Orhan Yıldız

Artvinli Orhan

TürkBirDev >Türk Birliği




TürkBirDev Türk Birliği
TürkBirDev > Türk Birliği
TürkBirDev
Şah ve Mat: Tüm Oyunları Bozan Bir Hamle - Özet
Biz "Türkler"le sorun nedir? ve Tepkiler
Türk Birleşik Devletleri Kurmanın Gerekliliği. Türk Birliği Neden Kurulmalı?
Bölüm I: TürkBirDev ve Çalişmaları
Bölüm II: Ben ne Yapabilirim?
Bölüm III: Yazi ve Mektuplar
Bölüm IV: Birlige dair Söz ve Şiirler
Bölüm V: Soru ve Yanitlar
Temsilcilikler
Türk Birliği
2007 Türk Kurultayı Sonuç Bildirisi
Türk Dünyasında Dil ve Alfabe Birliğinin Önemi
Türk Kültür Evi
Türk Birliğine Evet Kampanyası İçin
Türk Birliğine Evet Kampanyası

TRT Haber Haberler

Son Dakika Haberleri | Haber Manşetleri



   
  AVRASYA KARDEŞ ÜLKELER BİRLİĞİ TÜRK BİRLİĞİ
  Tulun Ogullari
 

TULUN  OĞULLARI

TULUN OĞULLARI  ( 875 - 905 )

Mısır'da ve Suriye'dekurulan ve Abbasî hilafetine ismen bağlı ilk Müslüman-Türk devletidir. Devletinkurucusu Ahmed, bir Türk askeri idi. Babası Tulun (Tulun: Türkçe'deki dolun, yanidolun aydan gelir) yaklaşık 815-816'da Buhara valisi tarafından Bağdad'a gönderilmişti.Ahmed, Eylül 835'te Bağdad'da doğdu.

O çok iyi askerî ve dinîbir terbiye gördü ve tahsilini Tarsus'ta tamamladı. Daha sonra cesareti sayesindeHalife Mustain'in beğenisini kazandı. Üvey babası Bayıkbeg'in vekili olarak Mısırvaliliği yaptı. Ahmed, 15 Eylül 868'de Fuslat'a ulaşmasıyla Tulunîlerin kuruluşu başlıyordu.Ondan önce de Mısır'da Türk valileri görev yapmış, bunlardan Muzâhim b. Hakan'ındevrinde buraya Türk askerleri gelmeye başlamış ve Mısır, Samarra'dan sonra Türklerinikinci üssü olmuştu.

Ahmed b. Tulun

Ahmed bin Tulun'unFuslat'a ulaşmasıyla Müslüman Mısır tarihinde yeni bir devir başlıyordu. Ancak oMısır'da hakimiyeti ele geçirmek ve nüfuzunu bütün ülkeye yaymak istediği zamanbazı engeller ile karşılaştı. Ahmed'in karşılaştığı en büyük güçlük malîhususlarda oldu. Mısır'ın maliyesi bu sırada kuvvetli ve usta bir maliyeci olan Ahmedbin Müdebbir'in elinde idi ve o Ahmed bin Tulun'a muhalefete kalkışmıştı. Ahmed binTulun, İbn-i Müdebbir ile dört yıl süreyle yaptığı mücadeleyi kazanmaya ve onuSuriye'ye uzaklaştırmaya muvaffak oldu. Artık Ahmed Mısır'da malî bağımsızlığada sahipti. Öte taraftan Bayıkbeg Haziran 870'te öldürülmüş ve Mısır ıkta'ıİbn Tulun'un kayınpederi Yarcuh el-Türkî'ye geçmişti. Yarcuh, damadı İbn Tulun'aBerka ve İskenderiye'nin idaresini de verdi. Böylece bütün Mısır onun hakimiyetialtına girdi.

Komutan ve Askerler

Yine 870 yılında Abbasîhalifesi, el-Mu'temid oldu. El-Mu'temid tahta geçtikten biraz sonra idarî işlerininbüyük bir kısmını kardeşi el-Muvaffak'a bıraktı. Abbasî halifesi daha sonra 20Temmuz 875'te oğlu Cafer'i "el-Muvaffız" lakabıyla veliahd tayin etmiş vebatı eyaletlerinin valiliğini ona vermişti. Ondan sonra el-Muvaffak'ı da ikinciveliahdlığa ve doğu eyaletlerinin valiliğine tayin etti. Böylece Mısır, Cafer'inhakimiyeti sahasına giriyordu. Ancak Ahmed b. Tulun, Mısır'da hüküm sürmekteolduğundan burada gerek halîfenin ve gerekse oğlunun sözü geçmemekte idi.El-Muvaffak ise usta idareciliği ve kabiliyeti sayesinde kısa zamanda devlette hakikîhükümdar durumuna gelmişti ve onu Ahmed b. Tulun ile çatışması kaçınılmazdı.

