türkiye'nin eskibaşkenti Konya'yı ellerinde tutmaları, Osmanlılar'ın jeopolitik konuşlarınınyanında ehemmiyetsiz kalmıştır.

Kocaeli yarımadasıOsmanoğulları'na geçince, Bizans, Anadolu ile hemen hemen alâkasını kesmiştir.Osmanlılar, Karası Beyliği'ni ortadan kaldırıp Çanakkale Boğazı'na dayanmanınarifesindedirler.


Memlûk Nüfus Bölgesi

Memlûk nüfuz bölgesinde, hattâ doğrudan doğruya Memlûkidaresindeki topraklarda da bir genişleme görülmektedir. Celâyirliler, GüneydoğuAnadolu'ya, Kars'a, Artvin'e, hâkimdirler.

Kilikya Ermenibeyliği, Memlûkler'e tabî olup, Memlûk darbeleri altında son derece küçülmüş,Çukurova'ya sığınmıştır. Kaybettiği topraklar, Memlûk imparatorluğunakatılmaktadır.

Biga, İzmir, Samsun,Ereğli, Amasra gibi siteler, hâlâ Cenevizliler'in ve Rodos, Saint-JeanŞövalyeleri'nin elindedir.

Anadolu Beyliklerinin Kuvvetleri 

Arab tarih vecoğrafya âlimi İbnü Fazlillaahi'l-Ömerî, 1332 senesine ait Anadolu'nun vaziyetihakkında çok kıymetli bilgiler vermektedir. Bu tarih, İlhanlılar'ın Anadolu'daki sonhâkimiyet senelerinden biridir. Arab âlimi diyor ki: "Bu Türk Uç Beyleri, yüksekdağlar ve kalelere ve muharip unsurlara dayanırlar. Ordu ve silâhlarının çokluğusayesinde pek kuvvetlidirler.

Hulâgû neslindenolan İlhanlar'ın adına hutbe okutup sikke kestirirler. İlhanlılar'ın Anadolu'dakinaiplerine hediye verirler ve onların arkasında duran İlhanlar'dan sakınırlar. Naibinİlhan'a yazacağı nâmenin kendi lehlerine olmasına dikkat ederler".
Aynı âlim, 1332 senesinde Türkmen beylikleri'nin nüfus ve ordularına dair de pekkıymetli malûmat vermektedir.

Bu malûmattan,1332 senesinde Türkmen beylikleri'nin nüfusu şu şekilde tahmin ve istidlal edilebilir:Osmanoğulları 1.030.000, Karasıoğulları 250.000 (her ikisi: 1.280.000),Karamanoğulları 750.000, Candaroğulları 420.000, Hamîdoğulları 380.000 (İspartaşubesi: 300.000, Antalya = Teke şubesi: 80.000), Saruhanoğulları 280.000,Menteşeoğulları 170.000, İnançoğulları (Denizli Beyliği) 100.000, Eşrefoğulları(Beyşehir Beyliği) 70.000, Gazi Çelebî'nin Sinop Beyliği 70.000, yekûn: 5.020.000. 

Türkmenbeylikleri dışında İlhanlılar'a, Memlûkler'e, Trabzon ve Kilikya devletlerine,Bizans'a, Latinler'e ait Anadolu topraklarının nüfusunu da bu devirde 6-7 milyon tahminedebiliriz (İstanbul ve Trakya bu hesaba dahil değildir). Şu halde XIV. asrın ikinciçeyreğinde bugünki Türkiye topraklarının nüfusunun kaba bir tahminle 13 milyonkadar olduğu anlaşılır. Tarihî vaziyet de bunu göstermektedir.

Aynı devirde İngiltere'nin nüfusutakriben 2.5, Fransa'nınki 12,5 milyon kadardı (bugünki sınırlar). Şu halde XIV.asırda Türkiye ile Avrupa'nın mutlak surette en kalabalık ülkesi olan Fransa'nınnüfusu eşitti. Şunu da ilâve etmek lâzımdır ki, XIII. asrın ortalarında Türkiyenüfusunun daha fazla, hiç olmazsa 15-16 milyon olması icap etmektedir. Moğolidaresinde Türkiye'nin nüfusunun azaldığı muhakkaktır. Demek XIII. asırda,Avrupa'da hiç bir devletin ve hiç bir ülkenin (meselâ bugünki sınırlarıyla Fransaveya Almanya yahut Rusya'nın) nüfusu, Türkiye'nin nüfusuna yakın bile değildi.Yalnız Türkiye Hakanlığı yani Anadolu Selçukluları için de aynı şeysöylenebilir. Şüphe yoktur ki XIII. asırda Türkiye'nin nüfusu, Anadolu'nun en mamurolduğu Roma ve ilk Bizans çağının nüfusunu geçmişti.

Saltuklular (1092-1202)

Selçuklu fetihleri arasında Doğu Anadolu'da kurulan Türk devletlerinden birisi Saltuklular'dır.Anadolu'nun fethinde görev alan kumandanlardan Ebul Kasım, Erzurum dolaylarını elegeçirmiş ve Sultan Alparslan onu bu bölgenin beyliğine tayin etmişti. Ebul Kasım1102'de ölünce yerine oğlu Ali geçti ve Bey oldu. Ali'den sonra Bey olan İzzeddinSaltuk bu hanedanın en güçlü beyi oldu ve beylik onun adı ile yani "SaltukBeyliği" olarak anıldı (1072).

Bu beylikönceleri Büyük Selçuklu Devleti'ne tâbi idi, fakat bu devletin zayıflamasındansonra, bağımsızlığını kazandı. Saltuklu Beyliği Kars, Bayburt, Oltu, Trabzon,İspir ve Tercan bölgelerini ele geçirerek gücünü arttırdı. Önce Gürcülerle,sonra Bizanslılarla yaptığı savaşlarda da başarılı sonuçlar elde etti. SelçukluSultanı II. Kılıçarslan'la ittifak kurarak kız alıp vermek suretiyle akrabalıkkuruldu.

Saltuklu beyleribir çok defa Gürcülere karşı savaştılar. Nitekim bunlardan İzzeddin Saltuk busavaşların birisinde Gürcülere esir düşmüş (1153), öteki Türk beyleritarafından 10.000 dinar verilmek suretiyle kurtarılmıştır.

İzzeddinSaltuk 1174'te ölünce yerine oğlu Muhammed Kızıl Arslan geçti. Kızıl Arslan Bey,1195'te Erzurum önüne kadar gelen Gürcü kuvvetlerini mağlup etti.
İzzeddin Saltuk devrinde (1132-1168), Saltuklu Beyliği ülkesi Tercan'dan başlayarakTâhir Gediği'ne kadar uzanmakta; Erzurum, Bayburd, Avnîk, Micingird, İspir, Oltu gibişehir ve kasabaları kaplamakta idi. Nâsıreddîn Muhammed (1168-1191)'in ise, IrakSelçuklu sultanı III. Tuğrul'a ve asıl iktidarı elinde tutan Atabeg Kızıl Arslan'atâbi olduğu anlaşılıyor.
Yine onun zamanında Gürcüler Erzurum önüne geldilerse de, bir muhasaraya girişmedenaldıkları ganimetlerle yetinerek geri döndüler. Bu devrin dikkati çeken bir olayı dabu hanedandan Muzaffereddîn Melikşâh adlı Saltuklu beyinin Gürcü kraliçesi Thamaraile evlenmesidir.

XII. yüzyılınortalarından itibaren Türkiye Selçukluları ve Eyyûbî Devletleri, Doğu veGüney-doğu Anadolu'daki beyliklerin varlıklarını tehdide başlamışlardı. O sıradaUlu Hakan olan Melikşah, Anadolu'da birliği korumak için bütün beylikleri itaataltına almak istiyordu. Süleymanşah da onun politikasını takip etti ve 1202'deErzurum kalesini alarak Saltuklu Beyliği'ne son verdi (1202).

Saltuklular devrinde,Erzurum bölgesi imâr edilmiş ve zenginleşmiş bir durumda idi. Ayrıca bölgeniniktisâdî durumuna da bir canlılık getirmişlerdi. Saltuklulardan zamanımıza kadarbazı eserler de kalmıştır, bunlar Kale Mescidi, Tebsi Minare, Ulu Câmi ile bazıtürbelerdir. Ayrıca Tercan'da bulunan Mama Hâtûn kervansarayı ve türbesi de zikreşayan Saltuklu eserlerindendir 

Mengücükler (1118-1250)

(Mengü: Türkçe "ebedî" manasına gelmekte, cük iseküçültme ekidir).

Mengücük Gazî'nin Malazgirt savaşına iştirak ettiği ve bu savaştan sonra Sultan Alp Arslan'ınAnadolu'yu zabtetmek için görevlendirdiği beyler arasında bulunduğu bilinmektedir.Türkmen beylerinden Mengücük, Anadolu'nun fethi sırasında Erzincan, Kemah, Divriğive Karahisar'ı zaptetmişti. Kendisi bu çarpışmalarda şehit düştü. Oğlu İshak,1118'de bu bölgede, babasının adını taşıyan beyliği kurdu.

İshak Bey, beyliğinikorumak için Selçuklularla, Artuklu ve Danişmendli beylikleriyle mücadele etti. FakatArtuklu Belek tarafından mağlup edildi (1120). İshak Bey 1142'de ölünce beylik ikiyeayrıldı. Oğullarından Davud, Kemah ve Erzincan'da, Süleyman ise Divriği'de kendibeyliklerini ilan ettiler.

Kemah-Erzincan Kolu (1142-1128)

Erzincan Kemahkolundan Fahreddîn Behrâm-şâh (1162-1225) ülkesini iyi yönetmiş, Erzincan onunzamanında önemli bir kültür ve ticaret merkezi haline gelmişti. Bu sıradaMengücüklü Beyliği, Türkiye Selçukluları Devleti'ne tâbi olmuştu.

Davud Bey,Selçuklu II. Kılıçarslan tarafını tuttuğu için, ona düşman olan DanışmendliYağıbasan tarafından 1162'de öldürüldü. Yerine geçen Fahreddin Behramşah, II.Kılıçarslan'ın damadı idi. 63 yıl hüküm sürdü ve bu süre içinde Erzincan'ıbir ticaret ve kültür merkezi haline getirdi.

Behramşah1125'te öldüğü zaman oğlu Davudşah, Erzincan'da öteki oğlu Mehmed, Karahisar'daoturuyor ve bu şehirleri idare ediyorlardı. Bu şehirler 1128'de I.Alaeddin Keykubattarafından Selçuklu topraklarına katılınca, beyliğin Kemah-Erzincan Kolu ortadankalmış oldu.

Divriği Kolu (1142-1250)

Divriği idaresinielinde tutan İshak Bey'in oğlu Süleyman ölünce, yerine oğlu Seyfeddîn Şehinşahgeçti. Şehinşah Hıristiyanlarla mücadelede başarılı oldu. Selçuklu II.Kılıçarslan'a ve Sultan Süleymanşah'a bağlı kaldı. Fakat bu ailenin son beyi MelikSalih zamanında, Sultan I. Keykubat beyliğin topraklarını sınırlarına kattı veMengücük Beyliği sona ermiş oldu.

Divriği Kolu nunbeylerinden Seyfeddîn Şahinşah (öl.1197) Türkiye Selçuklularına tâbi idi. Onuntürbesindeki kitabeden Alp, Kutlug, Tuğrul ve Tegin gibi Türkçe unvan ve lâkablarkullandığı anlaşılıyor

Mengücükler bir çoksanat eserleri yaptırmışlar ve bunlardan özellikle Divriği'de bulunan bazılarızamanımıza kadar gelmiştir. Bu eserlerden birisi Divriği'deki Kale Câmii'dir ve1180-1'de Şâhin-şâh b. Süleymân tarafından yaptırılmıştır.

Yine aynı kasabadakimeşhur Ulu Câmii de Mengücüklerden Ahmed Şâh tarafından 1228-89 yılında inşâettirilmiştir. Bu câmiin kapıları sanat tarihi bakımından birer şaheserdir. UluCâmii'n minberini ve hisarın kapılarından birini de Ahmed-şâh yaptırmıştır.Mengücüklü eserlerinden birisi de, Behrâm Şâh'ın kızı Turan Melek tarafından UluCamii'ye bitişik olarak yaptırılan Dârüşşifâ'dır.

Danişmendliler (1092-1178)

Anadolu'da fetihlerememur edilen Gazi Ahmed Bey, Türkmenlere hocalık, öğretmenlik yaptığı için"Danişmend" lâkabı ile anılıyordu. Danişmend Gazi Ahmed Bey, Kızılırmakve Yeşilırmak dolaylarını ele geçirmişti. Emir Danişmend'in Bizanslar ile birsavaşta ölen Battal Gazî (öl. 740)'nin neslinden geldiği söylendiği gibi, onunAnadolu fâtihi Sultan Süleymân b. Kutalmış'ın dayısı olduğu da rivayetedilmektedir. 1086'da Süleymanşah ölünce gücünü arttırdı. I. Kılıçarslan'ınHaçlılarla yaptığı Savaşlara katılarak başarı gösterdi. Antakya PrensiBohemond'u esir aldı ve Malatya'yı ele geçirdi. Bu prensin serbest bırakılmasınıisteyen Kılıçarslan'la arası açıldı ve aralarında savaş çıktı. Bu savaştaGazi Ahmed Bey yenildi ve 1106'da öldü

Bu Türkmenhanedanının kuvvet merkezi aslında, Kuzey Anadolu'da Tokat, Amasya ve Sivas çevresindeidi.. Ancak Danişmend'in asıl adının Taylu olduğu ve hocalık yaptığı biliniyor.Buna göre Emîr Danişmend 1080 yılında Sivas'a gelmiş ve hiçbir mukavemetlekarşılaşmadan burada yerleşmişti.

Daha sonraYeşilırmak havzasında fetihlerde bulundu, Niksar'ı muhasara ve zabtetti (1097'denönce). Emîr Danişmend Anadolu'daki emîrler arasında mücadelelerden yararlanarakdevletinin hudutlarını genişletmiş, Haçlı Seferleri'nin başlaması ile batıdangelen bu yeni düşmana karşı çetin mücadelelere katılmıştır. Türkiye Selçuklusultanı I. Kılıç Arslan, İznik önünde doğuya çekildikten sonra, Haçlılarakarşı Emîr Danişmend ve Kapadokya Emîri Hasan ile birleştiler. Bu müttefik Türkordusu 1 Temmuz 1097'de Darylaeum (Eskişehir) civarında Haçlılara karşı savaşatutuştu, fakat Türkler ağır kayıplar vererek çekilmek zorunda kaldılar.

Haçlılarınulaşamadıkları yerlerde Danişmendliler faaliyetlerini sürdürdüler ve 1098 yılındaBayburt'u aldılar. 1101yılında muhtelif batılı prenslerin idaresindeki üç büyükHaçlı ordusu peşpeşe Anadolu'ya girdi. Emîr Danişmend, Haçlılara karşı I.Kılıç Arslan ile birleşerek onları perişan etti. Danişmend Gazî bu zaferlerdensonra derhal Malatya'nın üzerine yürüyerek orayı zabtetti (1103). Danişmend Gazî1106 yılında öldü.

Yerine oğullarındanEmîr Gazî geçti. I. Kılıç Arslan ise Danişmend'in ölümünden yararlanarakMalatya'yı ele geçirmişti (1105). Ancak Türkiye Selçuklularının bu üstün durumuI. Kılıç Arslan'ın ölümüne kadar sürdü (1107). Emîr Gazî Selçukluşehzâdelerinin taht kavgalarına karışmış ve bu şehzâdelerden damadı olanMes'ûd'u destekleyerek, onun Konya'da sultan olmasını sağlamıştır (1116). Dahasonra 1127'de Kayseri ve Ankara'yı zabtetti. Böylece Emîr Gazî, Sultan Mes'ûd'unarazisi dışında, Fırat'dan Sakarya kaynaklarına kadar uzanan Orta ve Kuzey Anadolu'yahâkim oluyor ve Danişmendliler Anadolu'daki devletlerin en kudretlisi haline gelyordu.

