Orhan Yıldız

Artvinli Orhan

TürkBirDev >Türk Birliği




TürkBirDev Türk Birliği
TürkBirDev > Türk Birliği
TürkBirDev
Şah ve Mat: Tüm Oyunları Bozan Bir Hamle - Özet
Biz "Türkler"le sorun nedir? ve Tepkiler
Türk Birleşik Devletleri Kurmanın Gerekliliği. Türk Birliği Neden Kurulmalı?
Bölüm I: TürkBirDev ve Çalişmaları
Bölüm II: Ben ne Yapabilirim?
Bölüm III: Yazi ve Mektuplar
Bölüm IV: Birlige dair Söz ve Şiirler
Bölüm V: Soru ve Yanitlar
Temsilcilikler
Türk Birliği
2007 Türk Kurultayı Sonuç Bildirisi
Türk Dünyasında Dil ve Alfabe Birliğinin Önemi
Türk Kültür Evi
Türk Birliğine Evet Kampanyası İçin
Türk Birliğine Evet Kampanyası

TRT Haber Haberler

Son Dakika Haberleri | Haber Manşetleri



   
  AVRASYA KARDEŞ ÜLKELER BİRLİĞİ TÜRK BİRLİĞİ
  Gokturk Hunlari
 

G Ö K T Ü R K     H U N L A R I

Gök-Türk Hakanlığı'nın Türk Tarihi İçindeki Önemi
Asya ‘Büyük”Hun İmparatorluğu’ndan sonra, her yönden temsil ettiği Türk kültürü itibariyleikinci “süper” Türk imparatorluğu (cihan devleti) vasfında olan Gök-Türk Hakanlığı “Türk” sözünü ilk defaresmi devlet adı olarak kabul etmekle bütün bir millete ad vermek şerefini kazanmış,doğu Sibirya’daki Yakut Türkleri ve batıda Ogur (Bulgar) Türkleri dışındaki,Türk asıllı bütün kütleleri kendi idaresinde birleştirmiştir. 
 
Hakanlığın yıkılmasından sonra, biryelpaze gibi açılarak dört tarafa yayılan çeşitli Türk zümreleri gittikleriyerlerde “Türk” adını ve onun idarî, siyasî ve iktisadî gelenekleriniyaşatmışlardır. Yine Ogurlar ve Yakutlar hariç, bütün Türkler’in tarihindeGök-Türk teşkilatının, edebiyatının töre ve hayat telakkîsinin izleri devametmiştir. Gök-Türkler’den sonra “r” Türkçesi (Ogur lehçesi) müstesna, bilimumTürkçe lehçe ve ağızları Gök-Türk Türkçesi’nin damgasını taşır. Doğudan batıya: Orta Asya, Türkistan,Maveraünnehir, Kuzey Hindistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye ve Balkan Türkleri,Gök-Türkler yolu ile Türk’tür. 

Bizim diğer Türk devlet ve zümrelerindenayırt etmek üzere Gök-Türkler dediğimiz bu topluluk kendine umumiyetle “Türk”veya “Türük” diyordu. Ancak kitabelerde kendileri için bir defa Gök-Türk(Kök-Türk) kullanmışlardır ki, “Gök’e mensup, semavî ilahî Türk” manasınagelen bu tabir V. Thomsen’e göre hakanlığın parlak bir devresine işaret etmekteolmalıdır.

 Birinci Gök-Türk Hakanlığı

Bu çağda, dahadoğrusu 6-9. asırlarda Orta Asya’nın “etnik” görünüşü aşağı yukarışöyle idi: 

1- Töles: (Tölös,Tölis, Töliş, Çince’de Tie-le)’ler, bütün Orta Asya’ya yayılmış görünenen kalabalık Türk gurubu. Baykal Gölü’nden Karadeniz’e kadar yayılan butoplulukların hepsi de Türk menşeli saymak doğru olmasa gerektir. Mesela en batıdagösterilen bazılarının (mesela Alanlar) Iranlı oldukları biliniyor. Wu-hun (=Ugor)’da Urallı bir kavim grubudur. Töles kabilelerinin adları tamamen henüzçözülememiş olmakla beraber, Hunlar’dan geldikleri ve umumiyetle dil ve örflerininGök-Türkler’inkinin aynı bulunduğu belirtilmiştir. Bazı Çin kayıtlarına göre,Tabgaçlar devrinde (363-534), yüksek tekerlekli arabalar kullandıklarından dolayı,Kao-kü diye adlandırılan bir kısım Töles kabileleri, diğer Türkler gibikendilerini Kurt atadan türemiş kabul ederlerdi. 

2- Tarduş: 7. asrın ilkçeyreğinde Töles kabilesinden bir grup. Orhun Nehri-Altaylar arasında sakin olupTölesler’in en zengin ve cesurları olarak gösterilirler. 

3-Uygurlar: Tolaırmağının kuzey sahasında yer almışlardır. 

4- On-ok’lar: Altaylar’ın batısından Seynah (Sır-derya)yakınlarına kadar uzanan geniş bölgede görünüyorlar. “Batı Gök-Türkleri”diye de anılmışlardır. Türgişler ve Karluklar To’lular’dan idiler. Ayrıca aynısahada Cuyüe ve Ç’u-mi adları ile anılan Türk kabilelerinden bir kısmı 630’utakip eden yıllarda, Gök-Türk Hakanlığı’nın fetret devresinde Beşbalıkcivarındaki kurak bozkırlara çekilmişler ve Şa-t’o Türkleri (Çöl Türkleri)adını almışlardır. 

5- Basmıllar: İdukut(hükümdar)’ının Türk olduğu belirtilen bu kavmin aslen yabancı olup, Türklerlekarıştığı ileri sürülmüştür. Daha ziyade iç Asya’da Beş-balık havalisindegörünmektedirler. 

6-Kırgız’lar: Baykal’ınbatısında, Yenisey nehrinin kaynakları bölgesinde idiler. 

7-Oğuz’lar: SelengaIrmağı-Ötüken bölgesinde oturuyorlardı. 

8- K’i-tan, Tatabı,Dokuz-Tatar: Oğuz-Tatar gibi Moğol soyundan kabileler doğu bölgesinde Kerulen veOnon nehirleri havalisinde bulunuyorlardı. 

Ancak hatırlatmak gerekir ki, bütün bu topluluklar zaman zaman yerdeğiştirmekte, arada bir çözülen boylardan yeni yeni birlikler meydana getirmekte,yani oynak kütleler teşkil etmekte idiler.

Gök-Türklerin Kökeni 

Gök-Türkler, Çin kaynaklarının açıkça belirttikleri üzere Asya Hunları’ndaniniyorlardı. Başbuğ ailesi Aşına (eski okuyuşlar Asena, Zena vb.) adınıtaşıyordu. Aşına soyunun bir dişi kurttan türediğine dair o çağda pek yaygınolduğu anlaşılan rivayetler Gök-Türkler’in erken tarihlerini efsanelerlekarıştırmaktadır. Ancak kurttan türeme geleneğinin Asya Hunları arasında da mevcutolması ve Kurt Ata’nın Türkleri, dar, geçilmez yollardan selamete ulaştırdığırivayetinin 3. asırda Tabgaçlar’da da görünmesi Gök-Türkler’in eskiliğini veTürk toplulukları ile yakın ilgisini ortaya koymakta bulunduğu gibi, Aşınaailesinin, yalnız bir erkek çocuk hayatta kalmak üzere, katliama uğramış olduğurivayeti de Gök-Türk erken tarihinde içyüzünü iyi bilmediğimiz bir facianınhatırasını saklamaktadır. Kurt ata inancı dolayısıyla Gök-Türk hakanlık alameti,altından kurt başlı sancak olmuştur. 

Gök-Türk Devletinin Kuruluşu (552) 

Gök-Türkler’in tarih sahnesine çıktıkları anlarda Juan-Juanlar’a tabi olarak,Altay dağlarında an‘anevi sanatları demircilikle uğraştıkları ve Juan-JuanDevletine silah imal ettikleri biliniyor. Fakat o zaman dahi dağınık değildiler.Çou-shu (Çin yıllığı, M. 550-557’den)’ya göre, Gök-Türk Devleti’ninkurucusu Bumin (Çince’de T’u-men)’in atası olarak gösterilen A-hien, “şad”ünvanını (Bilge şad) taşıyor ve Bumin’den hemen önce gelen Tu-wa adlı başbuğda Ta-ye-hu (“büyük yapgu”) olarak tanınıyordu. Demek ki Türk kütlesininJuan-Juanlar’a bağlılığı “fedaratif” mâhiyette idi. 

Bumin daha M. 534yılında kuzey Tabgaç (Wei) idarecileri ile siyâsî münasebet kurmuş, M. 542’deakıncılarının başında Huang-ho nehri yakınlarında görünmüş ve M. 545’debatı Tabgaç hükümdarının gönderdiği elçiyi “imparatorluktan nezdimize“hey’et geldi, devletimiz bundan gurur duyar” sözleri ile karşılamıştı.Gök-Türk hanlarından İşbara, 585'teki bir konuşmasında Gök-Türk devletinin “50yıl önce” kurulduğunu söylemiştir ki, bu da 535 tarihine düşer. 

Ancak Bumin’ın 546’daJuan-Juan devletine karşı bir Töles ayaklanmasını bastırdığı için, o devlethükümdarı ile eş-değerde olduğunu göstermek maksadı ile, onun kızı ile evlenmekisteğinin kabaca reddedilmesi üzerine üst-üste vurduğu darbelerle Juan-Juan devletiniçökertip arazisini tamamen işgal ettikten sonra resmen “il-kagan” unvanınıalması ve böylece, merkezi, eski büyük Hun imparatorluğunun başkent bölgesi,Ötüken (Orhun ırmağının hemen batısında, 47. enlem 101, boylam’da) olmak üzerehakanlığı kurması 552 yılında olmuştur. 

Gök-Türk Devleti'nin Büyümesi ve Mukan Kağan (553-572)

Devletinin batı kanadını kuruluşta kendisi ile birlikte çalışan küçük kardeşiİstemi’ye,”Yabgu” ünvanını taşımak, dolayısıyla doğu kanadının yüksekhakimiyetini tanımak üzere veren Bumin, devleti kurduğu yıl içinde öldü. İstemiKağan batıda fetihlerine devam ederken, Ötüken’de iktidara gelen, Bumın’ın oğluK’o-lo (Kara?) ve bunun erken ölümü üzerine hakim olan, Bumin’in diğer oğlu Mu-kan (553-572) zamanındadevlet, haşmetli çağına ulaştı. 

Heybetligörünüşü, parlak mavi gözleri, kudreti ve huşuneti Çin kaynaklarında belirtilenMu-kan Kagan, son bir darbe ile Juan Juanlar’ı tarihe malettikten sonra (555),K’i-tanlar’ın ve Kırgızlar’ın ülkelerini Gök-Türk hakimiyetine bağladı.Çin’de Batı Tabgaçları’nın yerine geçen Chou hanedanı ile, yeni kurulan Tsihanedanını baskı altına aldı. İstemi’nin harekatına karşı, Çin’den yardımisteyen Ak-Hun-Eftalit devletine ve Maveraünnehir halkına Çin askerî desteğiniönledi. 564’de Şan-si’deki Tsi başkenti Tsin-yang’ı muhasara etti ve kızıprenses Aşına’yı Chou imparatoru ile evlendirdi (568). Kaynakların bildirdiğinegöre, geniş ülkelere ve 100 bin kişilik bir orduya sahip Gök-Türk hakanını, Çinimparatoru akrabalık kurma yolu ile teskin etmiş oluyordu. 

Gök-Türk Devletinin Bir Dünya Devleti Olması ve İstemi Kağan (552-576) 

Mu-kan’ınemrindeki kuvvet hakanlığın doğu kanadının ordusu idi. İstemi (552-576)kumandasındaki öteki ordusu ise kendi bölgesinde hareket halinde idi. Kısa zamanda,Altaylar’ın batısını Isık Göl ve Tanrı Dağları’na kadar hakimiyetine alan İstemi, geniş çapta askerî ve siyasî faaliyetlerineticesinde temas kurduğu Sasanî İmparatorluğu ve Bizans gibi Ortaçağ’ın enbüyük iki devletini Gök-Türk politikası izinde yürütmek suretiyle, Türkhakanlığını bir dünya devleti payesine yükseltti. 

561 yılında, Ak-Hun-Eftalitlerüzerinde yaptığı ilk baskı tecrübesinden sonra, İpek transit ticaretini elindetutan bu devlete karşı Sasanî İmparatorluğu’nu tabiî müttefiki olarak görenİstemi, Şehinşah Anuşirvan Adil ile antlaşma akdetti. Bu vesile ile kızı,Anuşirvan ile evlenerek İran sarayına imparatoriçe oldu. Müttefikler tarafındanşıkıştırılan Ak-Hun-Eftalit devleti yıkıldı ve toprakları Ceyhun (Amu Derya)sınır olmak üzere iki imparatorluk arasında paylaşıldı (564). Maveraünnehir,Fergana’nın bir kısmı, Kaşgar, Hoten vb. Gök-Türkler’e intikal etti. Bu suretleİç Asya ipek kervan yolu üçüncü kere Türklerin eline geçmiş oluyordu. 

Sasanilere Karşı Gök-Türk-Bizans Münasebetleri 

AncakAnuşirvan bu bölüşümden, zaferdeki katkısına nisbetle “arslan payı”nı almışolmasına rağmen, pek memnun değildi, kervan yolunun Maveraünnehir güzergahını daele geçirmek istiyordu. Bu maksatla, kendi ülkesinden Akdeniz limanlarına ve Bizans’ayapılmakta olan ipek nakliyatını durdurdu. Böylece hem ipek ticaretinin ünlükervancıları olup son taksimde Gök-Türkler’e bağlanan Sogd (Semerkant bölgesi)ahalisinin faaliyetini baltalayarak, huzursuzluk çıkartmak, hem de Türkler’i ipektransit rüsumu (geçiş vergisi) gibi yüksek bir gelirden mahrum etmek düşüncesiniuygulamaya koydu. İstemi’nin gönderdiği elçileri hile ile öldürttü. Uzlaşmaümidini kesen İstemi yönünü Bizans’a döndürerek İstanbul’a Sogdlu ipek tacirive diplomat Maniah başkanlığında bir heyet gönderdi (568). 

Tarihte bu, Orta Asya’dan Doğu Roma’ya giden ilk resmî heyet idi. İpek meselesiGök-Türkler kadar Bizans’ı da ilgilendirdiği için, hatta Sasanî aracılığındankurtulmak üzere, nakliyatı Hind Denizi yoluna çevirmek maksadı ile güneyArabistan’daki Himyeri Devleti ile temaslar aramış olan Bizans’ta, İmparator II.Justinos, Türk elçilerini alaka ile karşılamış, İstemi’nin gönderdiği“İskitçe” (Türkçe) mektubu okutmuş ve Maniah’ın ağzından teşebbüsünciddiliğini anlamıştı. Bir ittifak antlaşması yapmak üzere umumi vali Zemarkhosbaşkanlığında bir heyeti yola çıkardı (568 Ağustos başı). 