Ahmed b. Tulun ise buolaylar olurken Bağdad'a gidecek olan haracı muntazam bir şekilde azaltarak vesınırlandırarak büyük bir servet toplamıştı. Aynı zamanda o çeşitlifırsatlardan yararlanarak Türk ve Sudanlı esirlerden iyi talim görmüş tamteçhizatlı bir ordu meydana getirdi. Saltanat naibi el-Muvaffak ile Ahmed bin Tulunarasındaki çatışma, el-Muvaffak'ın doğudaki zenci isyanları ve Saftarîler ileuğraşması sebebiyle patlak verdi. El-Muvaffak, kendi hakimiyeti sahasında olmamasınarağmen, bu sırada Mısır hazinesini de kendi imkânları için kullanmak istedi ve İbnTulun'a elçi göndererek para istedi.

Öte taraftan HalifeMu'temid kardeşi el-Muvaffak'tan korkarak bizzat Ahmed'e mektup yazmış, istenilenparanın kendisine gönderilmesini istemişti. Buna rağmen Ahmed b. Tulun, el-Muvaffak'a1.200.000 dinar göndererek onunla uzlaşmayı tercih etti. Ancak Muvaffak bu parayıyetersiz bularak daha fazlasını istedi. Ahmed'in bu isteği sert bir şekildereddetmesi, aradaki anlaşmazlığı şiddetlendirdi. El-Muvaffak bu durumda onu azletmeyekarar verdi ve yerine Suriye valisi Amacur'u tayin etti. Fakat bu karar tatbik edilemedi.Amacur el-Türkî 877/878 yılında öldüğü zaman Ahmed b. Tulun kolayca Suriye'yi elegeçiriyordu.

Ancak onun bu zafer sevinciMısır'da vekil olarak bıraktığı oğlu Abbas'ın isyanıyla yarıda kalmıştı.Abbas, 879 tarihinde Mısır'ı terketmiş ve Berberîleri para kuvvetiyle elde ederekyeni bir devlet kurmak istemişti. Ahmed b. Tulun Mısır'a dönerek bu isyanıbastırdı, artık o Mısır ve Suriye'nin hakimi idi, paralar üzerine Halifeden sonrakendi adını da bastırmıştı. Ahmed b. Tulun ile el-Muvaffak arasında düşmanlık882'de Tulunîlerin Suriye valisi Lu'lu'nun el-Muvaffak tarafına geçmesiyle son haddineulaştı. Ahmed, buna karşılık olmak üzere Muvaffak'ın baskısı altında bulunanHalife Mu'temid'i yanına gelmesi için ısrarla davet etti. O belki de Halifeningelmesiyle saltanat naibliğini ele geçirerek kendi devletini bütün Abbasîimparatorluğu'nun merkezi yapmayı ümid ediyordu.

Neticede Halife, Ahmed b.Tulun'un yanına gitmeye karar vererek Samarra'dan harekete geçti (882 Kasım ayısonları). Ancak o Musul'a ulaştığı zaman el-Muvaffak'ın emriyle İshak bin Kundacıktarafından Samerra'ya dönmeye mecbur edildi. El-Muvaffak bununla da yetinmedi, Halife'yiİshak b. Kundacık'ı Mısır ve Suriye valisi tayin etmesi için zorladı. Ancak butayin hiç bir netice vermedi. Buna karşılık Ahmed de kendisine katılan fakihlerinfetvasıyla Şam'da el-Muvaffak'ın azlini ilan etti. Daha sonra gerek Ahmed ve gerekseel-Muvaffak hakim oldukları ülkelerin minberlerinde birbirlerine lanetler yağdırmaklayetindiler. Nihayet bir süre sonra iki taraf arasında barış görüşmelerininbaşladığı sırada, Ahmed b. Tulun kuzey Suriye'ye tertiplediği bir seferdehastalanarak öldü (10 Mayıs 884).