Emîr Gazî daha sonraÇukurova'ya girerek Ermeni Leon'u itaate mecbur ediyordu (1131). Bizanslılar, Haçlılarve Ermenilere karşı zaferleriyle Türk-İslâm dünyasında haklı bir şöhret vehürmet kazandı. Bu sebeple Bağdad Halîfesi el-Müsterşid ve Büyük Selçuklusultanı Sencer onun "melik" unvanını tasdîk etmişlerdi. Yerine geçen oğluMelik Muhammed de Haçlılar ve Ermeniler ile savaştı. Melik Muhammed'in ölümü ile(1142), Danişmend Devleti'nin temelleri taht mücadeleleriyle sarsılırken, Anadolu'daüstünlük yavaş yavaş Selçuklulara geçiyordu. Muhammed'in oğulları ile kardeşleriarasında taht mücadeleleri başladı. Kardeşi Yağı-basan Sivas'da kendisinehükümdar ilân ederken, öteki kardeşi Ayn ed-Devle, Elbistan ve Malatya'da aynı yolutakip etmişti. oğlu Zû'n-Nûn ise Kayseri'yi aldı.
Böylece bir müddet için Danişmendlilerde birbirine rakip üç şube meydana çıktı.

Danişmendlilerinüçe bölünmesi Türkiye Selçuklu sultanları için bulunmaz bir fırsattı. Budurumdan yararlananların başında II. Kılıç Arslan geliyordu. O, muhtelif zamanlardaSivas şubesinin işine karıştı. Nihayet 1169'da Kayseri ve Zamantı'yı zabtetti.Zû'n-Nûn, Suriye'de Atabeg Nûr ed-Dîn Mahmûd'un yardımı ile tekrar Anadolu'yadöndü ve Sivas şehri ile Danişmendli ülkesinde hüküm sürmeğe başladı. AncakNûr ed-Dîn Mahmûd'un ölümü II. Kılıç Arslan iyi bir fırsattı. Zû'n-Nûn'uortadan kaldırmak için önünde artık hiçbir engel kalmamıştı. Derhal hareketegeçerek Danişmendlilere ait Sivas, Tokat, Niksar ve Amasya gibi şehirleri zabtetti(1175). Zû'n-Nûn ise Bizans imparatoruna sığındı.
Malatya'da ise 1162'de ölen Zülkarneyn'in üç oğlu arasında anlaşmazlık mevcuttu.Bunlardan Nâsır ed-Dîn Muhammed, bir süre II. Kılıç Arslan'ın vassalı olarakhüküm sürdü.

Daha sonra II.Kılıç Arslan 1178'de Malatya'ya giderek, Danişmendlilerin burada hüküm süren kolunada son verdi ve böylece Anadolu'nun birliğini sağlamış oldu. Bundan sonraDanişmendli ailesine mensup emîrlerin bir kısmı Selçukluların hizmetine girdiler.
Danişmendlilerin XII. yüzyılda yaptıkları câmiler orijinal şekilleri ilezamanımıza kadar gelmemiştir. Onlara ait oldukları tespit edilen birkaç câmi,medrese ve kümbet vardır. Câmilerden; Niksar Ulu Câmii, Kayseri Ulu Câmii, KayseriKölük Câmii ve Sivas Ulu Câmii değişiklikler ve ilavelerle zamanımıza kadargelmiştir. Danişmendlilerden Yağı-basan biri 1151-2'de Tokat'da, öteki 1157-8'deNiksar'da olmak üzere iki medrese yaptırmıştır. Danişmenlilerden zamanımıza altıkümbet (türbe) kalmıştır. Bunlardan hanedanın kurucusu Emîr Danişmend'e nisbetedilen türbe Niksar'dadır ve ötedenberi bir ziyaretgâh kabul edilmektedir.

Dilmaçoğulları (1085-Akkoyunlular dönemi) 

Doğu Anadolu'dakurulmuş olan Türk beyliklerinden birisi de Bitlis ve Erzen'de hüküm sürmüş olanDilmaçoğullarıdır. Bu beyliğin kurucusu Dilmaçoğlu Mehmed (Muhammed) Bey, SultanAlp Arslan devrinde Bekçioğlu Afşın, Ahmed-şâh gibi Türkmen emîrleri ile Bizansidaresindeki Anadolu'ya akınlarda bulunuyordu.

Dilmaçoğlu MehmedBey Malazgirt savaşına da iştirak etmişti (1071). Daha sonra onu Haleb çevresindekifetihlere katıldığını görüyoruz. 1085 yılında Diyarbekir alındıktan sonraBitlis ve Ahlat da Selçuklu kuvvetleri tarafından zabtedilmişti. Bitlis ve havalisiMehmed Bey'in idaresine bırakılarak ona iktâ (kullanımı verildi) edildi. Bu suretleDilmaçoğulları Beyliği kurulmuş oldu. Önce Kılıç Arslan'a, onun ölümündensonra da Ermenşahlar'a bağlandı. Togan Arslan daha sonra Artuklulardan İlgazî'yetâbi olmuş ve bu hükümdarla beraber Haçlılara ve Gürcülere karşı savaşmıştı.

Hüsâmeddîn Kurtzamanında (1137-1143), Irak Selçuklu sultanı Mes'ûd, kardeşi Selçuk-şâh'a Ahlat,Malazgird ve Erzen bölgesini iktâ etmişti 1138 Selçuk-şâh bu bölgeyi tahrip ettiğigibi, halkına da kötü davranmıştı.
1192 yılında Ermenşâhlardan Begtimur Bitlis'i zabtetti. Bundan sonra DilmaçoğullarıBeyliği Erzen ve havalisinde XIV. yüzyılına sonların kadar hüküm sürmüş,muhtemelen Akkoyunlular devrinde tarihe karışmıştır.

İnaloğulları (1098-1183)

Büyük Selçuklutahtının varisleri Tutuş ile Berkyaruk arasındaki mücadele sırasında Diyarbekirbölgesi muhtelif emîrler arasında paylaşılmıştı. Bu sırada Sadr adında bir Türkemîri de Âmid (Diyarberik)'e hâkim oldu. Bu hakimiyet Sadr'ın yerine gelen kardeşi vebu sülâlenin kurucusu olarak kabûl edilen Türkmen emîrlerinden İnal ile (1098)devametti.
Emîr İnal da çok yaşamamış ve yerini oğlu İbrâhîm almıştı. Emîr İbrâhîm,Tutuş'un ölümünden sonra ikiye ayrılan Suriye Selçukluları Devleti'nin Dımaşkkoluna tâbi idi.

1098'de HaçlılarınAntakya'yı kurtarmak için harekete geçen Musul emiri Kürboğa idaresindeki Selçukluodusunda İnaloğulları da yer almıştı. Emîr İbrâhîm değişen şartlara göreBüyük Selçuklulara, Türkiye Selçuklularına ve Ermanşâhlara tâbi olmuştu.

İl-Aldı zamanında(1110-1142), Emîr Zengî ve Mardin Artuklu emîri, Timurtaş ile birleşerek Âmid'imuhasara ettilerse de, şehrin kuvvetli surları karşısında çekilmek zorunda kaldılar(1134). Emîr İl-Aldı'nın ölümünden sonra İnaloğulları Beyliği'nde VezîrNisanoğlu Mü'eyyeddîn ve evlâtlarının önemli bir rol oynadıkları ve yönetimehâkim olduklarını görüyoruz.

Emîr Timurtaş'ın1151 yılında Âmid'i iki kere kuşatmasından sonra İnaloğulları ve bu emîrliğibaskı altında tutan Nisanoğulları ailesi Mardin Artuklularına tâbi oldular. HısnKeyfâ Artuklularından Nûreddîn Muhammed, Salahaddîn Eyyûbî'ye bağlanmış ve onakarşı bütün vazifelerini yerine getirmişti. Ancak Nûreddîn'in bir isteği vardı,bu da Âmid şehrine sahip olmaktı. Salahaddîn, adı geçen şehri alıp, ona vermeğeva'd etti. Salahaddîn verdiği sözü yerine getirmek için beraberinde NûreddînMuhammed olduğu halde Âmid üzerine yürüdü ve şehri kuşattı. Neticede 9 Mayıs1183'de Âmid'e girerek şehri Nûreddîn Muhammed'e verdi. Böylece İnaloğullarıBeyliği sona ermiş oldu.

İnaloğulları zamanındaÂmid'i iktisadî ve kültürel bakımdan çok ilerlemiş, ayrıca şehirde mühim imârfaaliyetlerinde bulunulmuştu. Emîr İl-Aldı zamanında yanan Diyarbekir Ulu Câmii'nintekrar yapıldığını biliyoruz. Yine bu emîrin sur üzerinde de bir kitabesi vardır.İnaloğulları zamanında Âmid'de dokuma sanayî çok gelişmişti ve bu şehirde halı,kumaş ve çadır bezleri imâl ediliyordu. 1122 yılında ise Âmid'e bağlıZü'lkarneyn ve Ergani kaleleri civarında bakır madeni bulunmuş ve işletilmeğebaşlanmıştı.

Ermenşâhlar

Bu beyliğe,Ahlatşahları Beyliği, Sökmenliler Beyliği de denir. Sultan Melikşah'ın amcasınınoğlu olan Kutbeddin İsmail, 1080 yılında Azerbaycan genel valiliğine tayinedilmişti. Kutbeddin İsmail'in kumandanlarından olan Sökmen, Büyük Selçuklusultanı Melikşâh'ın amcası Yâkûtî'nin oğlu olan Kutbeddîn İsmâ'îl'in gulâmı(yardımcı-hizmetli) idi. Kısa zamanda kendini göstermiş ve süratle yükselerekkumandan olmuştur. Adâleti ve iyiliği ile şöhret kazanan Sökmen, MervânîlerdenAhlat'ta hâkim olan emîrin halka kötü davranması sonucu bu şehre davet edildi.Sökmen askerleri ile Ahlat'a gelerek, şehri teslim aldı. Burada bir hükümet yanibeylik kurdu. Aileye de bundan sonra Ahlat Şahları (Ahlatşahlar) ve Ermenşahlardenildi.

Sökmen Bey 1108'deMeryafarikin'i ele geçirdi ama onun ölümünden sonra bu şehiri Artuklular aldılar(1121). Ahlatşahlar komşu beyliklerle (Artuklu, Saltuklu, Mengücek beylikleriyle )nüfuz çekişmeleri içinde geçen sürelerde güçlerini korudular. XII. yüzyılınikinci yarısında hakimiyet sınırlarını Kars'a kadar genişlettiler. Fakat 1207yılında, İzzettin Balaban'ın beyliği sırasında, Eyyûbiler bu beyliğe hakimoldu.

Melik MuhammedTapar'ın başarılı hizmetlerinden dolayı Ahlat ve Van çevresini ona iktâ etmesiyleErmenşâhlar Devleti kurulmuş oldu (1100). Sökmen daha sonra Haçlılara karşıyapılan savaşlara iştirak etti ve Haçlılar üzerine tertip edilen bir sefersırasında öldü. Bu beylik emîrlerinden II. Sökmen 1128-1185 in çocuklukyıllarının buhranlı geçmesine rağmen, daha sonra Ermenşâhlar Devleti onunzamanında en parlak devresini yaşamıştır.
Salahaddîn Eyyûbî'nin genişleme siyâseti Doğu Anadolu devletleri için bir tehliketeşkil ediyordu. II. Sökmen komşu beylerle bu tehlikeyi önlemeğe çalıştı. Diğertaraftan Artuklu İlgazi'nin ölümü üzerine (1184), yerini küçük yaştaki oğluHüsâmeddîn Yavlak Arslan almıştı. II. Sökmen, Yavlak Arslan'ın dayısı olmasısebebiyle Artuklu ülkesinin idaresine de karışıyordu.

Eyyûbîler ise DoğuAnadolu'daki Türk devletlerini hâkimiyetleri altına almak fikrinden vazgeçmiyorlardı.Nitekim bir süre sonra II. Sökmen'in kölelerinden İzzeddîn Balaban beyliğinidaresini ele geçirmek isterken meydana çıkan karışıklıktan yararlanmak isteyenMeyyâfârıkîn hükümdarı Necmeddîn Eyyûb, Ahlat üzerine yürüdü. Balaban onakarşı Erzurum Melîki Tuğrul-şâh'dan yardım istedi. Bu iki hükümdar Necmeddîn'imağlûp ettiler. Ancak Tuğrul-şâh'ın da bu ülkede gözü vardı ve bu sebepleBalaban'ı öldürdü, fakat halk onu Ahlat'a sokmayarak Melik Evhad Necmeddîn Eyyûb'udavet etti. Bu suretle Eyyûbîlerin arzuları gerçekleşmiş ve Ermenşâhlar Devletiortadan kalkmış oluyordu.

Artuklular (1101-1409)

Kültür ve sanatıyla iz bırakmış uzun ömürlü beyliklerden biri Artuklu Beyliği'dir. Oğuzların Döverboyundan ünlü bir Türkmen Beyi olan Artuk Bey, Anadolu'nun fethi sırasında büyükhizmetler görmüştü. Fakat, Tutuş'la Süleymanşah'ın arasındaki savaşta Tutuş'tanyana olarak savaşı ona kazandırmış ve Süleymanşah'ın intiharına sebep olmuştu.Tutuş, Artuk Bey'in yardımına karşılık olarak onu Kudüs valisi yapmıştı. Ölümyılı olan 1091'e kadar bu görevde kaldı.

Artuk Bey ölünceKudüs Fatımî'lerin eline geçti.Fakat Artuk Bey'in oğulları Sökmen ve İl-Gazi,Selçuklu hükümdarı tarafından kendilerine verilen bölgelerde beylikler kurdular.
Artuk Bey'in oğulları tarafından kurulan bu beylikler üç kol halinde gelişti.

1. Hısn Keyfâ ve Âmid,
2. Mardin ve Meyyâfârıkîn,
3. Harput'da
Üç kol halinde hüküm sürmüş bir Türkmen sülâlesidir.

Artuk Bey önceSultan Alp Arslan'ın hizmetinde bulunmuş ve Malazgird savaşına da iştirak etmişti1071 Anadolu'nun Türklere açılmasında rol oynayan emîrler arasında Artuk Bey debulunuyordu. Daha sonra Artuk Bey, Sultan Melikşâh tarafından kendisine iktâ edilenHuvân'a çekildi. Ahsâ ve Bahreyn Karmatîlerini itaat altına almak görevinibaşarıyla sonuçlandırdı. Artuk Bey'in bir süre sonra Sultan Melikşâh'aküskünlüğü, Suriye Selçuklu Meliki Tutuş'un hizmetine girmesine yol açtı. Tutuşda ona Kudüs ve havalisinin valisi yaptı (1085-6).

Artuk Bey 1091yılında bu şehirde öldü. Ancak oğulları Sökmen ve İlgazî Kudüs'ü muhafazaedemediler. Emîru'l-cüyûş Efdal kumandasındaki bir Fâtımî ordusu kırk günlükbir kuşatmadan sonra şehri aldı (1098).

Mu'în ed-DînSökmen, Cezîret-i İbn Ömer sahibi Çökürmüş tarafından kuşatılan Musul hâkimMûsâ'nın yardımına koştu ve bu hizmetine karşılık 10.000 dinar ve Hısn Keyfâkalesini aldı. Böylece Sökmen, Artukluların "Hısn Keyfâ ve Sökmeniyye"denilen ilk şubesini kurmuş oldu (1102). Eyyûbî hükümdarı Melik Kâmil önceÂmid'i sonra da Hısn Keyfâ'yı zabt ederek Artukluların Hısn Keyfâ kolunu ortadankaldırmıştı (1231-2).