Türk elçileri ile birlikteKaradeniz-Kafkaslar-Hazar Denizi-Aral Gölü arasından Talas yolu ile TanrıDağları’nda Ak-Dağ’da İstemi (Bizans kaynaklarında, Dizabulo, Dilzibulos,Silzioulos, Stembis: Al-Tabari’de Sincibu)’nin huzuruna gelen Bizans elçilerininhatıralarında Gök-Türk hayatını, kudret ve ihtişamını gözler önüne sermesibakımından pek kıymetli bir vesikadır. İstemi, Bizans ile işbirliği yaparakAnuşirvan’ı ipek yolunu açmağa zorlamak gayesini güden siyasetinde başarıyaulaşmış, 571 yılında Sasanî-Bizans çatışması başlamıştı. Fakat bu savaşaGök-Türklerin katıldığına dair bir işaret yoktur. Ancak Anuşirvan’ın oğluolup, Gök-Türk prensesinden doğduğu için “Türk-zade” diye anılan IV.Ormuzd’un son yıllarında (579-590) müdahale edilmiştir. 

Bu geç kalışın sebebi,Gök-Türkler’in fiili savaşa iştirak için tazyik eden Bizans’ın gönderdiğiçeşitli elçilerden biri olan Valentinos’u 576’da Aral Gölü havalisindeki Türkbölgesinde karşılayan Türk-şad’ın sözlerinden anlaşılıyor. Bu Türk prensiBizans’ı Gök-Türkler’in affedilmez hasımları olan Avarları himaye etmekle ve“kılıçla değil, atların ayakları altında karınca gibi ezilerek öldürülmeğihak eden” bu kavme barınacak yer vermekle suçluyordu ki bu doğru idi. 

İstemi’nin siyasetinin diğer ve daha mühim bir neticesi de şu olmuştur: 19 yılsürmüş olan (571-590) Sasanî-Bizans mücadelesinden sonra da iki imparatorluğunarası düzelmemiş, birbirini takip eden karşılıklı istilalarda nihayet İmparatorHeraklaious’un Sasanî başkenti; Madain (Ktesiphon)’e kadar uzanan seferleri(622-628) Sasanî İmparatorluğunun son mecalini de kırmıştır ki, Kur’an’da bileişaret olunan bu durum İslamiyetin kısa zamanda İran’da hakimiyet kurmasınıkolaylaştırmıştır. 

Mukan Kağan'ın Ölümü 

Gök-Türk İmparatorluğu’ndaki İstemi’nin faaliyeti dahil bütün askerî-siyasîteşebbüslerin, adına yapıldığı hakan Mu-kan 572’de öldü. Devleti muazzam birgenişliğe ulaştıran büyük hükümdarın (Çin kayıtlarına göre Hakanlığıngenişliği 10,5 milyon km² civarındadır) haritası Orhun kitabelerinde akislerbulmuştur: 

“Dört tarafa ordu sevk edip kavimleri hep itaat altına almış, başlılara başeğdirmiş, dizlilere diz çöktürmüş; ileride (doğuda) Kadırgan, geride (batıda)Temir Kapıg (=Demirkapı, Belh - Semerkand yolu üzerinde, 12-20 metre genişlik ve 3kilometre uzunluğunda)’a kadar- Türk Milletini hakim yapmış; -bu ülkeler arasındaGök-Türk (kavmi) idi-oksız (Hür ve müstakil) oturur olmuş, bilge kagan imiş, alpkagan imiş, buyruk ve beyleri, kavmi (bodun) hep bilge ve cesur imişler...” 

Ötüken’de tertiplenen büyük cenaze törenine hususî heyetlerle katılan komşudevlet ve kavimler (Çin Tibet, Arap, Kırgız, Üç-kurikan, Otuz-Tatar, Kitan, Tatabi)arasında Bizans İmparatorluğu’nun da bulunmuş olduğu anlaşılmaktadır.

Tapo (Tapar) Kağan Zamanı ve Yanlış Uygulamalar (572-581)

Mu-kan’ın yerine kardeşi T’a-po (Tapar?) geçti (572-581). Kudretli hakanlığınyeni hükümdarı, kendini tebrik etmek üzere hediyelerden başka 100 bin top ipekgönderen Chou İmparatoru ile, tebrik için çeşitli hediyelerle birliktebaşkumandanını göndermek suretiyle hususî bir itina gösteren, Chou’ların rakibi,Tsi İmparatorluğu’na “oğullarım” diye hitap ediyordu. Bu bütün kuzey Çin’inTürk himayesine alındığını göstermekte idi. 

Ülkesinin genişliğindendolayı hakanlığın doğrudan doğruya kendi idaresindeki kanadını ikiye ayırarak,doğusuna, kardeşi K’o-lo’nun oğlunu, batısına da küçük kardeşi Jo-tan’ı“Han” ünvanları ile tayin eden İstemi de esasen kendisinin yüksek hakimiyetinitanımakta olduğundan, ulu hakan durumuna yükselen T’a-po, bir Tsi prensesi ileevlenmek düşüncesine kapıldı ve ayrıca Türk topluluğu için zararlı cihetleriönceki devirlerde ileri görüşlü Türk idarecileri tarafından ortaya konulmuş olanBuda dinini, bir Budist misyoneri (Jnagoupta)’nın telkinlerine kanarak, memlekettehimayeye kalktı; bir Budist tapınağı ve bir Buda heykeli yaptırdı. 

Gök-Türk haşmeti çöküşeyüz tutmuş gibi idi. T’a-po dış siyasette de yanlış adımlar attı. Tsi’ler575’te Tchin hanedanı tarafından yıkıldığı zaman, oradan kaçarak kendisinesığınan bir Tsi prensini “Çin kağanı” ilan etti. Choularla arasınınaçılmasına sebep olan bu durum karşısında kalabalık bir ordu ile, Pekin bölgesineilerleyen T’a-po kendisine yeni bir Çinli prenses vaad edilerek durduruldu (579). Ancakprensesin verilebilmesi için Chou hükümdarı, “Çin Kağanı” Tsi prensininkendisine teslimini istiyordu. Bir av esnasında bu prensin Choular tarafındankaçırılmasına göz yumulması millet nazarında hakanın itibarını büsbütünsarstı. Gök-Türk birliği ve kültüründe mühim çatlakların belirdiği bu yıllardadiğer mühim bir hadise de İstemi’nin ölümü oldu (576). 

İstemi'nin Ölümü (576) 

Resmi ünvanı “Yabgu” olması gerekirken (kendisine bağlı batı Gök-Türk halkıbazen Yabgu Türkleri diye anılıyordu), kitabelerde bile “Kagan” diye zikredilen bubüyük şahsiyetin ölümünü, yukarıda adı geçen Türk-şad’ın sözlerindenöğreniyoruz. Türk-şad’ı sinirlendiren hususlardan biri de, ölen “atası”nınyas günlerinde Türkler’in rahatsız edilmeleri idi. Yol hatıraları Gök-Türkhakanlığının batı bölgelerindeki kavimler bakımından çok mühim olan elçiValentinos’a hitaben yapılan bu konuşma ayrıca Türk fetihlerinin hem şeklini, hemfelsefesini açıklamak itibariyle büyük değer taşımaktadır: 

“Ben esirlerimiz olan Uar-Huni (Avar)’lerin hangiyoldan Bizans’a gittiklerini biliyorum. Dinyeper’in, Meriç’in nerede olduğunu,Tuna’nın nereye aktığını biliyorum. Gün doğusundan gün batısına kadar ülkelerbize diz çökmüştür. Alanlar’ı On-Ogurlar’ı görüyorsunuz. Bize karşı gelmekcesaretini gösterdiler, fakat ümidleri boşa çıktı. Roma’ya da geleceğiz”.Gök-Türk sınırlarının Kafkasya’nın kuzeyine kadar uzandığını ortaya koyan busözler Bizans’ı açık bir tehdit manasını ifade ediyordu. Ancak Türk-şad şakayapmadığını gösterdi. Kırım’da Bizans’a ait ünlü Kerç Kalesi Türkkuvvetleri tarafından zapt edildiği zaman Doğu Roma elçileri henüz Gök-Türktopraklarında idiler (576). 

Bu, Gök-Türk hakanlığının Mançurya sınırlarından Karadeniz’e kadar uzanarakgenişliğinin son haddine ulaştığı tarihtir. 

İstemi’den sonra yerine geçen oğlu Tardu (576-603) (Çincesi Ta-teu, aslında birunvan), cesareti ve savaş severliği ile babasına benzemekte idi ise de, ihtirasıyüzünden, T’a-po Hakan’ın açmış olduğu ayrılık çizgisini büsbütünderinleştirdi. Çinliler, onun bu zaafından faydalandılar: Önce, hakanlığın kendineverilmemiş olmasından dolayı küskün olan Ta-lo-pien’i (Mu-kan’ın oğlu)T’a-po’ya karşı kullanarak Tardu’nun yanına gitmesini telkin ettiler. HalbukiMu-kan bile bu oğlunu tahta namzet göstermemiş idi, çünkü annesi asil (Türksoyundan ) değildi. Ulu hakan T’a-po 581 de ölürken, kendi oğlu yerine onun hakanolmasını arzu ettiği halde, danışma kurulu (Devlet meclisi) bunu kabul etmeyerekK’o-lo’nun oğlu İşbara (Çincede Şa-po-lüe)’yi hakanlığa getirmişti.

Işbara Dönemi ve Devletin İkiye Bölünmesi (582)

Çin,Gök-Türkler arasındaki anlaşmazlığı körüklemeğe devam ediyordu. Ta-lo-pien BatıYabgusu Tardu’nun yanında, yeni ulu hakan ile mücadeleye hazırlanırken, İşbara dao sırada, Choular yerine iktidara gelerek, Çin’de 350 yıldan beri ilk defa siyasîbirlik tesis eden Sui hanedanı (581-618)’ndan kendi ailesinin intikamını almakisteyen karısı, Chou prensesinin telkinlerine kapılarak, Çin’e kuvvet sevk ediyor,Sui imparatoru Ven-ti de eskiden beri Çin şehirlerinde ticaretle uğraşan ve dostlukmünasebetleri çerçevesinde, imtiyazlara sahip 10 bin kadar Türk’ü Çin’denuzaklaştırıyordu. 

Buna karşı İşbara’nınordusu ile Çin’e girmesi, Çin hile faaliyetinin yoğunlaşmasına yol açtı. Wen-tiderhal Tardu’ya altın kurt başlı bir sancak göndererek onu Gök-Türk ulu hakanıolarak selamladığını bildirdi. İhtirası alevlenen Tardu, Çin’e karşı ortakhareket teklif eden İşbara’nın bu isteğini önce reddetti ve İşbara,Gök-Türkler’i gayet iyi tanıdığı anlaşılan diplomat-general Ç’ang Sun-şengile mücadele etmek ve bu Çinli’nin Türk kumandanları arasına soktuğu nifak ileuğraşmak mecburiyetinde kalırken, Tardu, hakanlığın doğu kanadının yüksekhakimiyetini tanımadığını ilan etti (582). Böylece imparatorluk resmen ikiyeayrılmış oldu. 

Doğu Gök-Türk Hâkanlığı 

Zorşartlar altında İşbara dengeyi büsbütün kaybederek, ordu mensupları arasında,Ta-lo-pien’e bağlı olduklarını zan ettiği yüksek rütbeli kumandanları vazifedenuzaklaştırmağa başladı. Neticede bu askerlerle prenslerden bazıları Çin’denyardım istemek zorunda kaldılar. Etrafında korku ve nefret uyandıran İşbara’dakendi kudretinden çok şey kaybettiğini, esefle gördüğü için bizzat, Suihükümdarına müracaat ile barış dileğinde bulundu. 

 
Teklifi sevinçle kabuleden Wen-ti’nin derhâl yolladığı elçilerin başında yine Ç’ang Sun-şengbulunuyordu. Başkentte hâtun’un ve diğer Türk ileri gelenlerinin önünde bu Çinli,İşbara’ya hakaret edecek kadar ileri gitti ve “Çin İmparatorunun oğlu”olduğunu kabul eden hâkanı “Ç’en” (bende) ilân ettikten sonra memleketinedöndü. Doğu hâkanlığı resmen Çin tâbiyetine girmişti. İşbara imparatorayazdığı 585 tarihli mektubunda şöyle diyordu, “Sizebağlı kalacak, haraç verecek, kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizideğiştiremem, dalgalanan saçlarımızı sizinkine benzetemem, halkıma Çinli elbisesigiydiremem, Çin adetlerini alamam. İmkan yoktur, çünkü bu bakımlardan milletimfevkalede hassastır, adeta çarpan tek bir kalp gibidir. Sui imparatoru dünyanıngerçek hükümdarıdır. Gökte iki güneş olmadığı gibi yerde de iki hükümdarolmamalıdır vb.”.

Bitmeyen Çin Entrikaları
Gök-Türk hâkanlığının parçalandığı, tâbi kütlelerin ayaklandığı,Türkler’in Çin’e ilticaya başladıkları, Türk hükümdar âilesi mensuplarınınbirbirine düştüğü bu karışıklıkta İşbara öldü (587). Yerine geçen kardeyiYe-hu ve arkasından Devlet Meclisi’nce hâkan ilân edilen Tülan (588-600)zamanlarında durum düzelmedi. Meşhur Ç’ang Sun-şeng, Gök-Türk hâkanlığınıbüsbütün çökertme yollarını gösteren raporlar hazırlıyarak imparatora takdimediyor, elçi olarak geldiği Ötüken’de türlü hilelerle Türk hânedan üyelerinikarşı karşıya getiriyordu.

 
En büyükyardımcısı da, önce Ta-po’nın sonra İşbara’nın, nihayet Tülan’ınöldürülmesinden (600) sonra, Çin’in muvafakatı ile tahta çıkarılan K’i-min(600-609)’in karısı olan Çinli perses Ts’ien-kien idi. K’i-min, bu defa, Doğuhâkanlığını kendi idaresine almağa çalışan Tardu’ya karşı kullanılmakta idi.Bu K’i-min de imparator Yang-ti’ye gönderdiği bir mektupta “Haşmetpenâh’ın âciz bir bendesi” olduğunu, hattâ, vaktiyleİşbara’nın bile reddettiği “Türk kavmini Çinliler gibi yapmağa hazırolduğunu” yazabiliyordu.

Şi-pi Han Dönemi: Gök-Türk Onurunun Canlandırılması (609-619) 

Ancak,ölümünden sonra yerine geçen oğlu Şi-pi (Shih-pi, 609-619) Gök-Türk haysiyetinibiraz kurtarabildi. Bir Çinli prenses ile evlenmekle beraber bunu, Çin’in Gök-Türkiç-işlerine müdahalesini önleyen bir paravana olarak kullandı. 5-6 yıl içinde DoğuHakanlığı topraklarındaki dağınıklığı giderdi, batıda Tibet’e kadar, doğu daAmur nehri’ne kadar tekrar itaat altına aldı (615). Durumdan telâşa düşenimparator, Türk hanedan azası arasında ihtilâf çıkarmağa dayanan değişmez Çinplânını yeniden tatbike başladı. 