Humareveyh

Ahmed b.Tulun'un yerine yirmi yaşındaki oğlu Humareveyh geçti. Büyük oğlu Abbas buna itirazetti ise de öldürüldü. Öte taraftan Humareveyh'in başa geçmesi, Abbasîler ileTulunîler arasında yapılan barış görüşmelerinin sona ermesine sebep oldu. Bu sıradadaha önce Mısır ve Suriye valisi tayin edilmiş olan İshak b. Kundacık ve SaracoğullarındanDiyar-ı Mudar valisi Muhammed el-Afşin birleşmişler ve Humâreveyh'in tecrübesizliğindenyararlanarak onun hakimiyeti altındaki toprakları ele geçirmek için hazırlıklara başlamışlardı.Ayrıca onlar el-Muvaffak'a da müracaat ederek yardımcı kuvvet istediler. 

El-Muvaffak buteklifi siyasetine uygun bularak kabul ve onlara Dımaşk üzerine yürümelerini emretti.Bu emri alan iki kumandan harekete geçerek Haleb, Hıms, Antakya'ya hâkim oldular. TulunîlerinDımaşk'daki naibi de onlara iltihak etmiş, sadece Şeyzer şehri Humâreveyh'e bağlılığınısürdürmüştü. Humâreveyh Suriye'deki bu olayları haber aldığı zaman hemen birordu gönderdi ise de bu ordu Dımaşk'a hakim oldu ve kışın yaklaşmasıyla bir neticealamadı. Öte taraftan el-Muvaffak da oğlu Ahmed'i iki kumandanla birleşmesi içinSuriye'ye göndermişti. 

Mısır ordusubu müttefik kuvvetler karşısında başarılı olamayarak Remle'ye çekilirken Ahmed,Ocak-Şubat 885 tarihinde Dımaşk'a giriyordu. Bu olaylar Humâreveyh'in Mısır'danbizzat harekete geçmesini gerekli kılmış ve Remle'de beklemeye başlamıştı. Bu sıradaİshak ve Muhammed bir anlaşmazlık sebebiyle Ahmed'den ayrıldılar. Bu durumda ordusuoldukça zayıflayan Ahmed ile Humâreveyh, Dımaşk-Remle arasında el-Tavvâhin denilenyerde karşılaştılar (Şubat-Mart 885). Humâreveyh gençliği ve tecrübesizliğisebebiyle daha başlangıçta savaş meydanını terketti. 

Abbasî ordusu budurumda Mısır ordugâhını yağmalamaya başladı. Ancak Humareveyh'in çekildiğindenhaberi olmayan Mısır ordusundan Sa'd el-Aysar pusuda bulunan birlikleriyle Ahmed'inkuvvetlerine saldırdı. Bu kez kaçma sırası Ahmed de idi, geride ağır kayıplar veesirler bırakarak savaş meydanını terketti. Humareveyh bundan sonra Suriye, Sugur(uc)şehirleri ve Musul'a hakim oldu. El-Muvaffak, el-Tavvahîn yenilgisiyle artık Mısır'asahib olamayacağını anlamıştı. Bu nedenle Humareveyh ile bir barış yapmak zorundakaldı. İki taraf arasındaki barışa göre (886), Humareveyh, Mısır, Suriye veAnadolu hudud bölgelerinde otuz yıl süreyle vali olarak tanınıyordu. 

Buna karşılıko yılda 300.000 dinar vergi ödeyecekti. Ancak bu miktar daha önce Ahmed b. Tulun tarafındansadece Mısır için ödenmişti.
Öte taraftan İshak b.Kundacık ile Muhammed el-Afşin arasındaki iyi münasebetler bozulmuş, bu iki kumandanbirbirlerinin topraklarına göz dikmişlerdi. Muhammed el-Afşin, Humareveyh'e yanaşarakonunla birleşti. Ancak bu ittifak bir yıl kadar sürmüştü. İshak, Humareveyh ileanlaşmanın kendisi için daha yararlı olduğunu anlamış ve bunu da gerçekleştirmişti.Buna mukabil Muhammed el-Afşin Dımaşk'ı zaptetmek için harekete geçti. Humâreveyhile Muhammed'in orduları Dımaşk yakınında Senîyet el-U'kab mevkiinde karşılaştı(Mayıs-Haziran 888).

Savaşı Mısır ordusukazandı. Muhammed kaçmayı tercih etti. Humareveyh onun peşinden İshak b. Kundacık'ıgönderdi. Neticede Muhammed el-Afşin bu iki müttefike karşı koyamayacağını anlamışve Bağdad'a el-Muvaffak'ın yanına gitmek zorunda kalmıştı (Temmuz 889).