Necmeddîn İlgazîNisan 1105'de Bağdad şahneliğinden azledildikten sonra Mardin'e gelerek bu şehrehâkim olmuş ve burada Artukluların "Mardin veya İlgaziyye" denilen şubesinikurmuştur (1108). İlgazî yavaş yavaş bu bölgedeki Selçuklu topraklarına hâkimoldu, 1117'de Haleb'i ele geçirdi. Beraberinde Bitlis ve Erzen hâkimi Togan Arslan'ınbulunduğu 20.000 kişilik ordu ile harekete geçerek Tell Afrin savaşında Antakya persiRoger'in kumandası altındaki Haçlılara karşı büyük bir zafer kazandı (1119). BunuTell Danis'de Kral II. Baudouin'e karşı kazanılan takip etti. Selçuklu sultanıMahmûd ise İlgazî'ye Meyyâfârıkîn şehrini iktâ etmişti (1121). Daha sonra MardinArtukluları bazan Eyyûbîlere bazan da Tükriye Selçuklularına tâbi olarakvarlığını sürdürdü. Kara Arslan el-Muzaffer (1260-1292) ise, Moğollarınhâkimiyetini kabûl ederek barış yaptı.

O bu sayede hanedanındevamını sağladığı gibi Mardin şehrini de bir felaketten kurtarmıştı. Bu kolunson hükümdarı Melik el-Sâlih Mardin'i müdüfaa edemeyeceğini anlayınca bu şehriKarakoyunluların reisi Kara Yûsuf'a teslim etti (1409). Bu suretle Artuklular Devletisona erdi.

Artuklularınüçüncü kolu 1185 yılında Harput ve havalisinde kurulmuşsada fazla uzun ömürlüolmamıştı.Sultan I. Alâ ed-Dîn Keykubâd 1234 yılında Harput'u zabtederek,Artukluların bu koluna son vermişti.Artuklular büyük Türkmen kitlelerine dayanan birTürk devleti idi. Bu sebepten millî teşkilât ve ananelerini muhafaza etmişlerdi. Alp,İnanç, Kutlug gibi eski Türkçe unvanları kullanmakla da bu ananelerinikoruduklarını göstermişlerdir.
Artuklular devlet anlayışında eski Türk hukukuna göre devletin hanedanın ortak malıolduğu görüşün de uyguladılar. İlgazî ve Belek gibi kudretli şahsiyetlerinmevcudiyeti Artuklu Devleti'nin siyâsî birliğini sağlayabilmiş, aksi takdirde ayrıbeylikler halinde hükün sürmüşlerdir.

Artukluhükümdarları gerek Müslüman ve gerekse hristiyan halka adâletle hizmet etmişler,idareleri altındaki ülkelerde düzen ve emniyeti sağlamışlardı. Ayrıca ticarî veiktisadî hayatın gelişmesine büyük ölçüde yardımcı oldular. Bu maksatla bazışehirlerdeki ticarî vergileri kaldırmışlardır. Bu iktisadî gelişme mimarîeserlerden de anlaşılmaktadır.
Artuklular, bir kısmı bugüne kadar mevcudiyetlerini koruyan, birçok mimarî eserlersözgelişi; külliyeler, câmiler, medreseler, hamamlar, köprüler, sivil ve askerîyapılar yapmışlardır. Onların devrinde mimarîde görülen gelişme sebiyle bugüngüney-doğu Anadolu bölgesinde her önemli eser Artuklulara bağlanmak istenmektedir.

Artuklu ülkesindekiMeyyâfârıkîn, Âmid ve Mardin gibi şehirler birer ilim ve kültür merkezi halinegelmişti. Bu hanedana mensup hükümdarlar ilim ve sanat adamlarını himâye etmişler,bunun neticesinde de onlar adına bazı eserler yazılmıştır.

Çobanoğulları

Çobanoğulları Beyliği, Kastamonu'da Türkiye Selçuklularının uç beyi (beylerbeyi) olarak bulunan,Oğuzların Kayı boyuna mensup Hüsâmeddîn Çoban tarafından kurulmuştu.
Sultan I. Alâ ed-Dîn Keykubâd, Çoban Bey'i deniz aşırı Suğdak (Kırım) seferi ilegörevlendirilmişti (1225 veya 1227). Çoban Bey'in bu sefer sonunda kazandığıbaşarı neticesinde Kastamonu arazisinin hizmetine karşılık mükâfat olarak kendisineverilmiş ve bu tarihten itibaren beyliğin kurulmuş olması muhtemeldir. Onun ve oğluAlp yürük (yürek) hakkında bilgimiz yok denecek kadar azdır. Daha sonra tahta geçenMuzaffer ed-Din Yavlak Arslan ise Türkiye Selçuklularına ve İlhanlılara tâbi idi.Bununla beraber Selçukluların taht mücadelelerine karışmış ve Rüdneddîn KılıçArslan'ı sultan ilân ederek bağımsızlığını kazanmak istemişti.

İlhanlı Geyhâtû,Sultan Mes'ûd ve Vezîr Necmeddîn idaresinde bir Selçuklu ve Moğol ordusunu Kastamonuüzerine gönderdi. Yapılan savaşta Yavlak Arslan öldü (1292). Selçuklu sultanıMes'ûd bu savaşta kendisine yardımcı olan Şemseddîn Yaman Candâr'a Kastamonu vehavalisinin idaresini verdi. Ancak Yavlak Arslan'ın oğlu Nâsıreddîn Mahmûd bir süredaha Kastamonu'da hüküm sürdü. Nihayet Candâroğlu Süleymân Paşa bir baskınlaKastamonu'ya hâkim olmuş ve Çobanoğulları Beyliği'ne son vermişti (1309).
Çobanoğulları devrinde Kastamonu'da kültür ve imâr faaliyetleri çok ilerlemişti.Meşhur bilgin Kutbeddîn Şîrâzî "İhtiyârât el-Muzafferî" adlı eseriniMusaffereddîn Yavlak Arslan'a ithaf etmişti.

Ayrıca Hoylu Hasan b.Abdülmümin eseri "Nüzhet el-Küttâb"ı Yavlak Arslan adına ve bu eserinmuhtasarını ise Mahmûd Bey adına yazılmıştı. Çobanoğulları adına yazılmışbaşka eserlerde mevcuttur.
Çobanoğulları
1. Hüsâmeddin Çoban Bey
2. Alp-Yürek Bey
3. Muzaffereddin Yülük-Arslan Bey (1284-1292)
4. Nâsıreddin Mahmud Bey (1292-1320)

Alâiye Beyleri 

Alâiye Beyleri Alâiye(Alanya)'de önce Karamanoğullarının bir kolu olarak, daha sonra da Memlûk Devleti'ninhâkimiyeti altında hüküm sürmüşlerdi. Bu beyliğin kurucularının Selçuklusultanının kızının oğullarından geldiği şeklindeki rivâyet henüz ispatedilememiştir. Alâiye 1223 yılında Türkiye Selçuklu sultanı Alâ ed-Dîn Keykubâdtarafnıdan fethedildi. Türkiye Selçuklularının son yıllarında Alâiye,Karamanoğullarından Mecdeddîn Mahmûd'un eline geçti (1293). Bundan sonra adı geçenşehirde Karamanoğullarına bağlı beyler hüküm sürmeğebaşladılar.

Karamanoğullarının buşehir üzerindeki hâkimiyeti XIV. yüzyılın ikinci yarısında da devam etti. NitekimKıbrıs kralı Pierre 1266'da Alâiye'yi zabta teşebbüs etti ise deKaramanoğullarının yardıma gelmesi şehrin Türkler elinde kalmasını sağladı.
Karaman b. Savcı 1427 yılında Alâiye'yi beşbin altın karşılığında MemlûkDevleti'ne sattı. Bundan sonra adı geçen şehirde Memlûk Devleti'nin hâkimiyetialtında Karamaoğlu Mahmûd Bey'in torunları hüküm sürdüler. Nihayet Gedik AhmedPaşa Alâiye'yi alarak Osmanlı Devleti topraklarına kattı (1471).

Alâiye işlek bir pazar yeri idi,ticarette kereste ihracatı mühim bir yer işgâl etmekteydi. Şehirde gemi yapantezgahlar vardı ve ticaret dolayısıyla Alâiye beyleri zengin ve halkında mâlîdurumu iyi idi.

Aydınoğulları Beyliği 

Aydınoğulları, BatıAnadolu'yu, Ege kıyılarını açan fâtih Türkmen beylerindendir. Gazi Umur Bey gibiTürkiye tarihinin büyük şahsiyetlerinden birini yetiştirmiştir. 1300'den 1390Nisanına kadar önce 90 yıl, 28 temmuz 1402'den 1425'e kadar sonra da 23 yıl, cem'an116 yıl sürmüştür. Nisan 1390'dan 28 temmuz 1402 'ye kadar Yıldırım Bâyezidzamanında 12 yıl, 3 ay, Osmanlı devletine katılmıştır. 1308'e kadarSelçukoğulları'na, 1335'e kadar İlhanlılar'a tabî, sonra müstakil olmuşlardır. 1308'den 1312'ye kadar da İlhanlılar'a tabî olan Germiyanoğulları'na tabî bulunmuşlardır. Zaten başlangıçta Aydın beyleri,Germiyanoğulları'nın hizmetinde idiler. 1403'te tekrar Osmanlılar'a tabî olmuşlar,bundan sonraki 22 yılda bazan tamamen Osmanlılar'a katılmışlar, bazan onlara başkaldırmışlardır. Bu devreyi, Cüneyd Bey temsil eder.

Aydınoğulları Beyliğibilindiği gibi, Selçukluların uç beyliği olarak Aydın Bey tarafından kurulmuştur.1308'den 1335'e kadar İlhanlılara tabi olmuş, daha sonra bazen bağımsız, bazenOsmanlılara tabi olarak yaşamışlardır. Aydın, İzmir'in bazı havzaları, Alaşehir,Salihli ve dolaylarında hüküm sürdüler. Bu beyliğin en ünlü hükümdarı Gazi UmurBey idi. Kuvvetli bir donanma ile Adalar Denizine (Ege) hakim olmuştu. 1425'te Osmanlıtopraklarına katıldı.
Bu beyliğin en önemli iskelesi Ayaslug (Selçuk) idi. Burada hazırlanan donanma ileetrafa baskınlar yapıyordu. Nitekim Mehmed Bey'in oğlu Umur Bey donanma ile Sakız,Bozcaada, Semadirek adası, Gümülcine havalisi, Adalar Denizi ve Mora sahillerinebaşarılı akınlar yapmış ve sahil İzmirini ele geçirmişti (1328). Onun bubaşarılı faaliyetleri babasının ölümünden sonra beyliğin başına geçmesinezemin hazırladı (1334).

Umur Bey, Saruhanoğlu SüleymânBey ile birlikte Yunanistan ve Mora'ya sefer yapmış, sayısız esir ve ganimetlerleİzmir'e dönmüştü (1335). Umur Bey Bizans ile dostça geçinmiş, onların seferlerinekatılarak Karadeniz'e çıkmış, Kili ve Eflak ülkelerini yağmalamıştı (1339-40).

Ayrıca Bizans'taki tahtmücadelelerine de karıştı. Aydınoğulları donanmasının Ege Denizi'ndekifaaliyetleri karşısında, Rodos şövalyeleri ticaretin aksamaması için İzmir'ivermek şartıyla Umur Bey ile anlaşmaya razı oldular, fakat bu anlaşma Papatarafından tasdik edilmedi. Gazi Umur Bey bu sebeple İzmir'i zabtetmek isterken şehiddüştü (1348).

Onun hükümdarlık süresi Aydınoğulları için her yönden önemli gelişmeleringörüldüğü parlak bir devre olmuştur. Umur Bey'in kardeşi Hızır Bey, ağabeyi gibifaal ve cesur bir hükümdar olmadığından Latinler ile ağır şartlarla bir anlaşmaimzalamaya mecbur kaldı. Bundan sonra Aydınoğullarının faaliyeti durmuş ve beylikçökmeğe yüz tutmuştu. Kosova savaşında (1389), Osmanlı ordusunda bulunanyardımcı kuvvetler arasında Aydın oğullarınkiler de vardı. Bu savaşta Sultan I.Murad'ın şehit düşmesi üzerine Yıldırım Bayezid sultan olmuş, fakat ona karşıKaramanoğullarının teşviki ile Anadolu beyliklerinde bir hareket başlamıştı. Buharekete Aydınoğulları da katıldı. Yıldırım Bayezid'in beylikleri itaat altınaalmak için çıktığı Anadolu seferinde Aydınoğulları Beyliği Osmanlılara tâbioldu (1390).

Aydınoğlu Gazi Umur Bey 

XV, asırda şair Enverî tarafından "Düstûr-Nâme"de hayatı destanlaştırılmış bir şiirdiliyle anlatılan Gazi Umur Bey, Türk teşebbüs ve kabiliyetinin mükemmelörneklerinden biridir.İzmir, 1076'da Türkiye devletinin kurucusu Anadolu Fâtihi I.Süleyman Şâh tarafından fethedilmişti. Çaka Bey'e verilen İzmir, bu Türk beyininbüyük deniz proje ve teşebbüslerine sahne oldu. Umur Bey, 2,5 asır sonra bu proje veteşebbüsleri tekrar ele almıştır. Bizans, 1097'de İzmir'i de İznik ve Batı Anadolugibi Türkler'den geri aldı. Şu halde İzmir'de ilk Türk hâkimiyeti, ancak 21 yılsürmüştür. İşte Aydınoğlu Umur Bey, 1320'de İzmir'i tekrar fethetmiştir. Şusuretle 223 yıl daha İzmir, Hıristiyanlar'da kalmıştır.

28 ekim 1344'te bütünAvrupa devletlerinin birlikleri tarafından desteklenen Rodos'taki Saint-JeanŞövalyeleri, İzmir'i bastı; Aydınoğulları'nın tersane ve donanmalarını yaktı.Liman, Şövalyeler'in eline geçti. Fakat yukarı kale, Türkler'in elinde kaldı. Busuretle şehir, "Müslüman İzmir" ve "Gâvur İzmir" diye ikiyebölündü ve 1403'ün ilk günlerinde Timur'un Şövalyeler'i kovmasına kadar tam 59yıl bu vaziyet devam etti.

Umur Bey, Avrupa siyasetâlemine faal bir şekilde iştirak etti. 1328-29'da, yanında Cüneyd Bey'in babasıİbrahim Bahâdır Bey olduğu halde, Bozca Ada'ya çıktı. 1330'da Geliboluyarımadasına ayak bastı. 1332'de 75 gemisi ile Semendirek adasını bastı ve BatıTrakya'da Gümülcine'ye asker çıkardı. Gene aynı yıl, 250 parçalık büyük birdonanma ile Adalar, Ağrıboz ve Yunanistan'a asker çıkardı ve ilk defa Ege denizinidoğudan batıya geçmiş, Yunan karasında, Attika'ya ayak basmış oldu. 1333'te 170parça donanma ile Mora'ya çıktı. 1333'te Saruhanoğlu Süleyman Bey'le müttefikanYunanistan'a ve Mora'ya sefer yaptı. 1336'da Foça'da İmparator Kantakuzinos'labuluştu. 1338'de tekrar Yunanistan'a ve Ege Adaları'na sefer yaptı. 1339'da Eflâk yaniRomanya seferine çıktı ve bu suretle Balkanlar'ın kuzeyine kadar erişti. 1342'deGirit ve Kıbrıs sahillerini vurdu. 1345'te Makedonya'ya asker çıkardı; bu seferde,müttefiki Saruhanoğlu Süleyman Bey, şehit düştü.

Osmanoğulları,Süleyman Paşa ile kardeşi I. Murad, şehit Aydınoğlu Umur Bey'le şehit SaruhanoğluSüleyman Bey'in izlerini adım adım takip etmişler ve onların teşebbüslerinitaçlandırmışlardır. Bulgaristan krallığı ile başa çıkmaktan âciz kalan Bizansimparatoru İoannis Kantakuzinos, Umur Bey'den imdat istemişti. Umur Bey, 32 harb gemisive 29.000 askerle Avrupa kıt'asına ayak bastı. Dimetoka'yı Bulgarlar'dan alıpmüttefiki İmparator'a verdi. Ertesi yıl, 1342'de İmparator, rakibi Paleologoslar'akarşı tekrar Umur Bey'den yardım istedi ve bu suretle Türk hükümdarını, Bizans'ındahilî işlerine karıştırmış oldu. Aydınoğlu, Rumeli'ne geçip İmparator'aistediği yardımı yaptı. Bunlar, Müslüman Türkler'in Rumeli'ne ilk ayakbasışlarını teşkil eder.