Bu defa akıl hocası, hususî hileraporları hazırlayan ve batı için yazdığı eserler başlıca kaynaklardan sayılanelçi P’ei-chü idi. Hâkanın küçük kardeşi Ç’i-ki-şad’a “hâkanlık”teklif edildi. Fakat milletinin perişanlığını ve Çin tahakkümünün rezaletlerinigören bu genç, teklifi, kendisine vaad edilen Çinli prensesle birlikte reddetti.Çinliler başka bir yol denediler. 

Gök-Türk kumandanlarından birinipusuya düşürerek öldürdükten sonra, Hâkan’a, onun muhalefet maksadı ilekendilerine müracaat ettiğini, fakat “aradaki dostluktan dolayı” ortadankaldırılmasını uygun bulduklarını bildirdiler. Gaye Hâkan Şi-pi ile Gök-Türkşeflerinin arasını açmaktı. Hâkan bu oyuna da gelmedi. Son hâdisenin Çin-Türkanlaşmasını bozduğunu ileri sürerek yıllık haracı kesti, savaşa hazırlandı. 

Plânı, kuzey eyaletlerinde geziyeçıkmış olan imparatoru baskın ile yakalamaktı. Fakat baskın haberi Ötüken’debulunan ve yukarıda sıra ile üç hâkana zevcelik ettiğini söylediğimiz Çinliprenses tarafından, gizlice Çin’e ulaştırıldığı için, sür’atle geridönmeğe çalışan imparator, takipçi Gök-Türk süvarileri tarafından Şan-si’deYenmen (bugün Tai-hien) şehrinde kuşatıldı, Ye’sinden ağladığı rivayet edilenimparator Yang-ti’nin imdadına yine aynı prenses yetişti: Gök-Türk ülkesindebüyük bir isyan çıktığı söylentisini yayarak Türk ordusunun geri çekilmesinisağladı(615). 

Şi-pi'nin Başarılı Çin Politikası

Yan-ti’nin son durumu Çin’de karışıklıklara sebebiyet verdi ve ona karşımuhalefet gittikçe arttı. Bu defa da Çin ileri gelenlerinin Gök-Türkler’esığınmalarına şahit olunuyor ve Şi-pi Hâkan Çinliler’in siyasetini kendilerinekarşı tekrarlıyordu. Çin sarayını yağmalayarak aldığı kıymetli eşyayıGök-Türk Hâkanı’na sunan mülteci Liang Shi-tu’yı, Şi-pi “Çin Kağanı”ilan ederek (617) kendisine bir kurt başlı sancak verdi. Liu Wu-chou adlı diğer birkumandanı da “Batı Çin Kağanı” yaparak, Sui’lere karşı sefere çıkardı. 

Bunlar arasında, tarihîbakımdan en ehemmiyetlisi Çin umumi vâlilerinden Li-yüan’ı himayesine alıpdesteklemesidir ki, antlaşma gereğince Türk ordularının yardımı ile Sui’leriiktidardan uzaklaştırdıktan sonra Ch’ang-an’daki imparatorluk servetini hakanatakdim eden, ayrıca 30 bin top ipek ve yıllık vergi vermeyi taahhüt etmiş olanLi-yüan, Çin’de 300 yıl kadar hüküm süren meşhur T’ang sülalesini (618-906)kurmuş ve kendisi imparator olarak Kao-tsu ünvanını almıştır. 

Kie-li Dönemi: Çin Hakimiyetine Giriş Sürecinin Başlangıcı_(621-630) 

Şi-pi’den sonra hakan olan Ç’u-lo (619-621) kardeşinin sert siyasetini takip ediyorve Hakanlığa karşı tutumu kısa zamanda değişen T’ang imparatoruna karşı Suisülalesini canlandırmağa kararlı bulunuyordu. Fakat karısı Çinli Prensesİ-ç’ing tarafından zehirlenerek öldürüldü. Hakan olan kardeşi Kie-li (621-630)kifayetli bir adam değildi. Hain prenses İ-ç’ing ile evlenmiş, ağır dilleyazdığı mektuplarla imparatoru tahrik etmişti. Karısının tesiri altında idi.Plansız, programsız, sadece cesarete dayanan askerî teşebbüslerinde bir iki defamağlup oldu. 

Tutumumillete emniyetsizlik uyandırdı. Sir-Tarduşlar, Bayırkular, Uygurlar isyan ettiler(627). Vaktiyle Türk himayesine sığınmış olan bir çok Çinli T’ang imparatorundanaf dileyerek memleketine dönüyor, K’i-tanlar ve başka kavimler Çin ile temaslararıyor ve sınır bölgelerinde Çin’e bağlanıyorlardı. İmparator Tai-tsung(627-649) Türkler’e vuracağı darbe için vaziyetin olgunlaşmasını bekliyordu.Hakan kuşattığı bir şehir önünde mağlup olarak çekilirken yakalandı, muhafazaaltında Çin başkentine gönderildi (630). 

Çin Esareti ve Bağısızlık Denemeleri: Büyük Kahraman Kürşad (630-680) 

Tai-tsung’unkendini “Türkler’in Gök-Kaganı” ilan ettiği 630 senesi Doğu Gök-Türkistiklalinin sonu kabul edilmiştir. Hakanlığa bağlı kabileler ve yabancı topluluklardağılıyor, Gök-Türk prensleri etraflarına kuvvet toplayabilecek kimselerolmadıklarından, herkes başının çaresine bakıyor, Türkler Çin’esığınıyorlardı. Gerçi Aşına ailesinden “kağan”lar birbirini takip etmekteidi, fakat bunlar artık Çin sarayının emrinde, sadakat ziyaretleri yapan, hediyelersunan, imparatorlardan türlü ünvanlar alan birer kukla idiler. 

Gök-türkler’inacıklı durumunu, Çin sarayında Türkler’e karşı ne yapılabileceği hususunda,İmparator huzurunda cereyan eden münakaşalardan anlamak mümkündür. Neticede kuzeyÇin’in Sed boyunda “6 eyalet” bölgesinde Türkler’in yerleştirilmesikararlaştırıldı. Bu suretle belki Türkler’in Çinlileşeceği umuluyordu. Fakat680’e kadar geçen 50 yıl devamınca, Türk milleti kendini unutmadı, ilini, örf veâdetlerini korudu, tarihin şanlı hatıralarını ruhunda yaşadı. 

Bu aradaufak çapta başkaldırmalar oluyordu. Mesela Aşına ailesinden bir prensin Altaylar’daTürk hakanlığını ihya çalışması (646-649), yine Gök-Türk hükümdarlarısoyundan Tu-çi’nin on-ok’ların başında “kağan” ilan edilerek, (676-678),Çin’e karşı Tibetlilerle ittifak etmesi... Çinliler tarafından şiddetlebastırılan bu hareketler arasından en çok hayret verici olan, 639 yılındaKür-şad’ın ihtilal teşebbüsüdür. 

Esaret Yılları ve Kür-Şad İhtilâli 

DoğuTürk Hakanlığını yıkan ve kağan soyundan olanları başkentlerine götürüpbunlara kontrol altında tutabilecekleri görevler veren Çinliler, Türklerden tamamenkurtulmak için Türk halkını yok etmeyi, Çinlileştirmeyi düşündüler. Onun içinTürklerin büyük bir bölümünü Çin Seddi boyuna yerleştiler. Fakat bu baskıTürklerin direncini arttırmaktan başka bir işe yaramadı. Dillerine, örf veâdetlerine sımsıkı sarıldılar, öç almak için bilendiler. Elli yıl süren esarethayatında fırsat buludukça baş kaldırlar. 

 

Bu baş kaldırmalardan biriTürk tarihinin altın sayfalarını oluşturur ve "Kür-Şad İhtilali" olarakanılır. Türk Prensi Kür-Şad, eski Türk kağanlarından Çuluk'un küçük oğlu idi.Çin İmparatorunun saray muhafız kıtasında görevli bulunuyordu. O sırada Çinİmparatoru Tang sülalesinden Tay-Çung idi. 

Kür-Şad, otuz dokuz arkadaşıile, Türk devletini diriltmek, esaretten kurtarmak için gizli bir ihtilal komitesikurmuştu. Son derece vatansever, cesur, güçlü ve keskin nişancı olan kırk kişi birdarbe planı hazırladılar. İmparator Tay-Çung, bazen hükümdar kıyafetiyle bahçede,bazen de geceleri kıyafet değiştirerek şehirde tek başına dolaşmaya çıkardı. Onuyakalayıp Türk illerine kaçıracak, Çin sarayında esir bulunan Türk soyluları veÇin işgalindeki Türk toprakları ile takas edeceklerdi. Sonra da bütün Türkleriayaklandıracaklardı. 40 Türk genci için Çin imparatorunu kaçırmak zor değildi. 

Gizli komite o gece imparatorunsaraydan çıkacağını haber almış, birbirlerine harekete geçeceklerinibildirmişlerdi. 

Kür-Şad'ın arkadaşları,görevlerini bırakarak kararlaştırılan yere geldiler. Fakat, o gece ansızın büyükbir fırtına patlak verdi ve imparator sarayından çıkmadı. Planı ertelemektehlikeliydi. Çünkü görevden ayrıldıkları anlaşılacak, ihtilal hazırlığıduyulacaktı. Bu, bütün esir Türklerin kılıçtan geçirilmesine sebep olabilirdi.Onun için 40 Türk yiğidi, imparatorun çıkmasını beklemeden sarayı bastılar.Yüzlerce saray muhafızını öldürdüler. Ancak, kaçıp kurtulanların haber vermesiüzerine Çin ordusu saraya doldu. Bu durumda imparatoru kaçıramazlardı. Kür-Şad,sarayı terketmek, planın ikinci kısmını uygulamak, yani "saray ahırınahücum" emrini verdi. 

40 yiğit ahırdakimuhafızları ve seyisleri de öldürerek atlara binip şehir dışına sürdüler. Fakatbütün bir ordu peşlerindeydi. Şehir yakınındaki Vey Irmağı'na gelince mecburendurdular.Derhal cephe alıp savaş durumuna geçtiler.Burada da yüzlerce Çin askeriniöldürdüler. Ordu çok kalabalıktı. Türk yiğitleri kanlarının son damlasına kadarvuruşarak can verdiler. 

İhtilal başarılamadı ama, esirTürklerin gönlündeki hürriyet ateşi büyüdü büyüdü ve dalga dalga bütün Türkillerine dağıldı. 

Bu olay 639 yılında olmuştu.İhtilâl ateşi 41 yıl sönmeyecek ve 41. yılda bağımsızlıklarınıkazanacaklardı.

Tardu'nun Başarılı Yılları: 582-603 

Tardu’nun Başarılı Yılları: 582-603

582 yılındaDoğu hakanlığı ile resmen ilgisini kesen Tardu, her iki kanadı kendi idaresindebirleştirmek için gayret sarf ediyordu. Doğu hakanlığına baskı yapan Çin’inTülan hakana karşı kardeşi, T’u’li’yi tutarak iki kardeşi çarpıştırmasıüzerine Tardu Çin’e yürüdü. Kuzey Çin’de başarılarla ilerlerken yukarıda adıgeçen general-diplomat Ç’ang Sun-şeng’in oyununa kurban oldu. 

Bu Çinli,Türk ordu efradı ve atlarının geçeceği yollardaki suları, pınarlarızehirlemişti. Tardu böyle bir şeyin yapılacağını hatırına getirmediği içinağır zayiat ve telefat verdi. Çekilmek zorunda kaldı (600). Bu tarihe kadar TarduKağan batıda pek çok başarılar kazanmış, Hoten bölgesini imparatorluğabağlamış, Şehinşah IV. Ormuzd “Türk-zade” (579-590) zamanında, Bizans–Sasanîsavaşlarında, İran iç-işlerine müdahale etmiş, bir Türk başbuğu Derbend’ikuşatırken diğer bir Gök-Türk ordusu Herat, Budgis havalisine girmişti. 

Bu orduyu durduran ünlüSasanî kumandanı Bahram Çupi’nin isyan edip Ormuzd’ı tahttan indirip oğlu HusravParviz’i tahta çıkarması, Sasanî imparatorluğunu karıştırmış, Bizans’ınmüdahalesi ile mağlup edilen Bahram sonunda hakana sığınmıştı. 

Böylece Tardu’nun bir yandan, kısa müddet için de olsa,her iki hakanlığı kendi idaresinde birleştirmesi (598’e doğru), aynı zamanda İranüzerinde hakim bir durum kazanması, onun 598 yılında Bizans imparatoru Mauriacus’agönderdiği mektupta ifadesini bulmuş görünmektedir: “Dünyanın yedi ırkınınbüyük şefi ve yedi ikliminin hükümdarı Hakan’dan Roma imparatoruna...” Çinkaynaklarına göre de bu tarihte Tardu, Ötüken, kuzey-batı Moğolistan, Aral Gölühavalisi, Kaşgar, Maveraünnehir ve Merv’e kadar Horasan sahaları üzerinde hakimbulunmakta ve ulu hakan olarak “Bilge Kağan” ünvanını taşımakta idi. 

Fakat Tardu, Gök-Türk birliğinigerçekleştirmek için çok şiddetli davranmıştı. 601’de Çin başkentiyakınlarında bir savaşta netice alamaması üzerine birçok Türk boyları veyabancılar ayaklandılar. Tardu bunlarla başa çıkamadı ve Köke-na’ur havalisindekayıplara karıştı (603).

Tardu Sonrası Kısa Zaafiyet Dönemi (603-619)

Tardu’nun sahneden çekilmesinden sonra, memlekette isyancıların sayısı arttı,nizam bozuldu. Doğu hakanlığında yeni bir kudret olarak beliren Şi-pi Kağan’akarşı, Tardu’nun torunu Sui’lerle işbirliğine kalktığı ve hatta ülkesinibırakarak Çin sarayında yaşamayı tercih ettiği için Şi-pi tarafındanÇinliler’den teslim alınarak öldürüldü (619). Devlet meclisi’nin hakan ilanettiği, Tardu soyundan Şi-Koei zamanında durum düzelmeğe başladı. 

Tong Yabgu Zamanı (619-630)

Fakat asıl huzur, Tardu’nun küçük torunu olan T’ong-Yabgu devrinde (619-630)görüldü. Çin kaynağı T’an-shu’ya göre “akıllı ve cesur” olan bu hakan“mahir bir savaşçı ve şeçkin bir stratejist” idi. Orhun, Tola ırmakları ileAral Gölü arasında yayılmış bulunan Tölesler’i kendine bağlamış, İranlılarımağlup etmiş, güneyde Kandahar’a kadar ilerlemişti. Ordusu birkaç yüz bin iyi yaykullanan süvarilerden kurulu idi. Merkezi Talas şehrinin 75 km. kadar güneydoğusundaki ünlü Bin-yul (Bin-bulak= bin pınar) mevkiinde idi. 

Tang-shu’ya göre “o zamana kadar batıda onun derecesinde kuvvetli olanıgörülmemişti”. Çin ile dostane münasebetler kurmuş olan T’ong-Yabgu çağındaHindistan’a gitmek üzere Gök-Türk İmparatorluğu’nu bir baştan bir başa geçerekyolları, şehirleri, dinî ve kültürel hayatı hakkında çok alaka çekici bir bilgiveren, Çinli Budist rahip Hiuen-Tsang, T’ong Yabgu’yu da ziyaret etmiştir. 

Gök-Türk Tarihinin En Karanlık Yılı: 630 

Gök-Türk İmparatorluğu’nun parlak bir devri yaşadığı yıllarda On-oklar veKarluklar isyan ettiler. Bunları kendi mevkiini tehlikede zanneden Doğu hakanı Kie-liteşvik etmiş olmalıdır. Bir tartışma esnasında T’ong-Yabgu’nun, hakanlığınbatı kanadı başbuğu olan amcası Se-pi tarafından öldürülmesi (630) ülkeyikarıştırdı. On-ok’lardan Nu-şi-pi’ler Se-pi’yi istemediklerinden kendilerihükümdar seçmeyi tercih ettilerse de, T’ong-Yabgu’nun oğlu Se-Yabgu üzerindebirleşildi. Bu defa Tölesler’in ayaklanması devletin Çin’e bağlanmasında birinciderecede amil oldu. 

630 senesi büyük Gök-Türk tarihinin en karanlık yılıdır.

Doğu hakanlığı bu seneÇin’e boyun eğmişti. Batı hakanlığı da aynı tarihte aynı akibete uğradı.Bundan sonra Aşına soyundan bir sürü “kağan”, bazan aynı zamanda birkaç“kağan” Batı Gök-Türk gruplarının başında görülüyorsa da, bunlar aynızamanda Çin’in birer memuru durumunda idiler. Batı Gök-Türk ülkelerinin Çin’eilhakı 658’de tamamlandı.
Gök-Türklerin İstiklallerini Kaybetme Nedenleri
"Yukarıda mavi gökçökmedikçe, aşağıda kara toprak
yarılmadıkça, senin ilini ve töreni kimse bozamazdı...
Ama sen düşmanın armağanlarına kandın; bölücülere,
Fesatçılara kandın; seni kurtaran atalarına isyan ettin !
Yurdu böldün ve öldün!.." 

Gök-Türklerin İstiklallerini Kaybetme Nedenleri630-680 arasındaki 50 yıllık zaman Gök-Türkler’in istiklallerini kaybettikleri birmatem devresi olmuştur. Her ne kadar Orta Asya’da millet olarak Türklervarlıklarını, dil, inanç, ve geleneklerini muhafaza etmişlerse de müstakil birdevletten mahrumiyet, “Bey olmağa layıkevladın kul, hatun olmağa layık kız evladın cariye olması” Gök-Türkler içinhaysiyet kırıcı bir ıstırap kaynağı teşkil ediyordu. Millet şöyle diyordu: “Ülkeli bir kavim idim, şimdi ülkem nerede?Hakanlı bir kavim idim, şimdi nerede hakanım?” nerede diye seslenen OrhunKitabeleri'nden de anlaşılacağına göre, Gök-Türkler’i bu felakete sürükleyensebepler şu üç noktada toplanmaktadır. 

1- Sonraki devlet ve idare adamlarının kifayetsizliği: “... Kagan bilge imiş, cesur imiş, buyruklarıbilge imiş, cesur imiş, beyleri de, kavmi de iyi imiş, böylece ülkeyi tutup töreyegöre tanzim etmişler... Sonra kardeşler, oğullar kağan olmuş, küçük kardeşbüyük kardeş gibi yaratılmadığı, oğlu babası gibi yaratılmadığı içinbilgisiz kağanlar tahta oturmuşlar, buyrukları da bilgisiz, fena imişler... Türkbeyler, Türk adını atmışlar, Çin beylerinin adlarını almışlar, Çin hakanınaboyun eğmişler, elli yıl işlerini, güçlerini (ona) vermişler...”

2- Türk kavminin uygunsuz tutumu: “Türk bodunu... Sen aç olduğun zaman tokluğudüşünmezsin, tok olduğun zaman açlık nedir bilmezsin. Bu sebeple hakanın iyisözlerine kulak vermedin, yurdundan ayrıldın, harap, bitkin düştün. Müstakilhakanlığına karşı kendin yanıldın... Doğuya gittin, batıya gittin. Kutlu yurtÖtüken’i terk ederek gittiğin yerlerde ne yaptın? Su gibi kan akıttın, kemiklerindağlar gibi yığıldı...”, “Türk bodunu kendi hakanını bıraktı, hükümaltına girdi. Hüküm altına girdiği için Tanrı ona ölüm verdi, Türk bodunuöldü, mahvoldu...

3- Kurnaz Çin siyaseti ve yıkıcı propaganda: “Çin kavminin sözü tatlı, hediyesi yumuşakimiş, tatlı sözü, mülayim hediyesi uzak kavimleri yaklaştırır imiş. Sonra dafesat bilgisini orada yayarmış, iyi, bilge kişiyi yürütmez imiş. Onun tatlısözüne, yumuşak hediyesine kapılan çok Türk kavmi öldü...” ; “...Çin kavmihilekar kurnaz olduğu için, küçük kardeşlerin büyük kardeşlere karşıayaklanması, beylere kavim arasına nifak girmesi yüzünden Türk bodunu ülkesiyıkılmağa yüz tutmuş, müstakil hakanlık sukuta uğramış...” ; “... Çinkağanı, Türk kavmi (ona) bunca işini gücünü verdiği halde, Türk kavminiöldüreyim, soyunu mahvedeyim der imiş, mahvetmeğe yürürmüş...”.

Gök-Türk İstiklalinin Tekrar Kazanılması: İlteriş Kutlug Kagan ve Bilge Tonyukuk

Gök-Türk tarihinin bu 50 yıllık fetret devrinin sonunda,kitabeler yolu ile çok iyi tanınan, Aşına soyundan, Kutlug (Çince’de Ku-to-lo)istiklal savaşına girişti (680). Türk Milleti’nin eski hür ve müstakil hakanlıkçağının hasreti içinde olduğunu sezen Kutlug, kendinden önceki mücadeleleri detakip ediyordu: Çin’deki bazı Türk zümrelerinin aynı maksatla başa geçirdikleriNi-şu-fu davayı kaybederek kesilen başı Çin başkenti Lo-yang’a götürülmüş(679), mücadeleye devam eden, yine Aşına soyundan Fu-nien kalabalık Çin kuvvetlerikarşısında yenilerek 53 arkadaşı ile birlikte Lo-yang çarşısında idam edilmişti(Ağustos 681).

Bu sıradaKuzey Çin’de bulunan ve Türk kütlelerinin derin istiklal arzusunu gerçekleştirmekazmi ile ortaya atılan Kutlug, gizlice teşkilat kurarak etraftaki Gök-Türk ilerigelenlerini ve halkını vazifeye çağırdı. Süratle yayılan harekete katılanlarınsayısı kısa zamanda 5 bine yükseldi. Davete koşanlar arasında, II. hakanlıkdevrinde Gök-Türkler’in ünlü devlet adamı ve kumandanı Tonyukuk da vardı.
İlteriş Kutlug Kağan'ın II. Gök-Türk Devleti'ni Kurması: 682
Kutlugile Tonyukuk önce, 681’de Kuzey Çin’deki Yün-çu eyaletine baskın yaparak 30 bincivarında at, koyun, deve elde ettiler ve yeni gelenlerle kuvvetlenerek Göbi çölü ileOrhun ırmağı arasına çekildiler. Çugay Kuzı (Çince Çung-tsai, Ötüken’ingüneyinde)’yı yazlık ve daha Güneydeki Kara Kurum’u kışlık merkezi yaparakhazırlıklarını tamamladılar. İlk hedefleri Ötüken idi. 

Baykal Gölü’nün güney batısında yüksekçe dağlarla çevrili, mahfuz, müdafaasıkolay, fakat etrafa akınlar yapmağa elverişli stratejik mevkide, iklimi mutedil veotlağı bol bir yer olan Ötüken yaylası Asya Hunları ve I. Gök-Türk Hakanlığızamanında devlet merkezi olmuş, Türkler’in kutlu toprağı sayılıyordu. DağınıkTürk kütlelerini ancak, “Türk devletçilik ruhunun yerleşmiş olduğu” Ötükenetrafında toplamak ve idare etmek mümkün idi.

Kutlug hareketiningelişmesinden endişelenen Selenga ırmağı boylarındaki Oğuzlar’ın, tedbir olmaküzere K’itanlar’la ve Çin ile ittifak teşebbüsleri, bir Gök-Türk seferinigerektirdi. Tonyukuk’un tavsiyesi ile baskın şeklinde İnekler Gölü (Orhun’unkolları üzerinde) kıyısında kazanılan savaş (682) Oğuz tehlikesini ortadankaldırdı. Tarihi ehemmiyeti haiz bu muharebe Gök-Türkler’in Ötüken’e hakimolmalarını sağladı. Kutlug “kağan” ilan edilerek “İlteriş” (İl=devletiderleyip toplayan) ünvanını altı ve II. hakanlığı teşkilatlandırdı: KardeşiKapagan (veya Kapgan)’ı “şad”diğer kardeşi To-si-fu’yu “yabgu” tayin etti.İstiklalin kazanılıp, devletin kuruluşunda birinci planda rol oynayan Tonyukuk’u,devlet müşaviri (Ayguçı) yaptı ve orduyu hazırlama, idare ve diplomasi işlerinintanzimini ona verdi.

Çin'e Yapılan Akınlar

Yeni hakanlığın önce Çin’i taarruz hedefi olarak alacağı tabii idi. Bir zaferakınları resmi geçidi manzarasını veren Çin seferleri bir yandan, bu eski ve“hilekar” hasımı daimî baskı altında tutmak, diğer yandan, körpe Gök-Türkdevletinin şiddetle ihtiyaç duyduğu yiyecek, giyecek bilhassa at gibi zaruri madde vevasıtaları elde etmek maksadını güdüyordu. 

Akınlar hep Pekin’den Kan-su’ya kadar olan sahaya; Çin Seddi’nin hemen güneyindenHuang-ho’nun güney mecrasına yakın yerlere kadar yayılan ve Çinlilerin “Çu”dedikleri garnizon ve eyalet merkezlerine yöneltilmişti; 682-687 yılları arasındaÇin üzerine 46 akın yapılmıştır. Bu seferler esnasında Çin valileri,kumandanları mağlup edildi, orduları dağıtıldı, hemen her yerde mukavemetkırıldı. Büyük çapta zaferler Hin-çu’da (Nisan 685) ve So-çu’da (Ekim 687)kazanıldı. 

İlteriş Kutlug Kağan'ın Ölümü 

İlteriş Kagan kuzeyde Kögmen (Tannu-ula) dağlarına, doğuda Kerulen, Ononnehirlerinin yüksek vadilerine, batıda Altaylar’a kadar uzanan sahadaki Türk veyabancı kavimleri Gök-Türk idaresine almıştı (“47defa sefer etmiş, 20 kere savaşmış, Tanrı buyurduğu için düşmanları itaatealmış, dizlilere diz çöktürmüş, başlılara baş eğdirmiş, Babam Kağan bu kadarülke kazanmış...” Kitabeler I.).

Böylece Gök-Türk Devletini yeniden kurupteşkilatlandırarak, töreyi tekrar yürürlüğe koyan milli kahraman İlteriş, kutluÖtüken yaylasında dalgalandırdığı kurt başlı sancağın gölgesinde öldü (692).Vaktiyle İlteriş adına dikildiği iddia edilen, Orhun’un güneyindeki Ongınkitabesinin 720’lerde dikildiği ileri sürülerek İlteriş’e ait olmadığıbelirtilmiştir. 

Kapağan Kağan 

İlteriş öldüğü zaman biri 8 yaşında (Bilge), diğeri 7 yaşında (Kül Tegin)olmak üzere iki oğul bırakmıştı. Kardeşi 27 yaşındaki Kapagan (veya Kapgan),hakan oldu (692-716). Çin kaynaklarında adı Mo-ç’o (Türkçe aslı, Bekçor) diyegeçen Kagan, Türk tarihinin büyük fatihlerinden biridir. Tonyukuk devletmüşavirliği vazifesini yapıyor, kardeşi, yeğenleri ve oğulları yavaş-yavaşGök-Türk hakanlığının seçkin simaları olarak beliriyorlardı. Kapagan Kagan’ınbüyük ve uzak görüşlü bir devlet adamına yakışır planları olduğugörülmektedir ki, esasları şöyle hülasa edilebilir: 

Kapağan Kağan'ın Devlet Politikasının Esasları 

a- Çin’ibaskı altında tutmak. Bunda iki maksadı vardı: Türk devletinin huzurunu korumak vehalka yetecek ölçüde ziraî istihsal imkanları sağlamak;

b- Çin’de dağınık haldeyaşamakta olan Türkleri anavatana (Ötüken) çekmek. Bunda da iki maksadı vardıTürkler’ yabancı hakimiyetinden kurtarmak ve Türk ülkesinde askerî ve iktisadîgelişmeyi hızlandırmak;

c- Asya kıtasında ne kadarTürk yaşamakta ise, hepsini Gök-Türk birliğine bağlamak. Kapagan’ın bu siyasî veiktisadî görüşleri onu sayılı Türk büyükleri arasında yükseltmektedir.Bilhassa üçüncü nokta çok dikkat çekici bir siyasî kavrayış ifade eder. 

Kapağan Kağan'ın Seferleri 

Genç, haşin ve ihtiraslı Kapagan, seferler ve zaferler dizisinin 693'te Çin baskınıile açtı. Ling-çu eyaletini şiddetli darbeler vurarak aynı sene içinde aynıbölgeye yedi sefer daha tertipledi. Sonra Ordos’a akın yaptı. Askerî harekâtınıyeniden Ling-çu’ya yoğunlaştırdığı yılda (696’da), 8 sefer daha yapmıştı.K’i-tan’larla Çin’in bozuşmasını kendi lehine değerlendirerek, T’angimparatoriçesi Wu’yu destekledi. Korkunç K’i-tanlar’ı Hopei bölgesinde ağırbir hezimete uğrattıktan (Ekim 696) sonra imparatoriçeye isteklerini sıraladı: 100bin “hu” (hu= 12,5 kilo çeken ölçek) tohumluk darı, 3 bin adet ziraat âleti, 10bin (T’ang-shu’ya göre 40 bin) fond demir, Çin topraklarında oturan (ÇoğuOrdus’da “6 eyalet” arazisinde idi) Türkler’in anavatana iadesi. 

Sonra Kapagan,Yenisey bölgesini işgal etmekte olan Kırgızlar’a yöneldi. Mevsim kış (697-698),yol uzun ve meşakkatli idi, fakat bu sefere zaruret vardı. “(Kuvvetli KırgızKağanı) Çin ve On-ok kağanları ile anlaşıp, Altun ormanında (Altaylar’da)toplanalım, ordularımızı birleştirelim Türk kağanına saldıralım, yoksa kagancesur ve ayguçı’sı bilge olduğundan obizi mahv eder demişler” (Tonyukuk Kitabesi) Kapagan ile Tonyuyuk idaresindekiGök-Türk ordusu “kar sökerek ağaç dallarınatutunarak, bazen atları yedeğe alarak” yolsuz vâdilerden Kögmen dağlarınıaştı, Yenisey kaynaklarında Anı ırmağı kıyısındaki Kırgızlar’ı bastırdı,“han”ı telef olan Kırgız ülkesi teslim alındı.