1348'de Gâvurİzmir'i Şövalyeler'den geri almak istiyen Umur Bey, kalenin önünde düşmantarafından şehîd edildi. Onun şehâdeti, Rumeli'ndeki projelerini yarıda bıraktı.Bıraktığı yerden, Osmanoğlu Şehzade Süleyman Paşa devam etmiştir. Daha 1344'teİmparator, tekrar Umur Bey'den yardım istediği zaman, Aydınoğlu, İzmir meslesiyleuğraşmakta olduğundan, müttefiki İmparator'a Osmanoğlu Orhan Gazi'ye başvurmasını tavsiye etmişti. Donanması Haçlılar tarafından yakıldıktan sonra UmurBey, komşuları Menteşeoğulları, Saruhanoğulları, Karasıoğulları'ndan tedarikedebildiği gemilerle acele yeni bir donanmaya sahip olmuştu. Bu donanmayla Geliboluyarımadasına çıktı, Vardar vadisini taradı. Bulgar kuvvetlerini yok etti. BatıAnadolu Türk Beylikleri, yani Osmanoğulları, Aydınoğulları, Menteşeoğulları,Saruhanoğulları ve Karasıoğulları, müttefikan takibine muvaffak oldukları siyasetyüzünden büyük başarı kazanmışlardır. Bunlardan Osmanoğulları'nın donanmalarıyoktu; ancak 1345'ten sonra Karasıoğulları'nın pek de ehemmiyet arzetmiyen denizkuvvetlerine sahip oldular. Fakat Aydın ve Menteşe donanmaları çok güçlüydü ve EgeDenizi'ne hâkimdi.

Ankara Savaşı'nda(1402) Osmanlıları mağlûp eden Tîmûr tarafından ülkelerin kendilerine iade edilenbeylikler arasında Aydınoğulları da bulunuyordu. Bu devrede en çok Cüneyd Bey(1405-1426) faaliyetleri ile dikkati çekmektedir. Cüneyd Bey fetret devrinde Osmanlışehzâdeleri arasında saltanat mücadelelerine katıldı. Onun bu davranışı beyliğinsonunu hazırlayan sebeplerden biri oldu. Neticede Osmanlı sultanı II. Murad'ıngönderdiği bir ordu Aydınoğulları Beyliği'ni ortadan kaldırdı (1426).

Aydınoğullarındanbazı sanat eserleri zamanımıza kadar mevcudiyetlerini korumuştur. Bunlardan enönemlileri Mehmed Bey'in yaptırdığı Birgi'deki Ulu Câmii ile Selçuk'da 1374'deyapılan İsâ Bey Câmii'dir.

Candaroğulları (veya İsfendiyaroğulları)
Beyliğin kurucusu Demir Yaman Candar Bey' Oğuzların Kayı boyundandır. Beyliğin 8. beyi İsfendiyar Bey'densonra (1392'den itibaren) itibaren hanedan İsfendiyaroğulları olarak anılmıştır.Beyliğin asıl adı Cândâroğulları Beyliği'dir. Fakat sonradan hanedana sonhükümdarlarına göre Kızıl-Ahmedlular diyen tarihçiler de vardır.

Ankara Ahi Beyliği

Ankara'yı merkez edinen veşehirle civarında teşekkül eyliyen Ahi hükümeti, bir derviş-esnaf cumhuriyeti olup,bir bakıma Ortaçağ İtalyan site cumhuriyetlerine benzemektedir. Takriben 1290'dabaşlamış, 1354'e kadar aşağı yukarı 64 yıl devam etmiştir. 1308'e kadarSelçukoğulları'na, 1335'e kadar İlhanlılar'a, sonra Eretnaoğulları'na, nihayetKaramanoğulları'na bağlanmıştır, hiç bir zaman tam müstakil olmamışlardır.1354'te Osmanoğlu Gazi Süleyman Paşa (Rumeli Fâtihi olan Velîahd-Şehzâde),Ankara'yı fethetmiş, Osmanlı devletine bağlamıştır. Bir ara Ankara,Karamanoğulları'nın eline geçmişse de, hemen yetişen Süleyman Paşa'nın kardeşiI. Sultan Murad, Ankara'yı kesin şekilde almıştır.

Candaroğulları,devamlılık ve Osmanlılar'la son derece sıkı münasebetleri bakımından mühim birbeylik kurmuşlardır.1291-1461 arasında 170 yıl sürmüştür. Karamanoğulları'ndansonra, Dulkadıroğulları ile beraber en devamlı Türkmen beyliği Candarlılar'dır.1308'e kadar Selçuklular'a, 1335'e kadar İlhanlılar'a tabî olan Candaroğulları, butarihten 1383'e kadar 49 yıl istiklâl kazanmışlar, 1383'te Osmanoğlu I. Murad'a tabîolmuşlardır. 1392'den 1402 ye kadar 10 yıl, alelade Osmanlı valisi durumunadüşmüşler, Ankara felâketinden sonra tekrar istiklâl kazanmışlar, fakat 1413'tetekrar Osmanlı tâbiiyetine girmişler, 1417'de ve sonraki yıllarda bu tâbiiyetbağları gittikçe artmıştır.

1459-1461 arasında geneOsmanlı valisi vaziyetinde kalmışlardır. Osmanoğulları ile Candaroğulları'nınkanı o derece karışmıştır ki, Candaroğulları, nadiren Osmanlılar'a muhalif birsiyaset takip edebilmişler, ekseriya onlarla müttefikan hareket etmişler, birçokCandaroğlu doğrudan doğruya Osmanlı hizmetinegirmiştir.

Beylik, Kastamonu, Sinop,Samsun, Cankırı, Zonguldak vilayetlerinde hüküm sürüyordu. Osmanlı sarayı ilesıkı bir akrabalık bağı kurmuşlardı. 1461'de Osmanlı Devleti'nebağlandı.Türkiye Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddîn Mes'ûd, taht mücâdelelerisırasında Çobanoğullarının karıştığı bir savaşta esir düşmüş, fakat sonrakurtarılmıştı (1292). Sultan Mes'ûd, kurtarılması sırasında yararlığıgörülen Şemseddîn Demir Yaman Candâr'a Kastamonu ve havalisini vermiş ve böylece bubeyliği kurulmuştu.

Ama bu hibe işe yaramadıçünkü bu sırada Çobanoğullarından Hüsâmeddîn Bey Kastamonu'yu elindebulunduruyordu. Şemseddîn Yaman Candâr'ın yerine geçen oğlu Süleymân Paşa ânibir baskınla Kastamonu'ya sahip oldu. Daha sonra Sinop şehri de Candaroğullarıtopraklarına ilhak edildi (1322). Bir süre sonra taht mücadelesi sebebiyle beyliğinikiye ayrıldığını görüyoruz. Osmanlıların yardımı ile Süleymân-şâh 1384'denitibaren Kastamonu'ya hâkim olmuş, rakibi Celâleddîn Bayezid ise Sinop'a çekilmekzorunda kalmıştı.
II. Süleymân-şâh Osmanlılar ile dost geçindiyse de, bu dostluk YıldırımBayezid'in ilk yıllarına kadar devam etmiştir.

Yıldırım BayezidAnadolu'daki Tükr birliğini sağlama yolundaki çalışmaları sırasındaCandaroğulları topraklarına sahip olmuş, fakat Sinop'da Candaoğulları Beyliğinidevam ettirmiştir. İsfendiyar Bey Ankara savaşından (1402) sonra Timur'unhâkimiyetini tanıdı. Bunun karşılığında da eski Candaroğulları topraklarıkendisine verildi, böylece Kastamonu'ya yeniden hâkim oldu.

Osmanlı şehzâdeleriarasındaki saltanat mücadelesi sırasında tedbirli bir politika takip ederek, herdefasında bu şehzâdelerden birisini destekledi. Bu mücadele sonunda duruma hâkim olanÇelebi Mehmed ile dost geçindi. Çelebi Mehmed'e Karaman ve Eflak seferlerinde oğluKasım Bey idaresinde yardımcı kuvvet verdi (1417).Fakat Kasım Bey geri dönmeyerekÇelebi Mehmed'den Candaroğullarına ait bazı yerlerin kendisine verilmesini istedi.Neticede Kasım Bey bu arzusuna kavuşmuş, İsfendiyar Bey de Osmanlılara tâbiolmuştu. Ancak Sultan II. Murad Osmanlı tahtına çıktığı zaman (1421) meydana gelenkarışıklıklardan istifade eden İsfendiyar Bey oldu ve Kasım Bey'in elindekitoprakları ele geçirdi.II. Murad, şehzâde isyanları bastırıp duruma hâkim olduktansonra İsfendiyar Bey üzerine yürüdü. İsfendiyar Bey yeniden Osmanlılara tâbi oldu(1423-4) ve bundan sonra da onlarla dost geçindi.

CandaroğullarıBeyliği Fatih Sultan Mehmed devrine kadar varlığını sürdürdü. Fatih Trabzon seferidönüşünde Kastamonu ve Sinop Osmanlı topraklarına katılarak CandaroğullarıBeyliği'ne son verildi (1462).Candaroğulları beyleri çeşitli eserlerle ülkeleriniimâr etmişlerdi. Bu devreden Kastamonu'da İbn Neccâr Câmii ve altı yapıdan ibaretbir külliye olan İsmail Bey İmâreti en önemli eserler olarak göze çarpmaktadır.Candaroğulları beyleri sanat adamlarını da himaye etmişler ve kendi adlarınaçeşitli Türkçe eserler yazdırmışlardır. Candarlılardan İsmail Bey (1443-1461)"Hulviyât-ı Şâhî" isminde büyük bir eser yazmıştır.

 

Ankara, garip bir tecelliolarak 570 yıl kadar sonra, bu kere çok büyük bir Türk cumhuriyetine başkentolmuştur. Türkler'de cumhuriyet idaresi Atatürk'ten önce tamamen meçhul olduğuiçin, Ahi Cumhuriyeti dikkate değer. Ahiler, teşkilâtlanmış ve tasavvufî dervişlikesaslarına dayanan esnaf loncası başkanlarıdır. Osmanlı devletinin kuruluşundarolleri mühimdir. Bununla beraber Ahi cumhurreislerinin, aynı aileden geldiklerianlaşılıyor. Ahi Şemseddin Yusuf Efendi'nin ailesi, çok nüfuz kazanmış olacaktır.Oğulları Ahi Hüseyin Efendi ile Ahi Kemâleddin Hasan Efendi'dir. Hüseyin Efendi'densonra oğlu Mehmed Efendi, sonra onun oğlu II. Hüseyin Efendi'nin reis olduklarısanılıyor. II. Hüseyin Efendi'nin kardeşleri, Hasan ve Yusuf efendilerdir.

Aslı Akhî şeklinde yazılan Ahikelimesinin Arabça kardeşim mânâsına geldiği gibi, Türkçe akı/akhı kelimesindenbozulduğu rivayeti üzerinde de durulabilir.

Ankara Ahî Cumhur Reisleri (1290?-1354= 64?)
1. Ahi Hüsâmeddin I.Hüseyin Efendi (1290-1296)
2. Ahi Şerefeddin Mehmed Efendi (1296-1332)
3. Ahi II.Hüseyin Efendi (1327-1354)

Dulkadıroğulları 

Büyük AnadoluBeyliklerinden biri idi. Dulkadiroğulları, Mısır'daki Türkmen Memluk devletleriarasında güçlü ve uzun ömürlü bir beylik olarak görülmüştür. Kurucusu,Dulkadıroğlu Zeyniddin Ahmed Karaca Bey'dir. Bazen Memlüklere, bazen Osmanlılara tabiolmuş, fakat en çok Osmanlılarla işbirliği yapmış ve Osmanlı sarayı ileakrabalık kurmuşlardır.

Elbistan başkent olmaküzere Maraş, Kayseri, Elazığ, Ayıntap, Malatya, Adıyaman vilayetlerinde hükümsürdü. 1522 yılında Osmanlı topraklarına katıldı.
Dulkadırlılar Oğuzların Bozok kolundandır. Onların ilk reisi Zeyneddîn Karaca Bey,Eratna Bey'in elinden Elbistan'ı zabtetmiş ve Memlûk saltanı Melik el-NâsırMuhammed'den nâiblik menşuru alarak Dulkadırlı Beyliği'ni kurmuştu.

Karaca Bey zaman zamanMemlûk sultanlarına itaat, bazan da onlardan ayrılarak Haleb şehrini tehdid ediyordu.Ayrıca Sis Ermeniler ile başarılı mücadelelerde bulunmuştu. Halep taraflarında dabir çok yer zapteden Karaca Bey bu başarılarına güvenerek "Meliküz-Zâhir" unvanı ile hüküdarlığını ilân etti (1348). Ancak MemlûkDevleti'ne isyan eden Haleb valisi Bay-Buğa'yı sultana teslim etmemesi onun ortadankaldırılmasına yol açtı.
Karaca Bey'den sonra oğlu Halil Bey ve Mehmet bey Memlûklular tarafından Elbistânvaliliğine tayin edildi.

Timur'un Elbistân, Malatyave Besni'yi alıp tahribi üzerine Mehmed Bey ona itaate mecbur oldu. Mehmed Bey ÇelebiMehmed Sultan ile iyi münasebetlerde bulundu. Buna mukabil Ramazanoğulları veKaramanoğulları'na karşı daimî surette savaştı. Memlûklular bu hizmetinekarşılık ona Kayseri şehrini verdiler.

Mehmed Bey 1442den sonrayerine oğlu Süleymân Bey geçmişti. Süleyman Bey Osmanlılar ve Memlûklulara kızvererek akrabalık tesis etti ve bu devletlerle olan dostluğunu sürdürerek DulkadırlıBeyliği'nin varlığını korudu. Daha sonra beyliğe zaman zaman Osmanlı ve MemlûkluDevletleri'nin müdahale ederek kendi adaylarını Dulkadırlı beyi tayinettirmişlerdir. Alâaddin Devle Bozkurt Bey (1479-1515) Osmanlıların desteğinisağlayarak beyliğin başına geçmişti.

Ancak o da Osmanlılara cephealınca. dört oğlu ile beraber öldürüldü. Yerine Ali bey tayin edildi. Ali Bey,Sultan I. Selim'in Mısır seferinde ve daha sonra Şam valisi Canberdi Gazâlîisyanında Osmanlılara önemli hizmetlerde bulundu, fakat kıskanç Ferhat Paşa'nın onusultana fitnelemesi üzerine öldürüldü.

Eretnaoğulları 

Eratnaoğulları,İlhanlıların Anadolu'da en mühim vârisi olmuştur. Devlet, 1327-1380 arasında 53yıl sürdü. 1327-1335 arasındaki sekiz yılda Eretna Bey, İlhanlılar'ın Anadoluumumî valisi idi. 1335'te istiklâl kazandı. Fakat 1338-1343 arasında 5 yılMemlûkler'e tabî olmaya mecbur bulundu. Bu tarihten sonra istiklâlini devam ettirdi.Önce Sivas olan başkent, sonra Kayseri'ye nakledildi. Bütün Anadolu Türk devletlerigibi Sünnî/Hanefî mezhebinden olan Eretna devletinin kurucusu Eretna veya Ertana Bey(aslı Ertene'dir, fakat Uygur metinlerinde "Aratna" şekli de vardır),Türkmen olmayıp İlhanlı hizmetinde Uygur beylerindendir. Babası Cafer Bey deKayseri'de ölmüştür. Eretnaoğulları ile bu suretle Anadolu'ya bir miktar UygurTürkü de girmiştir

Devlette babadan oğula 4hükümdar gelip geçmiş, kendilerini İlhanlılar'ın meşru halefi sayan buhükümdarlar "sultân" unvanını takınmışlar, fakat daha çok"Bey" diye anılmışlardır. Bunlar sırasıyla Eretna, Mehmed, Ali ve II.Mehmed Beyler'dir. Eretna Bey, kızkardeşini meşhur İlhanlı kumandanı EmîrÇoban'ın oğlu Emîr Demirtaş'a vermiştir. Halası ile Karamanoğulları'nın atasıNûre-Sûfî Bey ile evliydi. Erkek kardeşi Barak Bey'in oğlu Mutahharten Bey,Yıldırım Bâyezid-Timur mücadelesinde Timur'un safında mühim rol oynamış, 1375yıllarından 1404'e kadar takriben 29 yıl Erzincan beyi olmuştur. Mutahharten Bey, 1379sıralarında Erzurum beyi de bulunmuştur. Erzincan 1401 Temmuzundan 28 Temmuz 1402'yekadar l yıl Osmanoğulları'na geçmiş, Mutahharten, Timur'a sığınmıştır.Mutahharten Bey, ilk zamanlarda Bayburd beyi idi.

Bu beyliğin kurucusuEretna, Uygur Türkleri'nden olup Moğollar'ın Anadolu valisi Timurtaş'ın maiyyetindeidi. Orta Anadolu'da XIV. yüzyıl ortalarına doğru kurulmuş olan birbeyliktirTimurtaş, Anadolu'yu istilâ ile yayılma hareketine girişmiş, fakat babasıEmir Çoban'ın İlhanlı hükümdarı Ebû Said Bahadır (1317-1335) ile arasınınaçılması neticesinde Mısır'a kaçmış ve yerine Eretna'yı vekil bırakmıştı(1328).Timurtaş'ın yerine Büyük şeyh Hasan Celâyirî Anadolu valisi tayin edildi.Eretna memleket işlerini iyi bildiğinden dolayı yine iş başında kaldı. Ebû SaidBahadır'ın evlât bırakmadan ölümü üzerine meydana çıkan karışıklıklardanfaydalanarak Moğol ülkesinde kendisine bir yer kapmak isteyen Büyük şeyh Hasanİran'a gitmiş ve Eretna Anadolu'da onun vekili olarak kalmıştır. Daha sonra Irak'tayerleşen Büyük Şeyh Hasan'dan ümidini kesen Eretna, Memlûk Sultanı Melik Nâsır'a(1309-1340) müracaatla onun himayesine girmiştir (1338).

Azerbaycan'da durumu kuvvetlenenTimurtaş'ın oğlu Küçük Şeyh Hasan'ın itaat teklifini Eretna kabul etmedi. Küçükşeyh Hasan Anadolu'nun doğusunu alarak beraberinde hükümdar ilân ettiği Süleymanile Eretna'nın üzerine yürüdü. İki ordu Sivas ile Erzincan arasındaki Karanbük'dekarşılaştılar. Bu savaşta Eretna galip gelmiş ve çok ganimet almıştır(1343).Eretna'nın bu savaştan sonra nüfuz ve şöhreti artmış, Alâeddîn ünvanıile sultanlığını ilân etmiştir (1344). O, aşağı yukarı bütün Orta Anadolu'yahâkim olmuştur. Devletin başkenti önce Sivas sonra Kayseri idi. Ülkesini gayet iyi veâdilane surette idare etmiştir. Eretna 1352 yılında ölmüştür. Yerine onunemirlerinin aldığı kararla küçük Gıyaseddîn Mehmed hükümdar ilân edildi.Büyük oğlu Cafer muhalefete kalkıştıysa da yenilerek Mısır'a kaçtı.

Mehmed Bey genç olduğundandevlet idaresi vezir Ali şah'ın elindeydi. Çok geçmeden Ali şah isyan etti. MehmedMemlûkler'in yardımı ile onu yendi, Ali şah savaşta öldü (1364). Ancak Amasya EmiriHacı Şadgeldi Paşa'nın tahriki ile harekete geçen beyler Mehmed Bey'i Kayseri'deöldürdüler. Yerine küçük yaştaki oğlu Alâeddîn Ali hükümdar oldu (1365). Bukarışık durumdan faydalanan Karamanoğulları Niğde ve Aksaray'ı ele geçirdiler.Memleketteki valiler ise kendi başlarına harekete başlamışlardı. KaramanoğullarıKayseri'yi aldığı zaman Ali Bey Sivas'a kaçtı.

Eretnaoğulları devleti, engeniş şekliyle, Türkiye'nin şimdiki şu vilâyetlerini kaplıyordu: Ankara,Kırşehir, Nevşehir, Yozgat, Tokat, Çorum, Amasya, Niğde, Kayseri, Sivas, Erzincan,Erzurum, Tunceli, Samsun, Gümüşhane, Güney Giresun, Kuzey Malatya (asıl Giresun veMalatya şehirleri dahil değil). Bu arazi, 214.000 km2 etmektedir. 1360'a doğru devlet,ancak 142.000 km2 bir yer işgal etmekteydi ve Ankara, Niğde, Kırşehir, Nevşehir,Samsun gibi birçok yerleri, Anadolu Beylikleri'ne kaptırmıştı.

Kadı Burhaneddin, şehriKaramanoğulları'ndan geri almayı başardı. Ali Bey Kadı Burhaneddîn'i vezir ilânetmesine rağmen devlet idaresinde başarılı olamadı
Ali Bey 1380 yılına kadar ismen hüküm sürdü ve bu tarihte Kazâbâd'da vebadanöldü. Yerine henüz 7 yaşındaki oğlu Mehmed hükümdar oldu. Şarkî Karahisar ValisiKılıçarslan'ı ona naib yaptılar. Fakat bir müddet sonra Kadı Burhaneddîn,Kılıçarslan'ı öldürerek niyabeti ele aldı ve çok geçmeden de 1381'de Mehmed Bey'itahttan uzaklaştırarak sultanlığını ilân etti ve bu suretle Eretna devleti sonaerdi.Eretna Beyliği'nden Sivas Güdük Minare, Kayseri Köşk Medrese, Kayseri SırçalıKümbet ve Ali Cafer Kümbeti, Niğde Sungur Ağa Câmii ve kümbeti gibi eserlerzamanımıza kadar gelmiştir.

Eşrefoğulları

Eşrefoğulları, 13.yüzyılın ikinci yarısında Beyşehir ve Seydişehir taraflarında kurulmuş bir TürkBeyliği'dir. Beyliğin kurucusu Seyfeddîn Süleyman b. Eşref, TürkiyeSelçuklularının uç beyi idi. Selçuklu sultanı III. Gıyâseddîn Keyhüsrev,İlhanlı sultanı tarafından öldürülmüş 1284 ve yerine II. Gıyâseddîn Mes'ûdgeçmişti.

Öldürülen sultanınannesi, iki torunu için Eşrefoğullarından yardım isteyerek Konya'ya çağırdı.Eşrefoğlu'na saltanat nâibliği verildi. Bu şehzâdeler 13 Mayıs 1285'de tahtaçıkarıldı. Fakat bir ay sonra Selçuklu ordusunun gelmesi üzerine Eşrefoğullarıtekrar Beyşehir bölgesine çekildiler. Daha sonra Eşrefoğulları Sultan II.Gıyâseddîn Mes'ûd ile barışmış ve Konya'ya giderek itaat arz etmişlerdir. Buarada beyliğin merkezi ise Beyşehir olmuştu.

İlhanlı beylerbeyi EmîrÇoban'a itaat edenler arasında Eşrefoğlu Mehmed Bey de vardı (1314). Mehmed Bey'densonra emîr olan II. Süleymân-şâh zamanında ise, uclarda bağımsızlıklarınıkorumağa çalışan beyliklere karşı Moğol valisi Timurtaş harekete geçti.Timurtaş, Beyşehri zabt ve yağma etmiş, II. Süleymân-şâh'ı Beyşehir gölüneattırmak suretiyle öldürtmüştür (1326). Bu suretle Eşrefoğulları Beyliği sonaermiştir.
Eşrefoğulları mimârî eserlerinden Seyfeddîn Bey'in Beyşehir'de yaptığı câmii vemihrabı çok güzel olup, Selçuklu mimârîsinin bir devamıdır.

Germiyanoğulları

İlk zamanlarda, XIII.asırda Selçuklular'ın uç beyleri arasında Karamanoğulları'ndan sonra en kudretlisive en büyüğü, Germiyanoğulları idi. Beylik, 1260 yıllarından 1390'a kadar takriben130, sonra 28 Temmuz 1402 Ankara muharebesinden 1429 Şubatına, kadar tekrar 27 yılolmak üzere takriben 156,5 sene devam etmiştir.

Germiyan aşireti XIII.yüzyılda ilk defa Malatya taraflarında görülür. Daha sonra Germiyanoğulları,muhtemelen Moğolların baskısı üzerine Kütahya bölgesine göç etmişlerdir.Germiyanoğulları bu bölgede Türkiye Selçuklu sultanı II. Gıyâseddîn Mes'ûd veMoğollara karşı bağımsızlıkları için mücadele ettiler.

Bu beyliğin asıl kurucusuKerîmüddin Alişîr'in oğlu I. Yakûb'dur. Yakûb Bey ikinci kez sultan olanGıyâseddîn Mesûd 1302-1310'a tâbi olmayarak İlhanlıların hâkimiyetini tanıdı.Kurduğu beyliğin merkezi Kütahya idi. Yakûb Bey'in idaresindeki Germiyanoğulları,Anadolu beyliklerinin en kuvvetlilerinden birisi olup, Bizans bu beyliğe her yıl muayyenbir vergi ve hediyeler göndermekte idi.Devletin başkenti Kütahya şehriydi. 1381'deKütahya, Simav ve Tavşanlı, Osmanlılar'a verilmiş, Germiyanoğulları, Kula'yaçekilmişlerdir.

Germiyanoğulları, BatıAnadolu'da mühim yerleri kesin şekilde Bizanslılar'dan fethedip Türkleştiren Türkmenhanedanlarının başında gelir. Onun için prestijleri çoktu.
En geniş şekliyle beylik, bugünkü Kütahya, Uşak, Denizli, Afyon vilâyetleri ileManisa vilâyetinin doğusunu kaplıyordu. Bu topraklar 44.000 km2 eder.Aydınoğulları'nın da Germiyanlılar'a tabî olduğu düşünülürse, beylik, Ege'yedayanıyor demektir. 1360'a doğru beylik, 37.000 km2 kadardı. Germiyanoğulları, Afyonve çevresini Sâhib Ataoğulları'ndan almışlardır.

Denizli'de 92 yılsaltanat süren İnançoğulları, Germiyanoğulları hânedânındandırlar.
Yakûb Bey ise 1314'de Alaşehir'i zaptetmiş ve haraca bağlamıştır. Aynı yıliçinde Anadolu'ya gelen İlhanlı beylerbeyi Emîr Çoban'a itaat etti. Süleymânşâh1361-1387'ın saltanatının ilk yılları sakin geçti. Fakat onun Karamanlılar ileHamidoğulları arasındaki mücadelede, Hamidoğullarından İlyas Bey'in tarafınıtutması, Karamanlılar ile arasının açılmasına sebep oldu. Süleymân Şâh bubaskı sebebiyle Osmanlılar ile anlaşmak istedi. Bu maksadla da kızını Sultan I.Murad'ın oğlu Bayezid'e vermeyi ve çehiz olarak da bazı şehir ve kasabalarıOsmanlılara bırakmayı teklif etti.

Yakûb Bey 1399'da tutuklubulunduğu İpsala'dan kaçarak Timur'un yanına kadar gitmeyi başarmıştır. Ankarasavaşı 1402'ndan sonra Timur ona ülkesini iade etti.
II. Yakûb Bey böylece Timur'un hâkimiyetini tanımış oluyordu.Osmanlı şehzâdeleriarasındaki taht mücadelesinde ise, yeğeni Çelebi Mehmed'in tarafını tutmuştu.Karamanlılardan Mehmed Bey'in iki yıl üst üste yaptığı sefer neticesi ülkesiniterke mecbur kalan Yakub Bey, Çelebi Mehmed'in Karamanlıları yenmesi üzerine tekrarbeyliğinin başına geçmişti (1414).

Kısa bir sükunetdevresinden sonra, Yakub Bey ile Karamanlılar, Sultan II. Murad'a karşı ÇelebiMehmed'in öteki oğlu Mustafa Çelebi'nin tarafını tuttular. Mustafa Çelebi'ninİznik'te öldürülmesinden (1423) sonra, Yakub Bey Osmanlılar ile iyi geçinmeyi tercihetti. Yakup Bey erkek evlâdı bulunmadığı için ülkesini ölümünden sonraOsmanlılara bıraktı. Ölümünden sonra Germiyanoğulları Beyliği tamamıyla OsmanlıDevleti'nin idaresi altına girmiş oldu (1429)

Germiyanoğulları,zamanımıza kadar gelmişler ve Osmanlı hizmetinde sadrazamlığa, dâmâdlığa kadaryükselen birçok şahsiyetler yetiştirmişlerdir.

Germiyanoğulları
1. Kerimeddin Ali Şir Bey (12607-1264)
2. I. Yâkub Bey (1264-1325)
3. Mehmed Bey (13257-1360)
4. Süleyman Şâh Bey (Âdil) (13607-1387)
5. II. Yâkub Bey (1387-1390)
Germiyanoğulları sarayı bilim adamlarının ve şairlerin yüksek himâyeye nâiloldukları bir yerdi. Bilhassa Süleymân Şâh ve II. Yakûb Bey zamanlarında iktisadîve sosyal hayat çok gelişmiş, Kütahya Anadolu beylikleri içinde kültür bakımındanen üst seviyeye ulaşmıştı.
Mimari eserlerin büyük kısmı Kütahya'dadır ve bunlardan en önemlisi II. YakubBey'in yaptırdığı kendi türbesini de içine alan, medrese ve imaretten ibaretkülliyedir.

Hamîdoğulları 

Bu beyliğin kurucusuHamid oğlu Dündar Bey'dir. 1280-1324 yılları arasında 44 yıl hüküm sürdüktensonra İlhanlılara katılmış, ancak 3 yıl sonra tekrar bağımsız olarak 1327'den1391'e kadar yaşamıştır. Isparta, Burdur, Şuhut, Akşehir, Beyşehir, Seydişehir,Yalvaç, Elmalı, Korkuteli, Serik, Manavgat, Akseki bölgesinde hüküm sürüyordu.1374'te topraklarının önemli bir bölümünü Osmanlılara terk etti. 1391'de deYıldırım Bayezid tarafından tamamen Osmanlı topraklarına katıldı.

Hamîdoğulları'nın birIsparta, bir de Teke (Antalya) şubesi vardır. Isparta şubesi, 1280 yıllarından 1324'ekadar 44 yıl, sonra 1327'den 1391'e kadar 64 yıl, toplam 108 yıl sürmüştür.Tekeoğulları, 1423'e kadar takriben 123 yıl devam etmiştir. Beylik, 1308'e kadarSelçukoğulları'na, 1324'e kadar İlhanlılar'a tabî olmuş, 1324-1327 arasında 3 yılİlhanlı devletine katılmış, 1327'de yeniden meydana çıkmış, 1335'e kadarİlhanlılar'a tabî olmuş, sonra istiklâl kesbeylemiştir. 1374'te I. Sultan Murad,Akşehir, Yalvaç, Beyşehri, Karaağaç, Seydişehri'ni 80.000 altın karşılığındaOsmanlılar'a bırakmaya Hüseyin Bey'i mecbur etmiştir. Bu suretle bu tarihten sonrabeylik çok küçülmüş, Beyşehri gölünün batısına çekilmiştir. 1391'deYıldırım Sultan Bâyezid, ülkeyi Osmanlı birliğine katmıştır. Timur,Hamîdoğulları'nın bu şubesini Ankara muharebesinden sonra ihya etmemiştir. Çünkübu, Osmanlılar kadar Karamanlıların da aleyhine olurdu.