Kapağan Kağan'ın Devleti Teşkilatlandırması
Kapağan Kağan 697 yazında hâkan, mevcut duruma uygun olarak, orduyu ve idareyi yenidenteşkilâtlandırdı: Kardeşi To-si-fu’yu hâkanlığın sol kanadı “yad”ı,İlteriş’in oğlu 14 yaşındaki Bilge’yi sağ kanad’a Tarduş üzerine “şad”tâyin etti ve kendi oğlu Bögü (Kitâbelerde İnal Kagan, Çin kaynaklarına Fu-kü)yü“küçük kagan” yaptı. Bu suretle Türk imparatorluğunda iki cephe teşekkületmiş, askerî kuvvetler de iki ordular grubu hâlinde tertiplenmişti.

Kapagan Çin ile savaşa hazırlanırken, İnal Kagan ile Bilge Şad emrindeki fakatgerçek sevk ve idaresi Tonyukuk’un elinde bulunan batı ordular grubu da On-oklar’ıdevlete bağlamak vazifesini almışlardı. Çin elçilerine karşı Kapagan’ınşiddetli ve kararlı tutumu şimdilik doğuda bir silâhlı çatışmayı önledi.Mo-ç’o’nun kudretinden telâşlanan Çin’den derhal üç bin ziraat âleti, 40 bin“şi” (1şi =10 hu) tohumluk darı gönderildi ve Türkler anavatan topraklarınaiâde edildi (698). Büyük “kagan”ın plânlarından ikisi gerçekleşmişti.

Kapağan Kağan'ın Yeni Çin Seferleri 

Ancak, Kapagan’ın kızını bir T’ang prensi ile evlendirmek arzusuna karşı,imparatoriçe Wu’nun, T’ang’lardan değil de, kendi âilesinden bir prensi damatolarak ortaya sürmesinden öfkelenen Kapagan, yanında bulunan Çin elçilik heyetindengeneral Çen-çi-wei’yi (T’ang sülâlesine mensup olmalı) “Çin kaganı” ilan ederek, onunla birlikteansızın, fırtına gibi, Çin topraklarında göründü. 

Çeşitli eyaletlere, aynı sene içinde (698) 30 defa çıkış yaptı. 100 bin kişilikordusu tarafından, karşı koyan bütün Çin kuvvetleri ezildi, at sürüleri, baştaolmak üzere bol ganimet ve esir alındı. Oradan kuzeye yönelen Kapagan’a, Çinorduları kumandanı Şa-Ça-Cung-i, emrindeki birkaç yüz binlik kuvvetine rağmen,hücuma cesaret edemeyerek, Gök-Türk süvari tümenlerinin geçişini uzaktanseyrederken, ümidini kaybeden Çin sarayı da orduya gönderdiği gizli bir günlükemirle, “kagan’ı bulup öldürenin” prens ilan edileceğini bildiriyordu. 

Kapağan Kağan'ın Türgişler Üzerine Seferi 

Bu sırada İnal ile Bilge tarafından sevk edilen batı orduları grubu da, Tonyukuk’unyüksek kumandasında, Altaylar’ı aşıp Yarış-ovası (Cungarya)’na doğruilerlemiş ve Bolçu (Urungu gölünün güney-batı kıyısında; bugün Tokoikasabası)’da “ateş ve fırtına” gibi saldıran “Türgiş kagan”ınkumandasındaki 10 tümenlik (100 bin kişilik) On-oklar ordusu üzerinde kesin zaferkazanmıştı (698). 

Türgiş hakanı Uçe-le’nin esareti, yabgusu ve şadının yakalanması ileneticelenenen Bolçu savaşı, On-oklar’ın bütün To-lu ve Nu-şi-pi kabilelerini,Balkaş, İli, Isık Göl, Çu ve Talas bölgesindeki Türkler’i Gök-Türk birliğinebağlamış, Hakanlığın sınırları Taşkent ve Fergana’ya dayanmıştı. Çinkayıtlarına göre, “Mo-ç’o zaferlerinden gurur duymakta, imparatorluğumuzu hakirgörmekte. Yüksek gayeleri var. Her tarafa ordular sevk ediyor. 

Arazisinin genişliği 10 bin “li” (= aşağı yukarı 4500 km)’den fazla. Bütünbarbarlar (Çin dışındakiler) onun emri altında...”. Böylece vaktiyle Tardu’nun, Türk birliğinigerçekleştirdiği tarihten tam 100 sene sonra Kapagan Kagan’ın Doğu-Batıhakanlıklarının topraklarını tek idarede toplaması yolu ile “dehşet verici Türkbirliği ihya edilmişti”. Ancak Kapagan’ın planında 3. noktanın tamamlanmasıiçin Maveraünnehir’inde zaptı gerekiyordu. 

Kapağan Kağan'ın Maveraünnehir Seferi 

Coğrafî mevkii, iklimi, verimli toprakları ile zenginliği bütün kaynaklarda övülenMaveraünnehir’de o sırada Gök-Türk ordularına karşı koyacak bir kuvvet yok idi.Türk soylu bazı ailelerin idare ettiği “şehir krallıkları” 675’lerden beri,nisbeten küçük kuvvetlerle ufak çapta teşebbüslere girişen Müslüman Arapkumandanlara (Abdullah b. Ziyad, Said b. Osman, Musa, Mühelleb vb.) başarı ile mukabeleetmekte idiler. 

YineTonyukuk’un yüksek kumandasında olmak üzere, “İnal Kagan” ve Bilgetaraflarından sevk ve idare edilen, o sene henüz 16 yaşındaki Kül Tegin’in de dahilbulunduğu Gök-Türk batı orduları grubu, Altaylar-Borçlu-Yarış Ovası “Kavimlerkapısı” -Çu ve Talas havzaları- Karadağ kuzeyi üzerinden İnci (Seyhun=Sirderya)kıyılarına ulaştı ve nehri geçerek Maveraünnehir’in Kızıl-kum çölüne daldıve Güney istikametini aldı. 

Ordununbir kısmını, muhtemel bir yan hücuma karşı, İnal idaresinde burada bırakanTonyukuk ilerledi ve ilk olarak Semerkand’ın güney doğusunda savaşa hazır bekleyenSok kumandasındaki orduyu ezdi (701), esirler ve zengin ganimet elde etti: “sarıaltın, beyaz gümüş, kız kızan...” (Tonyukuk Kitabesi). Aynı zamada Çinliler’ekarşı da bir zafer kazanıldı. 

Bilgeile Kül Tegin, Keş şehrinin doğusunda, Altı-çub (Chao-wu) kavminden de aldığıyardımlarla 50 bin kişilik bir kuvvet başında, Gök-Türkler’in ipek yolu geçişhattına inmesine engel olmağa hazırlanan Çinli general Ong-Tutuk (Wei Yuan-çung)’u“İdukbaşı” mevkiinde mağlup ve ordusunu imha ettiler. Cesaret vesavaşçılığını ilk defa bu maharebede ortaya koyan Kül Tegin, Çinli kumandanı,eli ile yakalayıp esir etmişti. Bu suretle engeller kalkınca Gök-Türk ordusu TamirKapıg (Demir Kapı)’a ulaştı. Burası, bilindiği gibi. M.Ö. asırlardan beriİran-Turan (Türk) ülkelerinin arasında tabii sınır kabul edilmekte idi.

Araplarla İlk Temas 

Maveraünnehir seferi münasebeti ile Orhun kitabelerinde ilk defa Müslüman Araplar(Tazik) zikredilmiştir. İranlılar’ın Araplar’a verdikleri Tazi adından (Tay adlıArap kabilesinden ) gelen Tazik, (Türkler tarafından, sonraları İranlılar içinkullanılmıştı: Tacik). O zaman, Keş şehrinde karargah kurmuş olan Horasan valisiMühelleb’in kuvvetleri ile ilgili olmalıdır. Anlaşıldığına göre İnalkumandasındaki kuvvet, bir Arap hücumuna karşı orada bırakılmış, fakat Mühellebordusu her hangi bir harekette bulunmamıştır. 

Devam Eden Çin Seferleri 

Diğer taraftan Kapagan,Çin’e akınlarına devam ediyordu. 700-702 yılları arasında Çin üzerine 21 seferyapılmıştır. 704’de Kül Tegin ile Bilge’nin de katıldıkları büyük Ming-şamuharebesinde 80 bin kişilik Çin ordusu hezimete uğratıldı ve hemen arkasından 11akın daha tertiplendi. T’ang İmparatoru Çung-tsung yine bir günlük emirneşrederek, Kapagan’ı esir eden ve öldüreni prens ünvanı ve 2 bin top ipek vererektaltif edeceğini ilan ediyordu. Ayrıca bütün vazifelilere Gök-Türkler’i mağlupetmek için planlar hazırlamalarını emretti. Bunun üzerine sarayın yüksekmemurlarından Lu Fu’nun imparatora sunduğu raporda çare olarak: 1- Barbarlarıbirbirine karşı tahrik etmek, 2- Barbarları iki cephede birden zorlamak yollarıtavsiye ediliyor ve M. Ö. 36 yılında Çi-çi’nin böyle yenildiğinihatırlatıyordu. 

Kapağan Kağan'ın Civardaki Türk Topluluklarını İtaat Altına Alması 

Bu arada,649’dan beri Çin ile siyasî münasebetler kurmuş bulunan Basmıllar tekrar itaatealındı (704). 709’da Çik’ler ve Az’lar (her ikisi de Kırgızların doğukomşuları) Bilge tarafından hakanlığa bağlandı. Gök-Türk ordularının uzaklardameşgul olmasını fırsat bilerek başkaldırmağa teşebbüs eden Kırgızlar daBilge-Kül Tegin idaresinde “mızrak boyu karsökerek Kögmen dağlarını aşan” Gök-Türk orduları tarafından Songaormanında ikinci defa mağlup edildi (710). Aynı yıl içinde Tolga ırmağıcivarındaki Bayırkular, Türgi-yargın Gölü savaşında bozguna uğratıldı. 711yılında yine Bolçu civarında Türgiş kuvvetleri darbelendi, han’ı, yabgu’su,şad’ı öldürüldü. Türgiş ülkesi ve “Kara Türgiş” halkı itaate alındı vebir Maveraünnehir seferi daha yapıldı. Bunun sebebi, kitabelere göre “Sogdak(Semerkand bölgesi) kavmini tanzim etmesi idi. 

Kara-Türgiş ve Karluk İsyanları 

Kapagan Kagan’ın gittikçe şiddetini arttıran, müsamaha tanımaz sertliği,huzursuzluğu arttırıyor, gördüğümüz gibi, bilhassa Türk boylarınınayaklanmalarına yol açıyordu. 711 yılında Kara-Türgiş isyanı Kül-Tegintarafından bastırılmış ise de, aynı yılda başlayıp 3 seneden fazla süren veÇin’in tahriki neticesinde bütün On-oklar’ın katılmaları ile iyice alevlenenKarluk isyanı hayli güçlük çıkardı. İmparator Çung-tsung’un Kan-sueyaletlerindeki ordularını Gök-Türklere karşı seferber hale getirdiği busıkıntılı günlerde, “Türkistan”daki yurtlarından kalkarak Ötügen’e kadarsokulmağa muvaffak oldukları anlaşılan Karluklar ve müttefikleri ancak Kapagan, Bilgeve Kül Tegin’in ortak harekatı ile Tamıg Iduk-başı ‘daki (Tamir Irmağınınkaynağı. Her yıl mayıs ayında Gök-Türklerin büyük törenler tertipleridleri yer)şiddetli savaşta mağlup edilerek dağıtılabildiler. Bir kısım Karluk kütlesi vebaşkaları Çin’e sığındılar ve San-yuan bölgesine yerleştirildiler. 

TamıgIduk-başı muharebesi tam zamanında kazanılmış, Gök-Türkleri iki cephedesavaşmağa mecbur etmeği hedef alan Çin kuvvetlerinin Karluklar lehine müdahalesiönlenmişti. Şimdi de Çin hazırlığını saf dışı etmek gerekiyordu: Çinyığınak merkezi Beş-balık üzerine sefer yapıldı (714). Çin kaynaklarınınbelirttiğine göre, İnal Kağan ile Tung-iç Tegin ve hakanın eniştesininkumandasındaki sevk edilen ordu, Beş-balık’ı kuşattı. Kitabelerden, Bilge’nin dekatıldığı anlaşılan bu harekatta şehir ele geçirilemedi ise de karışıklıktanfaydalanarak Tokmak’daki Türk kabileleri üzerinde bir zafer kazanmakla iktifa edenÇinliler’in Gök-Türklere karşı büyük ölçüde taarruzu ortadan kaldırılmışoldu. 

Dokuz-Oğuz İsyanı ve Kapağan Kağan'ın Ölümü (716) 

Ancakhakanlık bir kazan gibi kaynamakta idi. Kitabelerdeki: “Amcam Kagan’ın idaresikarışıklık içine düştüğü, halkta ikilik ortaya çıktığı zaman...” gibiifadeler de durumu açıklamaktadır. Az’lar ve arkasından İzgiler şiddetle ezildi(715). Fakat hakanlığın esas kütlesini meydana getirdiği için devleti temellerindensarsarak, nihayet ihtilale sebep olan Oğuzların isyanları Gök-Türk içtimaîbünyesinde derin yaralar açtı ve en büyük neticesi batı (On-oklar ülkesi, yaniKarluklar, Türgişler ve Maveraünnehir)’in hakanlıktan kopması oldu. 

714 yılısonbaharında başladığı anlaşılan Oğuz ayaklanmalarının –Oğuzların devleteolan nisbetleri dolayısıyla-, hayretle karşılandığı kitabelerden sezilmektedir: “Dokuz Oğuz kavmi kendi kavmim idi, gök ve yerkarıştığı için, düşman oldu”. 715 baharında Kagan’ın açmak zorundakaldığı Dokuz-oğuz seferinde mağlup edilen Oğuzların hayvanları öldürüldü. 716senesinde Oğuz kabilelerinden Bayırkular şiddetle tenkil edildi. 

Fakat, buömrü boyunca durup dinlenmeyen haşin tabiatlı Kapagan Kagan’ın seri halindekizaferlerinin sonuncusu oldu. Kendinden emin, Ötüken’e dönerken yoldaBayırkular’ın pususuna düştü, üzerine atılan bir Bayırkulu tarafındanöldürüldü (22 Temmuz 716). Bayırkular’ın Çin ile temas halinde oldukları, busırada onlar nezdinde bir Çin elçisinin bulunmasından anlaşılıyor. Hatta rivayetegöre Kapagan’ın kesilen başı bu elçi tarafından Çin’e götürülmüştür. 