Başkent 1310 tarihlerinekadar Uluborlu iken, sonradan Dündar Bey'e izafeten "Felek-Âbâd" denenEğridir'e getirilmiştir. Osmanlılar zamanında Isparta'ya "Hamîd-İli"denmiştir.Beylik, en geniş şekliyle İsparta ve Burdur vilâyetlerinin tamamını,Şuhut, Akşehir, Beyşehri, Seydişehri kazalarını, Antalya'nın merkez kazası ileElmalı, Korkuteli, Serik, Manavgat, Akseki kazalarını, hattâ tâbiiyet yoluylaMenteşeoğulları'na ait Kaş ve Finike'yi içine almıştır. Bu arazinin büyüklüğütakriben 30.000 km2dir. Bundan 14.000 km2si Tekeoğulları beyliğini teşkil etmektedir.I. Murad'a satılan topraklar da 8.000 km2dir.
Türkiye Selçukluları Devleti'nin son yıllarında Isparta, Eğridir ve havalisindebulunan Türkmenlerin reisi Felekeddîn Dündar Bey, XIV. yüzyılın başlarındaHamîdoğulları Beyliği'ni kurmuştu. Dündar Bey kuruluştan sonra Gölhisar, Korkutili e Antalya'yı ele geçirerek ülkesinin hudutlarını güneye doğru genişletti.

1314'de Anadolu'ya gelenEmîr Çoban'a itaat edere İlhanlıların hâkimiyetini tanıdı. Fakat İlhanlılarınAnadolu valisi Timurtaş, Dündâr Bey'i öldürerek Hamîdoğulları Beyliği'ninEğridir şubesi topraklarına sahip oldu (1324). Ancak babası Emîr Çoban'ın,İlhanlı sultanı Ebû Saîd ile arasının açılması ve öldürülmesi üzerineTimurtaş Mısır'a kaçtı (1327). Bu durumdan yararlanan Dündâr Bey'in oğlu Hızır,beyliği yeniden kurdu.
Dündâr Bey 1321'de Antalya'yı zaptederek kardeşi Yûnus Bey'e bırakmış, bu suretleHamîdoğullarının Antalya şubesi (veya Tekeoğulları) teşekkül etmişti. YûnusBey'in yerine daha sonra Mahmûd Bey geçti. Timurtaşın Memlûklulara sığınmasıüzerine, Mahmûd Bey de Kahire'ye kaçtı ve orada hapsedildi.

Daha sonra SultanYıldırım Bayezid 1390'da Antalya'yı zabtederek, Teke ili ile beraber oğlu İsâÇelebi'ye sancak olarak verdi. Hamîdoğullarından Osman Çelebi Ankara Savaşı'ndan(1402) sonra Timur'un hâkimiyetini tanıdı ve Antalya'yı geri almak içinKaramanoğullarından yardım istedi. Bunu haber alan Osmanlılar Osman Çelebi'yi birbaskın sonucu öldürdüler. Bu suretle Hamîdoğullarını Antalya şubesi de ortadankalkmış ve arazileri de Osmanlıların eline geçmiştir (1423).

Bu beyliğin arazisi küçüksede, Antalya limanı ile önemli bir ticaret merkezine sahibti. Bilhassa XIV. yüzyılınilk yarısında göller bölgesinin halı, kilim, astarlık dokuma ve pamuklu gibieşyaları buradan ihrac edilmekteydi. Hamîdoğullarından zamanımıza, Eğridir'dekiDündâr Bey (vaya Taş Medrese), Antalya'daki Emîr Sinaneddîn Medresesi ve Yivli MinareCâmii gibi eserler kalmıştır.

Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti 

Eretnaoğulları'nınveziri Kadı Burhâneddin Ahmed, onları devirip "sultan" unvanı ile Sivas'tatahta geçmiştir. Türk tarihinin seçkin şahsiyetlerinden olan büyük âlim, şair vedevlet adamı Kadı Burhâneddin, Kayseri kadısı Şemseddin Mehmed'in, o da KadıSirâceddin Süleyman'ın oğludur.

Burhâneddin'inbüyükbabasının büyükbabasının babası olan Sevinçoğlu Resul oğlu Mehmed,1230'da Harzem'den Kastamonu'ya yerleşmişti. Oğuzlar'ın Salur boyundan idi. Arabça,Farsça, bilhassa büyük dîvânı ile Türkçe'de mühim bir şair olan KadıBurhâneddin, daha çok Oğuz lehçesinin Azerî şivesini kullanmıştır, ilmî eserleride vardır.

Dulkadıroğlu Süli Bey'inkızı ile evliydi. Süli Bey'in hem damadı, hem kayınpederiydi. Kızkardeşinin oğluolan Şeyh Müeyyed, Kayseri valisi iken 1396'da ölmüştür. Kızlarından HabîbeSelçuk Hatun, Dulkadıroğlu Süli Bey'le evlenmiş ve 1447'de ölmüş, Mısır Hatunise Dulkadıroğlu Mehmed Bey'le evlenmiştir. Büyük oğlu Mehmed Bey, 1391'de 11yıllık velîahd iken ölmüştür. Annesi Dulkadır Prensesi olan küçük oğluAlâeddin Ali Zeynelâbidin Bey, 1398'e kadar 7 yıl velîahdlık etmiş, babasındansonra birkaç hafta hükümdar olmuş, önce Dulkadır, sonra Osmanlı hizmetine girmiş,1445'e kadar yaşamıştır. Kadı Burhâneddin, öldürüldüğü zaman, henüz gençti.Devleti, Osmanoğlu Yıldırım Bâyezid'e geçti.

KadıBurhâneddin'in Mücadeleleri

Eretna Devleti'nde iktidarıele geçirmek için yapılan mücadelede Kadı Burhaneddin rakiplerini öldürerek nâiboldu.Bir müddet sonra da Sivas'da sultanlığını ilân etti (1381). KadıBurhâneddîn, hükümdarlık süresi içinde Amasya Emîrliği, Erzincan Emîrliği,Candaroğulları, Karamanoğulları ve Tâceddînoğulları ile mücadele ederek bubeylikler üzerinde nüfuz tesisine muvaffak oldu.

Memlûk Sultanı Berkûk ileKadı Burhâneddîn arasında dostluk ancak Timur tehlikesi sebebiyle kurulabildi. KadıBurhaneddin Akkoyunlular ile önceleri kötü olan münasebetleri ise 1386'dan sonradüzelmişti. 1389'daki Kosova savaşına kadar Osmanlılar ile onun arasındaki dostanemünasebetler devam etti. Bu tarihten sonra onun batıya yayılma siyaseti ve Osmanlınüfuz sahasını tehdide başlaması, ayrıca Tâceddînoğulları ve Candaroğullarıgibi beyliklerin tahrikleri ile iki devtet arasındaki dostluğun bozulmasına sebepolmuştu.

Neticede bu iki devletarasında savaş kaçınılmaz oldu ve Kadı Burhaneddin öncü kuvvetleri Osmanlıöncülerini Çorumlu sahrasında ağır bir yenilgiye uğrattı (1392).
İki taraf arasındaki mücadele, Timur tehlikesi ortaya çıkınca yerini tekrar dostanemünasebetlere bıraktı. Kadı Burhaneddin daha sonra Akkoyunlular ile arası açıldı.Akkoyunlulardın Karayülük Osman Bey Sivas yakınındaki savaşta, Kadı Burhaneddin elegeçirmiş ve öldürmüştü (1398).

Sivas halkı KadıBurhaneddin'in on dört yaşında bulunan oğlu Alaeddîn Ali'yi hükümdar ilân etti. Busırada Timur'un Anadolu'yu istilâ tehlikesi başgösterdi. Bu tehlike karşısındadevleti idare edecek kuvvetli bir şahsiyet bulunmadığından Sivas halkı şehriYıldırım Bayezid'e teslim etti. Bu suretle Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti sonaeriyordu (1398).

Karaisaoğulları

Karasıoğullan,Osmanlılar'ın ilk ilhak ettikleri Türkmen Beyliği'dir. Karasıoğulları,Dânişmendoğulları hânedânındandır. Karası Bey'in babası Kalem Şâh Bey, onunkiYağdı Bey, onunki 1250 sıralarında ölen Nizâmeddin Suhrâb Bey, onunki MuzaffereddinMahmud Bey, onunki Melik Yağıbasan, onunki Melik Gazi, onunki de Melik DânişmendGazi'dir. Dânişmendoğulları, devletlerini kaybettikten sonra, Bizans sınırında uçbeyi olmuşlardı. Karası Bey'le babası Kalem Şâh Bey, bu suretle KuzeybatıAnadolu'da birçok yerleri Bizans'tan fethetmişler ve kesin şekildeTürkleştirmişlerdir. Karası Bey, Balıkesir ve Bergama fâtihidir. Balıkesir,devletin merkezi olmuştur.

1303 sıralarından 1345'ekadar takriben 42 yıl devam eden bu Türkmen prensliği, 1303-1308 arasında Selçukluuç beyi olmuş, 1308-1335 arasında İlhanlılar'a, 1335-1345 arasında daOsmanoğulları'na yani Orhan Gazi'ye tabî bulunmuştur.

Önceleri Güney Marmara'yaerişemiyen Karasıoğulları, zamanla kuzeye doğru ilerlemişler, Bizans'ı tamamenGüney Marmara'dan atmışlardır. Bu suretle bugünki Balıkesir vilâyetine, Çanakkalevilâyetinin Asya topraklarına (Bozcaada hariç), Bergama, Dikili, Soma kazalarınahâkim olmuşlardır. Bu topraklar, 24.000 km2 eder.

Karası Bey'den sonra torunuDemir Han Bey, hükümdar olmuştur. İkisinin arasında, Karası Bey'in oğlu ve DemirHan Bey'in babası olması lâzım gelen Aclân Bey vardır. 1335'te Osmanlı nüfuzunagiren Demir Han Bey, 1345'te bütün beyliğin Osmanlılar'a katılması üzerine Bursa'yagelmiş, 1347'de orada ölmüştür. Oğlu Cüce Han Bey'le beraber Bursa'da Deveciler'degömülüdür.

Karası Bey'in diğeroğulları Yahsı Han Bey'le 1325 sıralarında Orhan Gazi'nin hizmetine girip 1345'teKarasıoğulları tarafından öldürülen Dursun Bey'dir.Yahşı Han Bey, babasınınölümü üzerine Bergama beyi olmuştur. 1344'e kadar takriben 19 yıl Bergama'dakalmıştır. 1341 ve 1342'de iki kere Çanakkale Boğazı'nı geçip Geliboluyarımadasına çıkmışsa da, başarı kazanamamıştır. Maamafih, bu seferler,Osmanoğlu Süleyman Paşa'ya yol göstermiştir. Esasen bu bölgeleri çok iyi tanıyanKarası kumandanları, Velîahd Şehzâde Süleyman Paşa'nın hizmetine girmişlerdir.

Yahşı Bey'in oğlu olduğusanılan Süleyman Bey de 1343'te Karasıoğulları'nın 3. Gelibolu seferiniyapmıştır. 1345'te Osmanlılar'ın Çanakkale beyi olan Süleyman Bey, 1361'e doğruyani Orhan Bey'in son zamanında ölmüştür. Bizans generali Vatatzes'in kızı ileevliydi. Oğlu Mustafa Bey, Mustafa Bey'in oğullan Kutlug Melik ve İsa Beyler,Kutlug-Melik Bey'in oğlu Mustafa Bey, İsa Bey'in kızı da Hundî Hatun'dur.

Karamanoğulları Beyliği 

Türkçe'den başka dilinkonuşulmasını yasaklayan Karamanoğulları, Osmanoğulları'nın en büyük rakibiidi.Anadolu'da yaklaşık 230 yıl hüküm süren bu beylik, Türkmen beyliklerininOsmanoğulları'dan sonra en önemlisi, en kudretlisidir. Merkezi Karaman (o zamanki adıLarende) olan geniş bir bölgede, güçlü bir devlet olarak hüküm sürmüş ve BüyükSelçuklu Devleti'nin halefi, Anadolu'nun hakimi olmak için Osmanlılarla mücadeleetmişlerdi. "Karaman Tacı" bir prenslik değil, bir krallıksayılmıştır.

Konya'yı yani TürkiyeHâkanlığı'nın sabık başkentini ellerinde tutan Karamanoğulları, Selçuklular'ınhalefi olarak kendilerini takdim eylemişlerse de, Osmanoğulları'nın jeopolitikvaziyetinden, gazalarının yarattığı prestijden ve hükümdarlarının emsalsizdehâsından mütevellit bulunan rekabet ve üstünlüğü karşısında, bu iddialarıhayalden öteye gidememiştir. Anadolu Birliği'ni yapmak ve Türkiye Hâkanlığı'nıyeniden inşa etmek istiyen Osmanoğulları'na en büyük güçlük çıkartanlar,Karamanoğulları'dır. Osmanlılar'ın şevket ve azametini zedelemek, mümkünse yıkmakiçin, Avrupa Hıristiyan devletleri ile bile ittifak akdetmişlerdir.

Karaman Türkmen Beyliği,1250 yıllarından 1487'ye kadar takriben 237 yıl sürmüştür. Fakat son yıllar,mutlak Osmanlı hâkimiyeti altında geçmiş ve Karamanoğulları, İçel'de küçük birtoprak parçası ile iktifa eylemişlerdir. Karamanoğulları, 1308'e kadar TürkiyeHâkanlığı'nın bir parçasını meydana getirmişler ve Selçukoğulları'na tabîolmuşlardır. Hattâ Selçukoğulları'nı İlhanlı boyunduruğundan kurtarmak içinmillî ihtilâller çıkarmışlar ve Memlûk Türkleri tarafından desteklenmişlerdir.Karamanoğulları'nın Orta Anadolu'da prestijleri bu yüzden İlhanlı tahakkümündenbıkan Türk halk tabakaları arasında çok artmıştır.

1335'e kadarKaramanoğulları, mecbur oldukça İlhanlılar'a tabî olmuşlar, fakat bu tâbiiyetbağını koparmak için her türlü fırsatı kullanmışlardır. Bu tarihten sonraistiklâl kazanmışlarsa da, Memlûk tesiri ülkeden eksik olmamıştır. Karamanlılar,Memlûkler'in hâkimiyet sahasına doğru yayılma temayülleri gösterdikleri için,arada çatışmalar olmuştur. 1399'dan 28 temmuz 1402 ye kadar 3 yıl Karaman Beyliği,Osmanlı İmparatorluğu'na katılmış, Ankara felâketinden sonra Timur tarafından,eskisinden daha genişçe olarak diriltilmiştir. 1399'a takaddüm eden senelerde deKaramanlılar, Osmanlı nüfuz sahasına girmişler, hattâ onu metbû tanımışlardır.1417'de Memlûkler'i metbû tanımışlar, fakat az sonra tekrar Osmanlılar'ı metbûtanımaya mecbur olmuşlardır. Bununla beraber her fırsatta Osmanlılar'a başkaldırmaktan geri durmamışlardır.

1250 yıllarından 1256yıllarına kadar takriben 6 yıl Ereğli, 1256 yıllarından 1261'e kadar takriben 5 yılErmenek, Beylik başkenti olmuştur. Sonra başkent o zaman daha çok "Lârende"denen Karaman şehrine nakledilmiş, sonuna kadar bu şehirde kalmakla beraber Konya,zaman zaman, ülkenin en büyük şehri olmak haysiyetiyle taht şehri de olmuş ve bazıbeyler burada oturmuşlardır.Karamanoğulları, Oğuzlar'ın Kaçar boyu beylerinden olanAhmed Sâdeddin Bey'in oğlu Nûre Sûfî Bey'den inmişlerdir. Nûre Sûfî Bey, EretnaBey'in halası ile evli idi.

2,5 asırlık tarihleriboyunca Karaman toprakları büyüyüp küçülmüştür. Önceleri asıl İçel'e yaniGöksu'nun batısında kalan topraklara, Manavgat Çayı'nın doğusunda kalan topraklarlaAlâiye'ye, Ermenek, Hadım, Bozkır, Karaman, Ereğli taraflarına hâkim olmuşlardır.Zaman zaman Konya'ya girmişlerse de, Selçukoğulları namına hareket etmiş,hükümdarlık iddia etmemişlerdir. Anadolu'da İlhanlı hâkimiyeti kalktıktan sonraKonya'yı, Ankara'ya kadar ele geçirmişlerdir. 1417'de Tarsus'u Memlûkler'ebırakmışlar, 1433'te Beyşehri'ni Osmanlılar'dan almışlar, 1437'de Kayseri'yiOsmanlılar'a vermişler, fakat Develikarahisar sonuna kadar Karamanlılarda kalmış,1465'te Osmanlılar tarafından Akşehir, Beyşehir ve Ilgın'dan daçıkarılmışlardır.

En geniş şekliyle Karamanbeyliği, bugünkü Türkiye'nin şu vilâyet ve kazalarına yayılmıştır: Konya,Niğde, Kayseri, Ankara, Nevşehir, İçel, Kırşehir vilâyetlerinin tamamı, Antalyavilâyetinin doğu yarısı. Ankara'daki Ahi Cumhuriyeti, Karaman nüfuz ve tâbiiyetindebulunmuştur. Karamanlılar, batıya doğru Antalya, İsparta, Afyon sahalarında zamanzaman yukarıda gösterilen sınırları da aşmışlardır. Yukarıda gösterilentopraklar, 146.000 km2 tutmaktadır. Bu topraklarda o zamanlar 2 milyon nüfus olduğunutahmin edebiliriz. 1360'a doğru olan sınırlârıyla Karaman beyliği, 100.000 km2kadardı.

l. Mehmed Bey'in TürkçeyiTürkiye'nin Tek Resmî Lisanı Olarak İlânı (13 mayıs 1277)
Karamanoğlu I. Mehmed Bey, Selçuklu Hanedanı namına Konya'da:
"Bugünden sonra divanda, dergâhta, bârgâhta,mecliste ve meydanda Türkçe'den başka dil kullanılmaması" hakkındakimühim fermanını neşretmiştir. Bu suretle resmî devlet işlerinde kullanılan Arabçave bilhassa Farsça'nın hâkimiyetine büyük bir darbe vurulmuştur. Osmanoğulları,Türkçe'nin mutlak hâkimiyetini XVI. asırda temin eylemişlerdir. Mehmed Bey'infermanı, Türk kültür tarihinin mühim hâdiselerindendir. Bugün "DilBayramı" olarak her yıl 13 Mayısta Karaman'da Türkiye ölçüsündekutlanmaktadır.

Lâdik (Denizli) Beyliği veya İnançoğulları 

İnançoğulları,Germiyanoğulları hânedânındandır. Fakat İnanç Bey'le babasının hangi Germiyanbeyinin oğlu veya kardeşi olduğunu şimdilik bilmiyoruz. Bunlar o zaman"Lâdik" denen Denizli başkent olmak üzere Denizli bölgesinde hükümsürmüşlerdir. Topraklan 8.000 km2yi geçmemiştir. 1276'dan 1368'e kadar 92 yıl devametmişlerdir.

Önce Selçuklu valisi,sonra 1335'e kadar İlhanlılar'a tabî olan Germiyanoğulları'na tabî olmuşlardır."Denizli Beyleri" de denen İnançoğulları'nın ilki Ali Bey, TürkiyeHâkanlığı'nın Denizli valisi idi. Oğlu İnanç Bey ve diğer oğlu Toğan Paşa, onumakamında istihlâf etmişlerdir. Toğan Paşa'dan sonra oğlu Arslan Bey ve bunun oğluİshak Bey, tahta çıkmışlardır.

Moğol istilâsı önündenAnadolu'ya kaçan ve yerleşen Türkmenler arasında en kuvvetlilerini Denizli (Lâdik),Honas ve Dalaman bölgesinde bulunanlar teşkil etmekteydi. Başlarında uc gazisisıfatlarını taşıyan Mehmed Bey, kardeşi İlyas, damadı Ali Bey gibi beyler vardı.Mehmed 1261'de Sultan II. İzzeddîn Keykâvus'a karşı ayaklanmış ve ertesi yılİlhanlı Sultanı Hûlâgû'ya (1256-1265) bağlı olarak Denizli beyliğinikurmuşlardı (1262).
Daha sonra Mehmed Bey İlhanlılar tarafından mağlûp edilerek yakalandı veöldürüldü. Ona ihanet eden Ali Bey Türkmenlerin başına geçti ve bir süreSelçuklulara tâbi olarak kaldı. Daha sonra Selçuklu Devleti'ne sadakatsizlik gösterdive bu da beyliği kaybetmesine sebep oldu.

Bundan sonra Denizli bölgesininbir süre için Sahip-Ataoğullarının eline geçtiği anlaşılıyor. Bu bakımdanİnanç Bey'in hangi tarihte beyliğin başına geçtiği kesinlikle bilinemiyor. 1314yılında İlhanlı Beylerbeyi Emîr Çoban Anadolu'ya geldiği zaman ona itaat edenlerarasında İnanç Bey de bulunuyordu. Beyliğin sonuncu emîri İshak ise ilmi vebilginleri koruyan bir şahıstı. Lâdik (Denizli) beyliği, Denizli şehrininGermiyanoğullarının eline geçmesi ile son bulmuştur (1368).

Pervâneoğulları

Selçukoğullarına bağlı idi. 1277'de Muineddin Mehmed Bey tarafından kuruldu. Mehmed Bey saray nazırıdemek olan Pervane ünvanı ile anıldığı için beyliğe bu ad verildi.
Sinop ve çevresine hükmediyordu. Selçukoğlu Gazi Bey Sinopu işgal edince bu beyliğeson verildi.

Abaka Han'ın 1277'deMuîneddîn Süleymân'ı öldürmesi üzerine Mehmed Bey istiklâlini ilân etmiş vePervâneoğullları Beyliği'ni kurmuştu. Mehmed Bey Moğollar ile iyi geçinmekte veonların verdiği devlet işlerinde de vazife görmekteydi. Fakat o Moğollara karşı birhareketin hazırlıkları içindeyken hastalanarak öldü (1297). Bundan sonra MuîneddînSüleymân'ın bir torunu Mes'ûd Bey'i Sinop hâkimi olarak görüyoruz.

Mesûd Bey devletininhudutlarını genişleterek Bafra ve Samsun'u ele geçirdi. Sinop'ta bir Ceneviz kolonisibulunuyordu. Bundan istifade ederek Mesûd'u esir alarak Kefe'ye götürdüler. Mesûd Beyçok ağır bir kurtuluş akçası vererek kurtulmağa muvaffak oldu (1298).

Yerine geçen oğluGazî Çelebi donanmasıyla başarılı askerî harekâta girişti. Öteki Trabzon RumDevleti ile anlaşarak 1313 yılında Kırım sahillerine ve Kefe'ye bir sefer yaptı.Kefe yakınında bir Ceneviz donanmasını ağır bir yenilgiye uğrattı.

1319 yılında bu kezTrabzon'a karşı hücuma geçti. Daha sonra Sinop'a girmek isteyen Cenevizliler onunkuvvetleri karşısında perişan oldular (1322). Gazî Çelebi erkek evladı olmadığıiçin son yıllarından Candaroğullarından Süleymân Paşa'nın hâkimiyetinitanımıştı. Ölümünden sonra Pervâneoğulları Beyiği, Candaroğullarıtopraklarına katıldı (1322).



Menteşoğulları

Selçukluların uçbeyliği olarak Menteşe Bey tarafından 1300'de kuruldu. Muğla, Kaş, Fenike, Bozdoğan,Çine, Tavas, Çameli, Acıpayam, ile Aydın ve Denizli illerinin güneyinde hükümsürdü.Menteşeoğulları Beyliği'nin, Eğe Denizi'nde kuvvetli bir donanması vardı.Selçukoğullarına ve İlhanlılara tabi oldu, fakat Osmanlılarla mücadele edemeyerek1424'de bir Osmanlı eyaleti haline geldi.

Menteşe Beyliği'ni denizyoluyla bu havaliye gelen ve içeri doğru girerek sahil ile Denizli arasına yerleşenTürkmenler kurmuşlardı. Muğla vilayeti (Karia) 1261'den sonra sahilden itibarenTürklerin akınlarıyla karşılaştı. Menteşe idaresindeki Türkler 1282'deGüzelhisar ile Sultanhisar'ı zabtetmişlerdi. İlhanlı hüküdarı Geyhütû 1291'deKaraman, Eşref ve Menteşoğullarına karşı bir tedîb seferi düzenlemişti. Dahasonra Türkler Karia'ya tamamen hâkim oldular.

Bu beyliğinemîrlerinden Mes'ûd Bey 1300'de Rodos adasının önemli bir kısmını elde etmişsede, Hospitaliers Şövalyeleri adaya tamamen hâkim olmayı başarmışlardı (1308).Mes'ûd Bey'in adayı geri almak için giriştiği çabalar ise sonuçsuz kaldı.Şücâeddîn Orhan Bey'in 1320 yılından itibaren şövalyelerden Rodos'u almak içingiriştiği mücadelelerde muvaffak olamadı.Venedikliler kendilerine karşı harekâtahazırlanın İbrâhîm Bey'i donanmaları ile tehdit etmişler ve 1352-55 yıllarıarasında Girid Dukası vasıtasıyla yapılan bir anlaşma sonucu silâhsızlaşmayazorlanmışlardı.

İbrâhîm Bey'in 1360yıllarından önce öldüğü tahmin ediliyor. Onun ölümünden sonra üç oğlu dabeyliğin bir parçasında hüküm sürmeye başladılar. Gazî unvanı ile anılan AhmedBey'in Rodos'la Kıbrıs arasında sefer yapan gemilere karşı harekâtı üzerine(1365'de Kıbrıs) donanması Aydın ve Menteşe sahillerini tehdit etmiş, fakatVenediklilerin araya girmesiyle barış yapılmıştı.Daha sonra Sultan YıldırımBayezid, Menteşe sahillerini Balat'a kadar zabtetti. Diğer yerlerde hüküm sürmeğedevam ettiği anlaşılan Ahmed Gazî 793/1391 yılında öldü. Ondan sonra beyliğinbaşına geçen Mehmed Bey, Osmanlıların yeni bir hareketi karşısında, Candaroğluİsfendiyar Bey'in yanına kaçmıştı. Bu suretle Menteşe toprakları Osmanlılartarafından zabtedildi.

Menteşe Bey, ElbistanBey'in oğlu ve Kuru (veya Kara) Bey'in torunudur. Yerine oğlu Mesud Bey geçmiştir.Kızı, Aydın Fâtihi Şaşa Bey'le evlenmiş, diğer oğlu Kirman Bey, Finike beyiolmuştur. Kirman Bey'in oğlu Zevan Bey'dir. Mesud Bey'in yerine oğlu Orhan Beygeçmiştir. Diğer oğlu İbrahim Bey'dir. Orhan Bey'in yerine oğlu İbrahim Bey tahtaoturmuş, kızı, Aydınoğlu Süleyman Şâh Bey'le evlenmiştir. İbrahim Bey'den sonrabüyük oğlu Mehmed Bey hükümdar olmuştur. Bu zat, başkenti Beçin'den Balat'agötürmüştür. Kardeşi Ahmed Bey, Beçin beyi olmuştur. Diğer kardeş de 1370yıllarında ölen Musa Bey'dir. Mehmed Bey, Yıldırım tarafından tahtından mahrumedilmiş, Gazi Ahmed Bey'in ölümü üzerine Beçin de Osmanlı birliğinekatılmıştır.

Ankara muharebesinden sonraMehmed Bey, tekrar hükümdar olmuş, az sonra yerine oğlu İlyas Bey geçmiştir.Kızı, Aydınoğlu II. Umur Bey'le evlenmiştir. Diğer oğlu Gıyâseddin Mahmud Bey,1392 sıralarında ölmüş, kızı Fatma Hatun'dan Umur Paşa ve Sultan Paşa Hatunlaradlarındaki kız torunları olmuştur. İlyas Bey, Çelebi Sultan Mehmed'e tabî olduktansonra ölmüş, yerine oğlu Leys Bey geçmiştir. Diğer çocukları 1420'de ölen FatmaHatun, Hüseyin Paşa Hatun, Sultan Paşa Hatun, 1425 yıllarında ölen Ahmed Bey'dir.Ahmed Bey'in oğlu, 1455 yıllarında ölen İlyas Bey'dir.

1425 yılında veya bir yılönce veya sonra devlet, tamamen Osmanlılar'a geçmiş, Menteşe Sancakbeyliğini teşkileylemiştir.Osmanlı şehzâdeleri arasındaki saltanat kavgalarında Çelebi Mehmedaleyhine yapılan ittifaka girdi. Fakat müttefiklerin Çelebi Mehmed'e yenilmesiüzerine, İlyas Bey onun hâkimiyetini tanımak zonurda kalmıştı (1414). Aynı yıliçinde o tamamıyla Osmanlı hâkimiyetine girerek hâkimiyetini kaybetti. İlyas Bey'inölümünden sonra bir ara iki oğlu beyliğin başına geçmeye muvaffak oldular. SultanII. Murad 1424'de Menteşe Beyliği topraklarını zabtederek bu iki kardeşi yakaladı vehapsetti. Böylece bu beylik sona eriyordu.

Menteşeoğulları memleketlerinicâmi, medrese ve imâret gibi mimârî eserler ile süslemişler ve edebî şahsiyetlerihimâye ederek kendi adlarına bazı eserleri Türkçe'ye çevirtmişlerdi. Kendizamanlarında Milas'da Hacı İlyas Câmii ve Milas Ulu Câmii, Balat (Milet) Ulu Câmiive Peçin'deki Ahmed Gazî medresesi bugüne kadar varlığını korumuştur.

Ramazanoğulları

Dulkadıroğullarıgibi en son teşekkül eden ve eski Kilikya Ermeni krallığının toprakları üzerindeyerleşen bir Türkmen beyliği de Ramazanoğulları'dır. Oğuzlar'ın Yüregir boyubeylerinden Ramazan Bey tarafından kurulan bu devlet, 1383'e kadar Elbistan'ı, sonraorasını Dulkadırlılar'a bırakarak Adana'yı merkez ittihaz eylemiştir. 1352'den1608'e kadar 256 yıl devam etmekle beraber, son 92 yılda hanedan, Osmanlı valilerişekline geçmiştir. Bununla beraber, Anadolu Türkmen hanedanlarının endevamlılarından biri olmuştur. 1516'ya kadar sıkı şekilde Memlûkler'e tabî iken,bu tarihte Osmanlılar'a tabî olmuş, hattâ Osmanlılar'ın alelade bir sancak beyidurumuna düşmüştür. Bu hanedandan da mühim Osmanlı devlet adamları yetişmiştir.

Tükmen Beyliğitevcih edilen Ramazan'ın oğlu I. İbrâhîm Bey, Memlûklular ile yapılan mücadeledeDulkadıroğulları ile Karamanoğullarına yardım etmişti. Karamanoğulları ileittifak yaptığı ileri sürülerek üzerine kuvvet gönderilmiş ve öldürülmüştür.Yerine geçen Şihâbeddîn Ahmed bazan Memlûklulara itaat ederek onlara yardımdabulunmuş, bazan da muhalefete geçmiştir.

1415'de yedi aylıkbir kuşatmadan sonra Tarsus'u Karamanoğullarının elinden aldı. Ayrıca Sis ve Ayasşehirlerine de hâkim olmuştu. Onun ölümünden sonra oğulları arasında tahtmücadeleleri başladı. Bunlardan II. İbrâhîm, beyliğin idaresine hâkim olmayıbaşardı. Karamanoğulları ile birleşerek Memlûkluların eline geçmiş bulunanTarsus'u kuşattılar. Bu hareket üzerine Memlûk Sultanı tarafından azledilerek yerinekardeşi İzzeddîn Hamza Bey tayîn edildi (1418).Daha sonra Ramazanoğulları beyliğiMehmed Bey'e verildi. Mehmed Bey'in zamanından itibaren Ramazanoğulları beyliği eskiönemini kaybetmiştir.

RamazanoğullarındanMahmûd Bey, I. Selim ile Mısır seferine iştirak etmiş ve Ridaniye savaşındaölmüştür (1517). Bu tarihlerde Ramazanoğullarının artık Osmanlıların himayesinegirdiği anlaşılıyor. Mahmûd Bey'in ölümünden sonra Ramazanoğulları BeyliğiPîrî Bey'e tevcih edildi (1517-1568). O idaresi altındaki topraklarda çıkanisyanları süratle bastırmış, bir ara yurdunu bırakarak komşu eyaletlerdebeylerbeyilik yapmıştı. Daha sonra Kanunî Sultan Süleymân tarafından beyliğeiadesi ricasının kabûl edilmesi üzerine beyliğin başına dönmüştü. Son emîrPîr Mansûr'un beylikten çekilmesi ile Adana doğrudan doğruya bir Osmanlı vilayetihaline geldi (1608).