İnal (Bögü) Kağan Dönemi 

Kapagan’ın yerine geçen oğlu İnal (Bögü) hakanlığın bu en buhranlı devrindedevlet dizginlerini elinde tutacak kudrette değildi. Karışıklığı önleyememiş,yurda huzur getirememişti. Halbuki Türk halkı bu hususları hakandan beklerdi. Oğuzlarbüsbütün alevlendikleri için devleti kurtarmak işi, İlteriş’in oğulları Bilgeile Kül Tegin’in omuzlarına yüklenmişti. 716 yılında Kül Tegin 5 Oğuz seferiyapmış ve seferlerden dördüne Bilge’de katılmıştı. Kitabelerde Gök-Türkordusunun takatten düştüğünü ve cesaretini kaybettiğini belirten ibareler vardır. 

Bütün buolup bitenler yeni hakanın beceriksizliğine atf olunuyor ve halkta, Tanrı tarafındanhakanlık vasfının ondan geri alındığı kanaati uyanıyordu. Ülkenin felakettenkurtulması için hakanın değişmesi lazımdı. Çin kaynaklarındaki izahata göre, herhalde Bögü’nün direnmesi neticesi, değiştirme zor kullanılarak yapıldı. İnalKagan, kardeşi, akrabaları, beyleri ve taraftarları öldürüldü. İhtilal planı ikikardeş, Bilge ve Kül Tegin tarafından hazırlanmış, fakat Kül Tegin tarafından icraedilmişti. 

Bilge Kağan'ın İlk Yılları ve Oğuz İsyanları 

Bilge, kardeşinin ısrarı ile, Kagan oldu (716-734). Kül Tegin de Gök-Türk ordularıbaşkumandanlığını üzerine aldı. 705 yılından beri yüksek mahkeme üyeliğiyapmakta iken ve Bilge’nin kayınbabası olduğu için ihtilal sırasında dokunulmayanTonyukuk da tekrar eski vazifesi olan “Ayguçı” ’lığa (devlet müşaviri) getirildi. Fakat umumi biryorgunluk, bezginlik vardı: 

“Tanrı Türk kavmi yaşasın diye beni tahta oturttu. İçte aşsız, dıştagiyeceksiz, bir kavme Kağan oldum. Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı,sanı unutulmasın diye kardeşimle sözleştik. Türk milleti için gece uyumadım,gündüz oturmadım. Kül Tegin ile şad’larla ölesiye çalıştık”.

(Kitabeler). Oğuzlarla mücadele eski şiddeti ile devam ediyordu. O sene büyükölçüde hayvan telefatına sebep olan kıtlıkta bile Bilge sefer halinde idi. Ötükenüzerine yürüyen Üç-Oğuzlar püskürtüldü. Dokuz Tatarlarla ittifak ederek hücumageçen Oğuzlar Ağu’da cereyan eden iki savaşta bozguna uğratıldı ve Oğuzkütleleri yurtlarını terk ederek Çin sınırlarına doğru çekildiler (717-718).717’de başkaldıran Uygur İl-Teberleri ile ve 718’de tekrar isyana teşebbüs edenKarluklar ile savaşıldı ve başarıya ulaşıldı.
Bilge Kağan'ın Çin Karşısındaki Başarıları
Bilge Kagan Çin ile iyi geçinmek arzusunda idi. Bunun lüzumuna, Tonyukuk’un daÇin’in kuvvetli, Gök-Türklerin ise yorgun ve ihtimama muhtaç oldukları hususundakikanaati neticesinde inanmıştı. Fakat sığıntı Gök-Türk prensi ile etrafındakileriBilge’ye karşı silahla mücadeleye teşvik eden Çin, Türklerin durumunu istismarhevesi ile Gök-Türk barış teklifine (721) 300 bin kişilik bir ordu hazırlamaklacevap verdi. Aynı zamanda Ki’tanlar ve Tatabılar’ın askerî desteğini elde edenÇin, Beş-balık’taki Basmıllar ile de anlaşmıştı. Nazik durum büyük devletadamı ve stratejist Tonyukuk tarafından kurtarıldı.

Onun planları, sevk ve idaresi altında önce Basmıllar mağlup edilip Beş-balıkkuşatıldı. K’i-tanlar ve Tatabılar safdışı edildi (722-723), sonra yalnızbaşına kalan Çin şiddetli bir darbe ile baskı altına alındı: Santan (Kan-su’da)savaşında Çin ordusu bozguna uğratıldıktan ve Beş-balık zapt edildikten sonraLiang-çu, Kan-çu, Yuan-çu bölgeleri 10 sefer yapılarak ele geçirildi. Hakanlık eskizindelik ve itibarını kazanmıştı. Bütün doğu ve Tarbagatay’a kadar batı,hakanlık idaresinde idi. Hatta Bilge 717 karışıklığında Ötüken ile alakasınıkesip kendi başına bir devlet durumuna girmiş olan Turgiş hakanlığını bilekendisine tabi saymakta idi.

Bu başarılar üç Gök-Türk büyüğünün: Tonyukuk, Bilge, Kül Tegin’in azim vegayreti ile elde edilmişti. Çin de şüphesiz durumun farkında idi. İmparatorHüang-sung’un başkanlığında yapılan bir toplantıda şöyle konuşuluyordu: “.. Gök-Türklerin ne zaman, ne yapacaklarıbilinmez. Kagan Bilge iyidir, milletini sever, Türkler’de ondan memnundurlar... KülTegin harp sanatının ustasıdır, ona karşı koyacak kuvvet güç bulunur... Tonyukukise otoriter ve bilgedir, niyetleri, kurnazlığı çoktur. İşte bu üç “barbar”aynı anlayışta olarak bir aradadırlar...”.

724’te Çin ile anlaşma olmuştu. İmparator, Bilge Kagan’ın taleplerinden olan birÇin’li prenses ile evlenme işini görüşmek üzere Ötüken’e elçi gönderdi.Hakan bu elçiyi, hatunun, Kül Tegin’in ve Tonyukuk’un hazır bulunduğu meclistekabul etti (725), daha sonra kendisi elçisi, nazırlarından Mei-lu-ç’o(Buyrukçur)’u Çin başkentine gönderdi. Çin sarayında itina ile ağırlanan buelçinin temasları netiçesi So-fank (Ling-çu’da) şehrinin, Gök-Türklerinserbestçe ticaret yapabilecekleri ortak Pazar yeri olmasına karar verildi.

Bilge Tonyukuk 

Büyük Gök-Türk devlet adamı Tonyukuk ile ilgili son haber 725’e aittir. O, herhalde bu tarihten sonra ölmüş olmalıdır. GökTürk istiklal savaşı hazırlıklarından itibaren, İlteriş, Kapagan, Bilgezamanlarında devlete 46 yıl hizmet eden, savaşlarında hiç başarısızlığauğramayan, “Boyla Baga Apa Tarkan” ünvanlarını taşıyan “bilge” ve stratejistTonyukuk hakanlığın ordusunu, maliyesini, adliyesini tanzimde başta geliyordu.

Çin kaynaklarında bile bu meziyetleri belirtilmekte ve “Aygucı” olarak hakanlarüzerindeki tesirini, aynı zamanda o çağın dini kültürel cereyanlarını nasılyakından takip edip Türk milleti açısından değerlendirdiğini gösteren delillerverilmektedir: Bilge Kağan, Çin’de olduğu gibi, Türk ülkesinde de şehirlerisurlarla çevirtmek, hisarlar yaptırmak istiyordu. Tonyukuk itiraz etti.

“Bunlar olmamalı. Biz ömrünü sulu ve otlubozkırlarda geçiren bir milletiz. Hayat tarzımız bizi daima harp egzersizi içindetutmaktadır. Gök-Türklerin sayısı Çinlilerin yüzde biri bile değildir.Başarılarımız yaşayış tarzımızdan ileri gelir. Kuvvetli zamanlarımızda ordularsevk eder, akınlar yaparız. Zayıf isek, bozkırlara çekilir, mücadele ederiz. Eğerkale ve surlar içine kapanırsak, T’ang orduları bizi kuşatır, ülkemizi istilaeder...”. 

Bilge’nin diğer bir düşüncesi dememlekette Budist ve Taoist tapınaklar inşa ettirerek bu din ve felsefeyi Türklerarasında yaymaktı. Tonyukuk şöyle dedi: “ Her ikisi de insandaki hükmetme veiktidar duygusunu zaafa uğratır. Kuvvet ve savaşçılık yolu bu değildir. Bize uygundüşmez. Türk milletini yaşatmak istiyorsak, ne bu çeşit talimlere, ne de bu türlütapınaklara ülkemizde yer vermemeliyiz”. Kaynağın (T’ang-shu) ilave ettiğinegöre, bu tavsiyelerdeki “derin mana” Gök-Türk başkentinde iyi anlaşılmıştır. Bu gün batılı araştırıcılar tarafındanTonyukuk’a “Gök-Türk Bismark’ı” denilmektedir.

Bilge Tonyukuk Kitabesi 

Tonyukuk öldüktensonra, hatırasına Orhun’da Bayın-çokto mevkiinde bir kitabe dikilmiştir (herhalde726-727’lerde). Yalnız Türkler’den kalma bir milli tarih kaynağı olarak değil,aynı zamanda Türk dili ve edebiyatının uzun ve kolayca okunabilen ilk abidesi olarakda kültür tarihinde mühim yer tutan bu kitabemetninin bizzat Tonyukuk tarafından kaleme alınmış olması ihtimali, Aygucı, BilgeTonyukuk’a Türk edebiyatının adı ve şahsiyeti bilinen ilk siması olmak şerefinide kazandırmaktadır.

Kül Tegin'in Ölümü (731)

731 yılında da KülTegin öldü (eski Türk takvimlerine göre, “koyun” yılının 17. günü = 27 Şubat 731). 47 yaşında idi ve İnançu, Apa, Tarkanünvanlarını taşıyordu. yedi yaşından beri ömrünü Türk milletinin yücelmesinehasreden cesareti, savaşçılığı hem Türk, hem Çin vesikalarında övülen KülTegin’in büyük kahramanlıklarından biri, Gök-Türk karargahının 716’daDokuz-Oğuzlar tarafından basıldığı zaman görülmüştü. Bilge Kagan anlatıyor: Gül Tegin ve Kardeşi

“Anam hatun, büyük kadınlar, kardeşlerim, gelinim, prenseslerim cariye olacaktı.Ölenler yolda kalacaktı. Kül Tegin karargahı vermedi. O, olmasa idi hepinizölecektiniz”. (Kitabeler). Ölümü hakanlıkta büyük teessür yaratan kahramanhakkında işte kitabelere geçen samimi ifadeler (Bilge’nin ağzından): 

“Küçük kardeşim Kül Tegin öldü, görür gözüm görmez oldu, bilir bilgim bilmezoldu. Zamanın takdiri Tanrınındır. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştı.Yaslandım, gözden yaş, gönülden feryat gelerek yanıp yıkıldım... Milletimingözü, kaşı (ağlamaktan) fena olacak diye sakındım”.

Çin’de de aynı üzüntü duyulmuş,imparator hususî elçi ile Ötüken’e baş sağlığı mektubu göndermiş, KülTegin’in hatırasına dikilecek abideye Çince bir metnin de kazınmasını arzuetmişti.

Kül Tegin Kitabesi 

Bilge Kagan’ın isteği ile hazırlanan Kül Tegin kitabesinin Türkçe metnini KülTegin’in “atısı” (atabey) prens Yollıg Tegin yazmış ve 20 günde taşakazmıştı. Gök Türk tarihi, kültürü ve Türk dil ve edebiyatı yönlerindenemsalsiz bir değer taşıyan bu kitabe ile birlikte Kül Tegin’in anıt-kabri veiçindeki nakış tasvirler tamamlanmış ve büyük cenaze töreni 1 Kasım 731 günü(“Koyun” yılının 9. ayının 27’si) yapılmıştır. Törene Gök-Türk halkı veileri gelenlerinden başka Çin, K’i-tan, Tatabı, Tibet, İran, Sogd, Buhara, Türgiş,Kırgız vb. devlet ve kavimler hususi heyetlerle katılmışlardı.


Bilge Kağan'ın Ölümü (734) 

İki büyükyardımcısını kaybeden Bilge’nin 734 yazında K’i-tan ve Tatabılara karşıTöngkes Dağı’nda kazandığı zafer dışında bir faaliyeti görülmemektedir.Bilge, kendisi ile evlenmesi kararlaştırılan Çinli prenses için teşekkürlerinibildirmek üzere imparatora elçi göndermiş, fakat bu evlenme gerçekleşmemiştir.Çünkü yukarıda da adı geçen Buyrukçur tarafından zehirlendi. Ölünceye kadar,başta bu nazır olmak üzere işbirlikçilerini bertaraf eden Bilge nihayet 25 Kasım734’te öldü (“İt” yılının 10. ayının 26’sı). 19 sene “şad” ve 19yıl kagan olmuş, Çin kaynaklarında da belirtildiği üzere, çok güvendiği “Türkmilletini çok sevmek” ile tanınmıştı. 

“Ey Türk milleti, üstte gök yıkılmaz, altta yer delinmezse, devletini, töreni kimbozabilir” (Kitabeler) diyen Bilge, oğlu tarafından diktirilen kitabede şunlarısöylemektedir: “... Üstte Tanrı, aşağıdayer buyurduğu için milletimi, gözünün görmediği, kulağının duymadığı ilerigün doğusuna, geri gün batısına, beri gün ortasına, yukarı gece ortasına kadargötürdüm. Altının sarısını, gümüşün beyazını, ipeğin halisini, atınayrığını, kakım’ın siyahını, sincab’ın gökünü milletime, Türklerimekazandırdım”. 

Bilge Kagan’ın ölümü, KülTegin’in acısını henüz unutmayan Türk halkını yasa boğdu. Çin imparatoru daülkesinde matem ilan ederek, taziyetlerini bildirdi. Bilge için bir anıt-kabirinşasına ve bir kitabe dikilmesi hazırlığına başlandı. Metni yine Yollıg Teginkaleme almış ve bir ay 4 günde taşa kazımıştı (735). Çin imparatorunun arzusuüzerine buraya da Çince bir kitabe ilave edildi.

Gök-Türk Devleti'nin Çöküşü (745) 

Bilge’nin ölümü üzerine Gök Türk hakanlığında çöküş belirtileri kendinigösterdi. Babasının yerine tahta çıkan Türk Bilge Kagan (Çin kaynaklarında,İ-jan)’dan sonra küçük kardeşi Tengri Han (Çincesi, Teng-li) geçti. 740 yılındaGök Türk tahtında yine “Tengri Han” diye anılan bir kagan vardı ve bu,Bilge’nin oğlu idi (Bilgeden sonraki kaganlar meselesi biraz karışıktır). Hakançocuk denecek yaşta olduğu için idare annesi (Tonyukuk’un kızı) P’o-fu’nunelinde idi. 