Başlıca Ramazanoğulları Beyleri

Ramazan Bey'in yerinesırasıyla iki oğlu Sârimeddin İbrahim Bey ile Şihâbeddin Ahmed Bey geçmiştir.Diğer oğlu Kara Mehmed Bey, 1383'te ölmüştür. İbrahim Bey, Adana'yı almış,merkez yapmış ve aynı yıl ölmüştür. 2 oğul bırakmıştır. Ahmed Bey, 1410'daKahire'yi ziyaret etmiştir. Yerine sırasıyla oğulları Sârimeddin II. İbrahim,İzzeddin Hamza ve I. Mehmed Beyler geçmiştir (Mehmed Bey'in, Ahmed Bey'in oğlu olduğukat'î değildir). Diğer bir oğlunun da Ali Bey olduğu sanılmaktadır. Kızı, Memlûksultanı Ferec'in başhatunu idi.
II. İbrahim, Karamanoğlu Mehmed Bey'in damadı idi. 1415-1417'de Tarsus beyi olmuş,1418-1426'da yalnız Adana şehrini elinde bulundurmuş, asıl beylik kardeşi Hamza Bey'egeçmiştir. 15 aralık 1427'de Kahire'de öldürülmüştür. Kardeşi Hamza Bey de, I.ve II. ibrahim Beyler gibi öldürülerek ölmüştür.

I. Mehmed Bey'inyerine oğlu olduğu sanılan Eylük Bey, onun öldürülmesinden sonra onun oğlu olduğusanılan Dündar Bey geçmişlerdir. Mehmed Bey'in diğer oğlu İbrahim Bey'in oğluÖmer Bey, Dündar Bey'e halef olmuştur. 1485'te Osmanlılar'a esir düşen Ömer Bey,istanbul'da ölmüştür. Yerine 1480'de Haleb'te öldürülen kardeşi Dâvûd Bey'inoğulları Garseddin Halil ve Mahmud Beyler geçmişlerdir. Mahmud Bey, 1514-1516arasında İstanbul'da yaşamıştır. Yerine geçen Ömer Bey'in oğlu Selim Bey'densonra, Osmanlı sancakbeyi olarak tekrar Adana'ya yollanmıştır. 22 ocak 1517'deRîddânîye meydan muharebesinde, Kahire'de, Osmanlı saflarında Memlûkler'e karşıvuruşurken şehit olmuştur. Hanedan, kardeşi Halil Bey'den yürümüş ve artıkOsmanlı sancakbeyleri olarak hüküm sürmüştür.

RamazanoğullarınBeyliği'nden bilhassa Halîl ve oğlu Pîrî Beyler Adana'da câmi, medrese, han ve hamamolmak üzere birçok mimârî eserler meydana getirmişlerdir. Bu eserlerden Akça Mescit,bir külliye halinde yapılmış olan Ulu Câmii ve Yağ Câmii (Eski Câmii) önemlidir.
Çukurova'nın hac yolu ve aynı zamanda mühim bir ticaret yolu üzerinde bulunması,Ramazanoğulları idaresindeki bu bölgenin iktisâdî bakımdan gelişmesinisağlamıştır.

Sâhib-Ataoğulları

Bu beyliğin kurucusuEbû Bekir oğlu Hüseyin oğlu Sâhib Ata Fahreddin Ali de, 1266'dan 1285'e kadar 19 yılTürkiye vezîri idi. Büyük bir devlet adamı olarak tanınmış, pek çok da hayıreseri bırakmış, ilmi ve güzel san'atları himaye eylemiştir. Sâhib Ata, hayatındaAfyon'u malikâne olarak aldı. O zamana kadar "Kara Hisar" denen şehre onunadına izafeten "Karahisâr-ı Sâhib dendi. Sonra "Afyonkarahisar"olmuştur. Çünkü Anadolu'da başka "Kara Hisar"lar da vardı ki, entanınmışı, Şebinkarahisâr'dır ve eski adı Şarkî Kara Hisar'dır.

Sâhib Ata,oğullarının niyabeti ile Afyon başkent olmak üzere çevrenin beyliğini idare etti.1285 Kasımında Aksaray'da öldü. Oğulları Tâceddin Hüseyin ile Nusreteddin Hasan,1276 Mayıs'ında yani babalarından önce öldürülmüşlerdi. Kızı Melike Hatun'un daadını biliyoruz. Yerine geçen torunu Şemseddin Ahmed Bey, Hasan Bey'in oğludur. AhmedBey, Germiyanoğlu'nun damadı idi. O da öldürülünce yerine oğulları NusreteddinAhmed ve Muzaffereddin Devlet beyler geçtiler. Ahmed Bey, tahttan feragat edipKütahya'ya ana tarafından bağlı bulunduğu Germiyan Sarayı'na gitti. 1308'e kadarTürkiye Hakanlığı'nın bir parçasını teşkil eden beylik, sonuna kadarİlhanlılar'ı metbû tanımıştır. Önce bütün Afyon çevresine hâkimken, gittikçeküçülmüş, şehirle civarından ibaret kalmış, daha fazla Germiyan tesirinedüşmüş, nihayet Germiyan beyliğine katılmıştır. Devlet Bey'in oğulları,Germiyanoğulları zamanında da şehirde nafiz olmuşlardır. Bazı kitaplarda Afyon'a,bu Devlet Bey'e izafeten "Kara-Hisâr-ı Devle" de denilmektedir.

Karamanoğlu Mehmed Bey vedüzmece Selçuklu şehzâdesi Siyavuş'un Konya'ya hâkim olmaları üzerine SâhibAtâoğulları Karahisar'da asker toplayarak onlara karşı harekete geçtiler.Siyavuş veMehmed Bey de Akşehir istikametinde yürüdüler. Tâcddîn Hüseyin ve Nusreddîn Hasanbu mücadelede öldürüldüler (1277). Bundan sonra beyliğin başına Hasan'ın oğluŞemsedîn Mehmed geçti. Onun devrinden itibaren takriben yirmi yıl süreyle Denizlibölgesi Sâhib Atâoğulları ve Germiyanoğulları arasında bir çekişme sahasıolmuştu.
İlhanlı Beylerbeyi Emîr Çoban Anadolu'ya geldiği zaman itaatlerini bildiren Anadolubeylikleri arasında Sâhib Atâoğulları da bulunuyordu (1314). Bu beyliğin başındadaha sonra Şemseddîn Mehmed'in oğlu Nusreteddîn Ahmed'i görüyoruz.

İlhanlıların Anadoluvalisi Timurtaş batı uçlarında gaza yapan Türkmenleri itaat altına almak içinilerlediği sırada Nusreteddîn Ahmed Germiyanoğullarının yanına kaçtı. Daha sonraTimurtaş'ın Mısır'a kaçmak zorunda kalması üzerine (1327) Nusreteddîn Ahmedülkesine döndü ve Germiyanoğullarının hâkimiyetini tanıdı. Onun 1342'den sonraöldüğü tahmin ediliyor. Bu tarihten sonra Sâhib Atâoğullarının topraklarıGermiyanoğulları tarafından ilhak edilmiştir.

Sâhib-Ataoğulları (1265-1333)
1. Sâhib-Ata Fahreddin Ali (1265-XI.1285=20)
2. Şemseddin Ahmed Bey (XI.1285-1287=2)
3. Nusreteddin Ahmed Bey (1287-1327=30)
4. Muzaffereddin Devlet Bey (1327-1333=6)

Saruhanoğulları

Selçukluların uçbeyliği olarak Saruhan Bey tarafından kurulmuştur. Manisa vilayeti ile Menemen,Kemalpaşa ve Foça dolaylarında hüküm sürdü 1410 yılında Osmanlılarakatıldığı bilinmektedir.Bu beyliğin kurucusu Saruhan'ın Hârezmlilerin kumandanıiken Türkiye Selçuklularının hizmetine giren ve aynı adı taşıyan emîrin torunu veAlpağı'nın oğlu olması kuvvetle muhtemeldir.

Saruhanoğulları1300'den 1390 Nisanına kadar önce 90, 28 temmuz 1402'den 1410'a kadar sonra 8 ve toplam98 yıl devam etmiştir. Başkentleri Manisa'dır. 1308'e kadar Selçukoğulları'nın uçbeyi olup, 1335'e kadar İlhanlılar'a tabî bulunmuşlar, sonra müstakil olmuşlardır.Ankara muharebesinden sonra da 8 yıl, Osmanlılar'a tabî olarak yaşamışlardır.Osmanlılar, "Saruhan Tahtı" denen Manisa Sancakbeyliğine, ekseriya velîahdşehzâdeleri yollamışlardır. Beylik, Soma ve Alaşehir dışında hemen bugünkibütün Manisa vilâyeti ile Menemen, Kemalpaşa ve Foça'yı kaplıyordu. Yani Gedizvadisine hâkim olup, Gediz'le beraber dar bir topraktan Ege'ye çıkıyordu. KuzeyindeKarasıoğulları, güneyinde Aydınoğulları vardı. Doğusundaki Germiyanoğulları,ilk zamanlarda Saruhanlılar'ın metbuu idiler. Esasen Saruhan beylerinin ataları,evvelce Germiyanoğulları hizmetinde bulunuyorlardı.

Saruhan önceleriGermiyanoğullarına bağlı bir uç beyi idi. 1313'de Manisa'yı fethetti, daha sonrahudutlarını genişletti. Ayrıca bir donanma meydana getirerek çevreye akınlarabaşladı. Saruhan'a bağlı kuvvetlerin baskısıyla Foça'da yaşayan Rûmlar veLâtinler her yıl 15.000 gümüş dirhem vergi vermekteydiler. Saruhan Bey sahip olduğudonanma ile Ege Denizi'ndeki adalar ve Balkanlara seferler yaptı. Osmanlılara karşıBizans ve Aydınoğulları ile birleşerek Gelibolu'ya gücum ettiler. Daha sonraBizans'taki taht mücadelesine karıştılar. Bu sebeple Saruhan'ın oğlu Süleymân Bey,Aydınoğullarından Umur Bey ile birleşerek Rumeliye geçmiş ve Küçükçekmececivarında ölmüştü (1345).

Saruhan Bey'in yerine oğluFahreddîn İlyâs Bey geçti. Osmanlıların kuvvetlenmesi ve Rumeli'de fetihleryapması, Saruhanlılara gaza yollarını kapatmıştı. İshak Bey zamanındaSaruhanlıların Osmanlılar ile münasebetleri dostane idi. Kosova savaşına yardımcıkuvvet de gönderilmişti. Yıldırım Bayezid tahta geçtiği zaman KaramanoğullarınınOsmanlılara aleyhine meydana getirdiği ittifaka Saruhanoğulları da katılmıştı.Osmanlılar 1390 yılında Manisa'yı almışlar ve bu şehir ile Karasi'yi birleştirerekbey sancağı yapmışlardı. Ankara Savaşı'na (1402) Osmanlılar ile beraber katılanSaruhan askerleri, sonradan Timur'un yanında olan eski beyleri Orhan'ın yanınageçtiler. Savaşı kazanan Timur, Saruhan Beyliği'ni Orhan'a verdi.

Bu suretle tekrar canlananSaruhanoğulları uzun süre yaşayamadı. Osmanlıların fetret devrinde Çelebi Mehmedaleyhine bir ittifaka girdiler. Çelebi Mehmed onları mağlûp ederek, sür'atle Manisaüzerine yürüdü ve beyliğin sonuncu emîri Hızır Şâh'ı yakalatarak öldürttü(1410). Böylece Saruhanoğuları toprakları Osmanlıların hâkimiyetine geçmiş oldu.
Saruhaoğulları hüküm sürdükleri topraklar üzerinde bir çok imar faaliyetlerindebulundular. Bu aile içinde en çok İshak Bey imar faaliyetleri ile göze çarpıyor.Manisa Ulu Câmii ve İlyas Bey Mescidi ona aittir.

Yine Manisa'daki RevakSultan türbesi ve Nif (Kemal Paşa)'deki Emet Câmii de Saruhanlı eserleridir.Saruhanoğullarının sahip oldukları donanmalar sebebiyle iktisadî durumlarıgelişmiş ve batılı devletle, bilhassa Cenevizlilerle ticarî münâsebetlerdebulunmuşlardı.

Tâceddînoğulları

Sâhilde bugünkü Bafra veOrdu arasında, güneyde ise Niksar'a kadar olan saha üzerinde kurulmuş bir Türkbeyliğidir. Bu beylik Emîr Tâceddîn tarafından kurulmuş olup (1348), merkezi Niksaridi.

Tâceddîn Beybaşlanğıçta Amasya emîrine tâbi olmuştu. Kadı Burhâneddîn'e karşı ülkesinibaşarı ile korudu. Trabzon Rûm İmparatoru III. Aleksios hudutları boyunca kuvvetlenenTürk beylikleri karşısında devletinin devamını sağlamak için iki yüzlü birsiyaset takip etmekteydi. O, bu beylikler ile dost geçinmeye, öte yandan da onlarıbirbirine düşürmeğe çalışıyordu.

Tâceddîn, imparatorunkızı ile 1381 yılında evlendi. Bu da kendisini o devrede nüfuz sahibi bir emîrolduğunu gösteriyor.Tâceddîn Bey'in ölümünden (1387) sonra, bu beyliğin işlerineKadı Burhâneddîn'in müdahale ettiği görülür.

Bu beylikten MahmûdBey, Osmanlıların hizmetine girmişti (1398). Ankara Savaşı'ndan (1402) sonra,Hüsâmeddîn Hasan Bey, Timur'un himâyesinde hükümet sürdü. Fakat Hasan Bey dahasonra Osmanlıların Amasya Beyi'nin ülkesini zabtetmek istediğini anlamış ve hâkimolduğu yerleri teslimden başka çare görememişti (1428). Bu suretleTâceddînoğulları Beyliği sona erdi.

İzmir ve Efes Beylikleri (1081-1097)

Anadolu'nun fethisırasında, Malatya dolaylarında faaliyet gösteren Oğuz'un Çavuldur boyundan olduğusanılan Çakan, İstanbul'da uzunca bir müddet kaldıktan sonra 1081'e doğru İzmir'egelerek bir beylik kurmuştur.

Bizans imparatorluğununzayıf noktalarını iyi bilen Çakan, Foça'yı ve civarını aldıktan sonra 40 parçagemiden kurulu kuvvetli bir donanma yaptırarak Ege Denizi'nde Sakız, Midilli, Sisam,Rodos adalarını zapt etti ve Çanakkale'ye doğru ilerledi. Üzerine gönderilen Bizansdonanmalarını birkaç kere mağlûp etti. İstanbul'u ele geçirip İmparator olmakistiyordu.

Kara kuvveti kâfigelmediği için, Balkanlar üzerinden Trakya'ya doğru ilerleyen Peçenek Türkleri ileişbirliği yaptı. Onlar karadan İstanbul'u baskı altına alırken Çakan Bey dedenizden hücuma geçecek ve Bizans başkenti düşürülecekti. Fakat plân başarıyaulaşamadı. Çünkü, İmparator Aleksios Komnenos, Tuna boyundaki Kuman Türkleri'niPeçenekler üzerine saldırtmış ve aralarında cereyan eden, Meriç kıyısındakiLebonium Savaşı (Nisan 1091)'nda Peçenekler ağır mağlûbiyete uğramışlardı.

İzmir Beyi Çakan SelçukluSultanı Kılıç Arslan I. tarafından ortadan kaldırıldı (1097).
Yine bu sıralarda Efes bölgesinde de çok küçük bir Türkmen beyliği dahagörülmektedir ki, başında Tanrıvermiş Bey bulunuyordu.

 
 

turkbirdevbursa.tr.gg
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=