Hatundevlete hakim olamadı, hanedan üyeleri birbirine düştü ve huzursuzluk bütün yurdayayıldı. Durumdan faydalanan Basmıllar, Karluklar ve Uygurlar birleştiler ve vaziyetehakim olur olmaz, Aşına ailesinden gelen Basmıl başbuğunu “kağan” ilan ettiler(742) ve Gök Türk Hakanı Ozmış (Vu-su-mi-şi) sonra da onun küçük kardeşi, sonGök Türk hakanı Po-mei’yi öldürdüler. Bu arada müttefiklerin araları açıldı.Basmıl Başbuğu (Kağan) ortadan kaldırıldı ve Uygur başbuğu Kagan ilan edildi.Kutlu Kül Bilge Han (745). Ötüken’de Uygur Türk Devleti devri başlıyordu. Bununlaberaber, Gök Türk çağının bazı aileleri, hatta Tonyukuk soyundan gelenler, Uygurdevletinde ve sonraki Moğollar devrinde bile ehemmiyetlerini muhafaza etmişgörünmektedirler.

Gök Türklerin Türk Tarihindeki Yeri ve Önemi 

Umumî Türktarihi içinde Gök Türk çağının, Türk milletine yön verici, merkezî bir hüviyettaşıdığı bilinmektedir. Kurulduğu 6.asırdan zamanımıza kadar, hemen bütün Türk dünyası onun derin izlerini muhafazaetmiştir. Asya Hunları’ndan daha geniş ölçüde ve tâbir câizse daha şuurlu birşekilde Asya Türklüğünü bünyesinde birleştirmiş Gök-Türk hakanlığı, OrtaAsya’nın batı sınırlarında Türk halkının yoğunluğunu kaybettiği yerlerde,siyaseten zayıf düştüğü zamanlarda bile, Türk nüfuzunun yayılmasında büyük roloynamıştır. Uygur, Türgiş, Karluk, Hazar hakanlıkları Gök-TürkHakanlığı’nın devamı idiler. Uz, Peçenek, Kuman-Kıpçak boyları ondanayrılmış zümrelerdi.

Yukarıİrtiş bölgesinde Kimekler, AralGölü’nün kuzeyinde bir Kıpçak grubu olan Kanglılar,Kaşgar’ın kuzey-doğusu, Özkent, Talas ve Çu bölgesinde bir Karluk kabilesi olan Yağmalar, yine bir Karluk kabilesi olup, IsıkGöl’ün güney batısı’nda, sonraları Talas civarında, Barsgan ötesinde Kaşgarhavalisinde ve Maveraünnehir’de oturan Çiğiller,keza bir Karluk kabilesi olarak, Isık göl-Çu ırmağı arasında görülen Tohsılar, Tuharistan, Gazne, Belh,Sicistan-kuzey Hindistan’da Kalaçlar,Kaşgar- Balasagun- Talas- Fergane arasında Argu,Yabaku Çomul, Igrak, Çaruk, Ezgiş, Kençek vb. toplulukları Gök Türkler’ebağlı Türk kabileleri idiler.

AyrıcaKarluk, Yağma, Çiğil, Tohsı yolu ile Gazneli,Harezmşahlar, Hindistan Türk devletleri;Oğuzlar yolu ile Büyük Selçukluİmparatorluğu, Selçuklu devletleri, Atabeylikler, Türkmen beylikleri, Anadolubeylikleri, Kara-koyunlu ve Ak-koyunlu devletleri, Osmanlı İmparatorluğu ve TürkiyeCumhuriyeti hep Gök Türk hakanlığının,etnik bünye, sosyal, idarî askerî ve kültürel mirasçısı olmuşlardır.

Orhun Abideleri

Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin.. İlk Türktarihi.. Taşlar üzerine yazılmış tarih.. Türk devlet adamlarının millete hesapvermesi, milletle hesaplaşması.. Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri.. Türknizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyükvesikası.. Türk askerî dehasının, Türk askerlik san'atının esasları.. Türkgururunun ilâhî yüksekliği.. Türk feragat ve faziletinin büyük örneği.. Türkiçtimaî hayatının ulvî tablosu.. Türk edebiyatının ilk şaheseri.. Türk hitabetsan'atının erişilmez şaheseri..

Hükümdarane eda ve ihtişamlı hitap tarzı.. Yalın ve keskin üslubun şaşırtıcınumunesi.. Türk milliyetçiliğinin temel kitabı.. Bir kavmi bir millet yapabilecekeser.. Asırlar içinden millî istikameti aydınlatan ışık.. Türk dilinin mübarekkaynağı.. Türk yazı dilinin ilk, fakat harikulade işlek örneği.. Türk yazıdilinin başlangıcını miladın ilk asırlarına çıkartan delil.. Türk ordusununkuruluşunu en az 1250 sene öteye götüren vesika.. Türklüğün en büyük iftiharvesilesi olan eser.. İnsanlık aleminin sosyal muhteva bakımından en manalı mezartaşları.. Dünyanın bugün belki de en büyük meselesi olan Çin hakkında 1250 seneevvelki Türk ikazı.. v. s. v. s. (MuharremErgin)

Orhun âbidelerini vasıflandırmak isteyince, insanın zihninde işte bu gibi ifadelersıralanmaktadır. 

Orhun âbideleri, Göktürk hanedanının Bilge Kağan devrinin mahsulleridir. Birincisiolan Kül Tigin âbidesini ağabeyisi Bilge Kağan 732'de diktirmiş, ikincisi olan BilgeKağan âbidesini de ölümünden bir yıl sonra 735'te kendi oğlu olan kağandiktirmiştir. Üçüncü olarak verilen Tonyukuk âbidesi ise 720 - 725 senelerindekendisi tarafından dikilmiştir. 

Orhun civarında Orhun yazısı ile yazılı daha başka kitâbeler de bulunmuştur. Bellibaşlıları altı tanedir. Fakat bunların en büyükleri ve mühimleri bu üçtanesidir. 

Orhunâbidelerine Orhun kitâbeleri de denir. Şüphesiz bunlar kitâbedir. Fakat hem maddîbakımdan, hem manevi bakımdan bu kitâbeler tartışılmaz birer âbidedirler.Muhtevaları gibi heybetli yapıları da âbide hüviyetindedir. Onun için bunları ifadeeden en iyi isim Orhun âbideleri tabiridir.

Kül Tigin âbidesi, kağan olmasında ve devletin kuvvetlenmesinde birinci derecede roloynamış bulunan kahraman kardeşine karşı Bilge Kağan'ın duyduğu minnetduygularının ve kendisini sanatkârane bir coşkunluğun içine atan müthiş elemininebedî bir ifadesidir. Bilge Kağan bu ruh hali ile âbide inşaatının başında oturup,eserin hazırlanmasına bizzat nezaret etmiştir. Âbidedeki ulvî ve mübarek hitabe onunağzından yazılmıştır, âbidede o konuşmaktadır, müellif odur.

Âbidenin Çince kitâbesinde Türk - Çin dostluğu, Türk imparatorluğu ve Kül Tiginmethedilmekte ve tanıtılmakta, “Gelecek hadsiz, hesapsız. nesillerin hafızalarında,onların ortak başarılarının ihtişamı her gün yeniden canlansın diye, uzakta veyakında bulunan herkesin bunu öğrenmesi için, bilhassa muhteşem bir kitâbeyaptık” ve “Böyle adamların ebediyen unutulmayacaklarının muhakkak olmadığınıkim söyleyebilir? Uğurlu haberleri ebediyen ilân için şimdi dağ gibi yüksek birâbide dikilmiştir” gibi ifadeler sıralandıktan sonra, tarih kaydedilmektedir.

Âbidenin ve türbenin inşasında Türk. ve Çin sanatkarları beraberçalışmışlardır. Âbidedeki kitâbeleri Bilge Kağan ve Kül Tigin'in yeğeni YollugTigin yazmıştır.

Bilge Kağan abidesi kendisinin 734'te ölümünden sonra 735'te oğlu tarafındandikilmişti. Bu âbidede de Bilge Kağan konuşmaktadır. Bu âbidede ayrıca KülTigin'in ölümünden sonraki olayların ilave edildiği görülür.

Tonyukuk âbidesini İltiriş Kağan'ın isyanına iştirak eden ve o günden Bilge Kağandevrine kadar devlet idaresinin baş yardımcısı olarak kalan büyük Türk devletadamı ve başkumandanı Tonyukuk ihtiyarlık devrinde bizzat dikmiştir. Bu âbidedeTonyukuk konuşmaktadır, bu âbideyi yaptıran odur.

Orhunâbidelerinin bulunuşu insanlığın en büyük keşiflerinden biridir.

Gerçekten Orhunâbidelerini, bugün Türkiye'den binlerce kilometre uzakta eski Türk yurdunda, bugünküMoğolistan'da Türklüğün şehadet parmakları olarak yükselen bu mübarek taşlarıkana kana okumak, her kelimesi üzerinde derin derin düşünmek, resimlerini huşûiçinde seyrederek ruhu yıkamak, her Türk için millî bir ibadettir. .... MuharremErgin

Kül Tigin ve Bilge Kağan Abidelerinden Seçmeler

Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kaganı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyleişit...

Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde geceortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tabidir. Bunca milleti hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir.Türk kağanı Ötüken ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur.

Doğuda Şantung ovasına kadar ordu sevk, ettim, denize ulaşmama az kaldı. GüneydeDokuz Ersine kadar ordu sevk ettim, Tibete ulaşmama az kaldı. Batıda İnci nehrinigeçerek Demir Kapıya kadar ordu sevk ettim. Kuzeyde Yir Bayırku yerine kadar ordu sevkettim. Bunca yere kadar yürüttüm, Ötüken ormanından daha iyisi hiç yokmuş. İltutacak yer Ötüken ormanı imiş.

Bu yerde oturup Çin milleti ile anlaştım. Altını, gümüşü, ipeği, ipekliyisıkıntısız öylece veriyor.

Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipekkumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktansonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanıyürütmezmiş. Bir insan yanılsa, kabilesi, milleti, akrabasına kadarbarındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türkmilleti, öldün; Türk milleti, öleceksin! Güneyde Çogay ormanına, Tögültünovasına konayım dersen, Türk milleti, öleceksin!

Orda kötü kişi şöyle öğretiyormuş: Uzak ise kötü mal verir, yakın ise iyi malverir diyip öyle öğretiyormuş. Bilgi bilmez kişi o sözü alıp, yakına gidip, çokinsan, öldün! O yere doğru gidersen, Türk milleti, öleceksin! Ötüken yerinde oturupkervan, kafile gönderirsen hiç bir sıkıntın yoktur. Ötüken ormanında oturursanebediyen il tutarak oturacaksın.

Türk milleti, tokluğun kıymetini bilmezsin. Açlık, tokluk düşünmezsin. Bir doysanaçlığı düşünmezsin. Öyle olduğun için, beslemiş olan kağanının sözünüalmadan her yere gittin. Hep orda mahvoldun, yok edildin. Orda, geri kalanınla her yerehep zayıflayarak, ölerek yürüyordun. Tanrı buyurduğu için, kendim devletli olduğumüçün, kağan oturdum. Kağan oturup aç, fakir milleti hep toplattım. Fakir milleti zengin kıldım. Azmilleti çok kıldım. Yoksa, bu sözümde yalan var mı ?

Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlukılınmış, insan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş.Oturarak Türk milletinin ilini töresini tutu vermiş, düzenleyi vermiş. Dört tarafhep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tabikılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Doğuda Kadırkanormanına kadar, batıda Demir Kapıya kadar kondurmuş. İkisi arasında pekteşkilatsız Gök Türk öylece oturuyormuş. Bilgili kağan imiş, cesur kağan imiş.Buyruku yine bilgili imiş tabiî, cesur imiş tabiî. Beyleri de milleti de doğru imiş.Onun için ili öylece tutmuş tabiî, ili tutup töreyi düzenlemiş. Kendisi öylecevefat etmiş. Yasçı, ağlayıcı, doğuda gün doğusundan Bökli Çöllü halk, Çin,Tibet, Avar, Bizans, Kırgız, Üç Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı, bunca milletgelip ağlamış, yas tutmuş, öyle ünlü kağan imiş.

Çin milleti hilekâr ve sahtekâr olduğu için, aldatıcı olduğu için, küçükkardeş ve büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için, bey ve milleti karşılıklıçekiştirttiği için, Türk milleti il yaptığı ilini elden çıkarmış, | kağanyaptığı kağanını kaybedi vermiş. Çin milletine beylik erkek evladı kul oldu,hanımlık kız evladı cariye oldu. Türk beyler Türk adını bıraktı. Çinli beylerÇin adını tutup, Çin kağanına itaat etmiş. Elli yıl işi gücü vermiş. Doğuda gün doğusunda Bökli kağana kadar ordu sevk edivermiş. Batıda Demir Kapıya kadar ordu sevk edi vermiş. Çin kağanına ilini,töresini alı vermiş.

Türk halk kitlesi şöyle demiş: İlli millet idim, ilim şimdi hani, kime ilikazanıyorum der imiş. Kağanlı millet idim, kağanım hani, ne kağana işi gücüveriyorum der imiş. öyle diyip Çin kağanına düşman olmuş. Düşman olup, kendisinitanzim ve tertip edemediğinden yine teslim olmuş.

Bunca işi gücü verdiğini düşünmeden, Türk milletini öldüreyim, kökünükurutayım der imiş. Yok olmaya gidiyormuş.

Yukarıda Türk tanrısı, Türk mukaddes yeri, suyu öyle tanzim etmiş. Türk milletiyok olmasın diye, millet olsun diye babam İltiriş Kağanı, annem İlbilge Hatunugöğün tepesinden tutup yukarı kaldırmış olacak. Babam kağan on yedi erle dışarıçıkmış. Dışarı yürüyor diye ses işitip şehirdeki dağa çıkmış, dağdakiinmiş, toplanıp yetmiş er olmuş. Tanrı kuvvet verdiği için babam kağanın askerikurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya, batıya asker sevk edip toplamışyığmış. Hepsi yedi yüz er olmuş.

Yedi yüz er olup ilsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti, cariye olmuş, kul olmuşmilleti, Türk töresini bırakmış milleti, ecdadının töresince yaratmış,yetiştirmiş. Tölis, Tarduş milletini orda tanzim etmiş. Yabguyu, şadı orda vermiş.

Güneyde Çin milleti düşman imiş. Kuzeyde Baz Kağan, Dokuz Oğuz kavmi düşmanimiş. Kırgız, Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı hep düşman imiş. Babam kağanbunca (.....) Kırk yedi defa ordu sevk etmiş, yirmi savaş yapmış. Tanrı lütfettiğiiçin illiyi ilsizletmiş, kağanlıyı kağansızlatmış, düşmanı tabi kılmış,dizliye diz çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş. Babam kağan öylece ili, töreyikazanıp, uçup gitmiş.

Babam kağan için ilkin Baz Kağanı balbal olarak dikmiş. O töre üzerine amcam kağanoturdu. Amcam kağan oturarak Türk milletini tekrar tanzim etti, besledi. Fakiri zenginkıldı, azı çok kıldı, Amcam kağan oturduğunda kendim Tarduş milleti üzerindeşad idim. Amcam kağan ile doğuda Yeşil Nehir, Şantung ovasına kadar ordu sevk ettik.Batıda Demir Kapıya kadar ordu sevk ettik. Kögmeni aşarak. Kırgız ülkesine kadarordu sevk ettik: Yekûn olarak yirmi beş defa ordu sevk ettik, on üç defa savaştık,illiyi ilsizleştirdik, kağanlıyı kağansızlaştırdık. Dizliye diz çöktürdük,başlıya baş eğdirdik.

Türgiş Kağanı Türkümüz, milletimiz idi. Bilmediği için, bize karşı yanlışhareket ettiği için kağanı öldü. Buyruku, beyleri de öldü. On Ok kavmi eziyetgördü.

Doğuda Kadırkan ormanını aşarak milleti öyle kondurduk, öyle düzene soktuk.Batıda Kengü Tarmana kadar Türk milletini öyle kondurduk, öyle düzene soktuk.

O zamanda kul kullu olmuştu. Cariye cariyeli olmuştu. Küçük kardeş büyükkardeşini, bilmezdi, oğlu babasını bilmezdi. Öylekazanılmış, düzene sokulmuş ilimiz, töremiz vardı.

Türk, Oğuz beyleri, milleti, işitin:Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim boza bilecekti?Türk milleti, vaz geç, pişman ol! Disiplinsizliğinden dolayı, beslemiş olan bilgilikağanınla, hür ve müstakil iyi iline karşı kendin hata ettin, kötü hale soktun.

Silahlı nereden gelip dağıtarak gönderdi? Mızraklı nereden gelerek sürüpgönderdi. Mukaddes Ötüken ormanının milleti, gittin. Doğuya giden, gittin. Batıya giden, gittin. Gittiğin yerdehayrın şu olmalı: Kanın su gibi koştu, kemiğin dağ gibi yattı. Beylik erkekevladın kul oldu, hanımlık kız evladın cariye oldu. Bilmediğin için, kötülüğünyüzünden amcam kağan uçup gitti.

Önce Kırgız kağanını balbal olarak diktim. Türk milletinin adı sanı yok olmasındiye, babam kağanı, annem hatunu yükseltmiş olan Tanrı, il veren Tanrı, Türkmilletinin adı sanı yok olmasın diye, kendimi o Tanrı kağan oturttu tabiî.

Varlıklı, zengin millet üzerine oturmadım. İşte aşsız, dışta donsuz, düşkün,perişan milletin üzerine oturdum. Küçük kardeşim Kül Tigin ile konuştuk.Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı yok olmasın diye, Türkmilleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım Küçük kardeşim Kül Tigin ile, ikişad ile öle yite kazandım, öyle kazanıp bütün milleti ateş, su kılmadım.

Ben kendim kağan oturduğumda, her yere gitmiş olan millet öle yite, yaya olarak,çıplak olarak dönüp geldi. Milleti besleyeyim diye, kuzeyde Oğuz kavmine doğru,doğuda Kıtay, Tatabı kavmine doğru, güneyde Çine doğru on iki defa büyük ordusevk ettim, savaştım. Ondan sonra. Tanrı bağışlasın, devletim var olduğu için,kısmetim var olduğu için, ölecek milleti diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli,fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım. Değerli illiden, değerli,kağanlıdan daha iyi kıldım. Dört taraftaki milleti hep tabi kıldım, düşmansızkıldım Hep bana itaat etti. İşi gücü veriyor. Bunca töreyi kazanıp küçükkardeşim Kül Tigin kendisi öylece vefat etti.

Kül Tigin yirmi altı yaşında iken Kırgıza doğru ordu sevk ettik. Mızrak batımıkarı söküp, Kögmen ormanını aşarak yürüyüp Kırgız kavmini uykuda bastık.Kağanı ile Songa ormanında savaştık. Kül Tigin, Bayırkunun ak aygırına binipatılarak hücum etti.Bir eri ok ile vurdu, iki erikovalayıp takip ederek mızrakladı. O hücum ettiğinde, Bayırkunun ak aygırını,uyluğunu kırarak, vurdular. Kırgız kağanını öldürdük, ilini aldık.

O yılda Türgişe doğru Altın ormanını aşarak, İrtiş nehrini geçerek yürüdük.Türgiş kavmini uykuda bastık. Türgiş kağanının ordusu Bolçuda ateş gibi,fırtına gibi geldi. Savaştık. Kül Tigin alnı beyaz boz ata binip hücum etti. Alnıbeyaz boz tutturdu. İkisini kendisi yakalattı. Ondan sonra tekrar girip Türgişkağanının buyruku Az valisini elle tuttu. Kağanını orda öldürdük, ilini aldık.Türgiş avam halkı hep tâbi oldu. O kavmi Tabarda kondurduk.

Soğd milletini düzene sokayım diye İnci nehrini geçerek Demir Kapıya kadar ordu sevkettik.

Kül Tigin yirmi yedi yaşına gelince Karluk kavmi hür ve müstakil iken düşman oldu.Tamag Iduk Başta savaştık. Kül Tigin o savaşta otuz yaşında idi. Alp Şalçı atabinip atılarak hücum etti. İki eri takip edip kovalalayarak mızrakladı. Karlukuöldürdük, yendik.

Az milleti düşman oldu. Kara Gölde savaştık. Kül Tigin otuz bir yaşında idi. AlpŞalçı atına binip atılarak hücum etti. Az ilteberini tuttu. Az milleti orda yokoldu.

Amcam kağanın ili sarsıldığında; millet, hükümdar ikiye ayrıldığında, İzgilmilleti ile savaştık. Kül Tigin Alp Şalçı akına binip atılarak hücum etti. O atorda düştü. İzgil milleti öldü.

Dokuz Oğuz milleti kendi milletim idi. Gök, yer bulandığı için düşman oldu. Biryılda beş defa savaştık.

En önce Togu Balıkta savaştık. Kül Tigin Azman akına binip atılarak hücum etti.Altı eri mızrakladı. Askerin hücumunda yedinci eri kılıçladı.

İkinci olrak Kuşalgukta Ediz ile savaştık. Kül Tigin Az yağızına binip, atılarakhücum edip bir eri mızrakladı. Dokuz eri çevirerek vurdu. Ediz kavmi orda öldü.

Üçüncü olarak Bolçuda Oğuz ile savaştık. Kül Tigin Azman akına binip hücumetti, mızrakladı. Askerini mızrakladık, ilini aldık.

Dördüncü olarak Çuş başında savaştık. Türkmilleti ayak titretti. Perişan olacaktı. İlerleyip gelmiş ordusunu Kül Tiginpüskürtüp, Tongradan bir boyu, yigit on eri Tonga Tigin mateminde çevirip öldürdük.

Beşinci olarak Ezginti Kadızda Oğuz ile savaştık. Kül Tigin az yağızına biniphücum etti. İki eri mızrakladı, çamura soktu. O ordu orda öldü.

Amga kalesinde kışlayıp ilk baharında Oğuza doğru ordu çıkardık. Kül Tigini evinbaşında bırakarak, müdafaa tedbiri aldık. Oğuz düşman, merkezi bastı. Kül Tiginöksüz akına binip dokuz eri mızrakladı, merkezi vermedi. Annem hatun ve analarım,ablalarım, gelinlerim, prenseslerim, bunca yaşayanlar cariye olacaktı, ölenler yurttayolda yatıp kalacaktınız. Kül Tigin olmasa hep ölecektiniz.

Küçük kardeşim Kül Tigin vefat etti. Kendim düşünceye daldım Görür gözümgörmez gibi, bilir aklım, bilmez gibi oldu. Kendim .düşünceye daldım. Zamanı Tanrıyaşar, insan oğlu hep ölmek için, türemiş, öyle düşünceye daldım. Gözden yaşgelse mani olarak, gönülden ağlamak gelse geri çevirerek düşünceye daldım.Müthiş düşünceye daldım. İki şadın ve küçük kardeş yeğenimin, oğlumun,beylerimin, milletimin gözü kaşı kötü olacak diyip düşünceye daldım.

Yasçı, ağlayıcı olarak Kıtay, Tatabı milletinden başta Udar general geldi. Çinkağanından İsiyi Likeng geldi. On binlik hazine, altın, gümüş fazla fazla getirdi.Tibet kağanından vezir geldi. Batıda gün batısındaki Soğd, İranlı, Buhara ülkesihalkından Enik general, Oğul Tarkan geldi, On Ok oğlum Türgiş kağanından Makaraçmühürdar. Oğuz Bilge mühürdar geldi. Kırgız kağanından Tar-duş Inançu Çorgeldi. Türbe yapıcı, resim yapan, kitâbe taşı yapıcısı olarak Çin kağanınınyeğeni Çang general geldi.

Tonyukuk Abidesi'nden Seçmeler

Bilge Tonyukuk ben kendim Çin ilinde kılındım. Türk milleti Çine tâbi idi. Türkmilleti hanını bulmayıp Çinden ayrıldı, hanlandı. Hanını bırakıp Çine tekrarteslim oldu. Tanrı şöyle demiştir: Han verdim, hanını bırakıp teslim oldun.

Teslim olduğun için Tanrı öldürmüştür. Türk milleti öldü, mahvoldu, yok oldu.Türk Sir milletinin yerinde boy kalmadı.

Ormanda taşta kalmış olanı toplanıp yedi yüz oldu. iki kısmı atlı idi, birkısmı yaya idi. 5 Yedi yüz kişiyi sevk eden büyükleri şad idi. Katıl dedi.Katılanı ben idim. Bilge Tonyukuk.

Bilge Tonyukuk Boyla Bağa Tarkan ile beraber İltiriş Kağan olunca güneyde Çini,doğuda Kıtayı, kuzeyde Oğuzu pek çok öldürdü. Bilicisi, yardımcısı bizzatbendim. Çogayın kuzey yamaçları ile Kara Kumda oturuyorduk.

Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturuyorduk. Milletin boğazı tok idi. Düşmanımızetrafta ocak gibi idi, biz ateş idik.

Öylece oturur iken Oğuz'dan casus geldi. Casusun sözü şöyle: Dokuz Oğuz milletininüzerine kağan oturdu der. Çine doğru Ku'yu, generali göndermiş, Kıtaya doğruTongra Esimi göndermiş, sözü şöyle göndermiş: Azıcık Türk milletiyürüyormuş; kağanı cesur imiş; müşaviri bilici imiş; o iki kişi var olursa,seni, Çini öldürecek derim; doğuda Kıtayı öldürecek derim; beni, Oğuzu daöldürecek derim; Çin, güney taraftan hücum et; Kıtay, doğu taraftan hücum et; benkuzey taraftan hücum edeyim; Türk Sir milleti, yerinde hiç yürümesin; mümkünse hepyok edelim / rim.

O sözü işitip gece uyuyacağım gelmedi, gündüz oturacağım gelmedi. Ondan sonrakağanıma arz ettim. Şöyle arz ettim. Çin, Oğuz, Kıtay bu üçü birleşirse kalakalacağız. Kendi içi dıştan tutulmuş gibiyiz. Yufka olanın delinmesi kolay imiş,ince olanı kırmak kolay. Yufka kalın olsa delinmesi zor imiş. İnce, yoğun olsakırmak zor imiş. Doğuda Kıtaydan, güneyde Çinden, batıda batılılardan, kuzeydeOğuzdan iki üç bin askerimiz, geleceğimiz var mı acaba? Böyle arz ettim, Kağanımbenim kendimin Bilge Tonyukukun arz ettiği maruzatımı işiti verdi. Gönlünce sevk etdidi.

İki bin idik. İki ordumuz oldu. Türk milleti kılınalı, Türk kağanı oturalıŞantung şehrine, denize ulaşmış olan yok imiş. Kağanıma arz edip ordu gönderdim.Şantung şehrine, denize ulaştırdım. Yirmi üç şehir zaptetti. Uykusunu burda terkedip, yurtta yatıp kalırdı.

Çin kağanı düşmanımız idi. On Ok kağanı düşmanımız idi. Fazla olarakKırgızın kuvvetli kağanı düşmanımız oldu. O üç kağan akıl akıla verip Altunormanı üstünde buluşalım demiş. Şöyle akıl akıla vermişler: Doğuda Türkkağanına karşı ordu sevk edelim. Ona karşı ordu sevk etmezsek, ne zaman bir şeyolsa o bizi -kağanı kahraman imiş, müşaviri bilici imiş- ne zaman bir şey olsaöldürecektir. Her üçümüz buluşup ordu sevk edelim, tamamiyle yok edelim demiş.Türgiş kağanı şöyle demiş: Benim milletim ordadır demiş. Türk milleti yinekarışıklık içindedir demiş. Oğuzu yine sıkıntıdadır demiş.

Gündüz de gece de dört nala koşturup gittik. Kırgızı uykuda bastık. Uykusunumızrak ile açtık. Hanı, ordusu toplanmış. Savaştık, mızrakladık. Hanınıöldürdük. Ka-ğana Kırgız kavmi teslim oldu, baş eğdi. Geri döndük, Kögmenormanını dolanıp geldik.

Kırgızdan döndük. Türgiş kağanından casus geldi. Sözü şöyle: Doğuda kağanakarşı ordu yürütelim demiş. Yürütmezsek, bizi -kağanı kahraman imiş, müşaviribilici imiş- ne zaman bir şey olsa bizi öldürecektir demiş. Türgiş kağanıdışarı çıkmış dedi. On Ok milleti eksiksiz dışarı çıkmış der. Çin ordusuvar imiş.

Bögü Kağan bana böyle haber göndermiş. Apa Tarkana gizli haber göndermiş: BilgeTonyukuk kötüdür, kindardır, şaşırır. Orduyu yürütelim diyecek, kabul etmeyin. Osözü işitip orduyu yürüttüm. Altun ormanını yol olmaksızın aştık, İrtişnehrini geçit olmaksızın geçtik. Geceyi gündüze kattık. Bolçuya şafak sökerkenulaştık.

Haberci getirdiler. Sözü şöyle: Yarış ovasında yüz bin asker toplandı der. Osözü işitip beyler bütün | dönelim, temiz edepli olmak iyidir dedi. Ben şöylederim, ben Bilge Tonyukuk: Altun ormanını aşarak geldik. İrtiş nehrini geçerekgeldik. Geleni cesur dedi, duymadı. Tanrı, Umay ilâhe, mukaddes yer, su, üzerineçöküverdi her hâlde. Niye kaçıyoruz? Çok diye niye korkuyoruz? Az diye ne kendimizihor görelim? Hücum edelim dedim.

İltiriş Kağan bilici olduğu için, cesur olduğu için, Çine karşı on yedi defasavaştı, Kıtaya karşı yedi defa savaştı, Oğuza karşı beş defa savaştı.Onlarda müşaviri yine bizzat ben idim, kumandanı yine bizzat ben idim. İltirişKağana, Türk Bögü Kağanına, Türk Bilge Kağanına.

Kendim ihtiyar oldum, kocaldım. Herhangi bir yerdeki kağanlı millette böylesi varolsa, ne sıkıntısı mevcut olacakmış?

Türk Bilge Kağanı ilinde yazdırdım. Ben Bilge Tonyukuk.
 
 

turkbirdevbursa.tr.gg
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=