Daha sonra el-Mu'temid Ekim892'de öldü ve yerine el-Muvaffak'ın oğlu Ahmed, el-Mu'tezid lakabıyla halife oldu.Mu'tezid de Humareveyh'in görevinde kalmasını tasdik etti. Böylece Tulunîler ileAbbasîler arasındaki münasebetlerde dostça gelişmeler görüldü. Nitekim Hümareveyh'inKatr el-Nadâ namıyla meşhur kızı Esmâ, Halife Mu'tezid ile evlendi. Humâreveyh yaşadığısüre içinde harcamalarda müsrif davranmış ve bu devletin malî durumunu çok sarsmıştı.O Suriye'ye yaptığı bir sefer sırasında köleleri tarafından takriben otuz iki yaşındaiken öldürüldü (8 Ocak 896). Onun genç yaşta öldrülmesi öldürülmesi TulunîlerDevleti ve Mısır için büyük bir talihsizlikti.

Tuluni İktidarının Zayıflaması ve Sonu

Mu'tezid'inyerine daha sağlığında veliahd tayin ettiği oğlu Ebü'l-Asakir Ceyş geçmişti.Ancak o henüz ondört yaşında tecrübesiz bir gençti, etrafındaki kötü niyetlikimselerin etkisiyle tecrübeli emir ve kumandanlara karşı harekete geçti. Onun budavranışı gerek hükümdarlık gerekse hayat süresinin kısa olmasına sebep oldu.Neticede ayaklanan kumandanlar onu azlederek öldürdüler (25 Temmuz 896). Ceyş'inyerine aynı derecede ehliyetsiz ve tecrübesiz kardeşi Harun geçirildi.

Tulunî hanedanınınson yılları idarede iktidarsızlık, entrikalar ve Abbasîlerin gittikçe artan bir şekildeMısır'a müdahalesiyle geçmişti. 899 yılında Halife Mu'tezid ile yeni bir anlaşmayapıldı. Bu üçüncü anlaşmayla Tulunîlerin idaresindeki ülkelerin sayısı azalıyorve Abbasîlere verdikleri vergi 450.000 dinara çıkarılıyordu. Öte taraftan KarmatîlerinSuriye'deki isyanları yalnız Tulunîler için değil Abbasîler için de tehlikeliolmaya başlamıştı.

Bu sıradaHalife Mu'tezid ölmüş (902) ve yerine oğlu el-Muktefî geçmişti. Halîfe Muktefî,Suriye'ye Muhammed b. Süleyman idaresinde bir ordu gönderdi. Neticede Abbasî ordusuKarmatîler'i müthiş bir mağlubiyete uğrattı (903). Bu seferden sonra Muhammed b. SüleymanAbbasî orduları başkumandanı tayin edilerek Mısır meselesini neticelendirmekle görevlendirildi.Muhammed b. Süleyman karadan ve denizden Mısır'a hücum etti. Bu sırada Harun, kesinolarak sebebi anlaşılamayan bir şekilde öldürüldü (31 Aralık 904). Ona amcası ŞeybanHalef oldu.

Şeyban, Tulunîkuvvetlerini müdafaa için bir düzene sokmaya çalıştı ise de artık çok geçti.Nihayet Muhammed b. Süleyman Mısır kapılarına dayandı. Şeyban teslim olmakteklifini kabul ederek aile fertleriyle Muhammed b. Süleyman'a sığındı. Tulunîordusundan bir kısmı durumdan habersiz olarak mücadele ettilerse de bu mukavemetihayatlarıyla ödediler. Muhammed b. Süleyman bundan sonra 12 Ocak 905'te Fustat'a girdi.Böylece Tulunî Devleti sona erdi ve ailenin geride kalan fertleri zincire vurularak Bağdad'agötürüldü.

Tuluniler Zamanında Mısır 

Tulunîler zamanındaMısır yeniden bir canlanma, ilerleme ve refah devri yaşamıştı. Bu devlet, temeldekuvvetli bir orduya ve ülkenin iktisadî bakımdan kalkınmasına dayanmıştı. Ayrıcaticaret de fevkalâde gelişmişti.

Nitekim Ahmed b. Tulunbu sebeple Afrika'nın Mısır ve Suriye üzerinden geçen ticaret yollarının kontrolünüelinde tutmak istiyordu. Mısır'da Tulunîler ile beraber bir saray teşkilatı kurulmuşve bu Abbasîleri de geride bırakacak şekilde bir gelişme göstermişti. Öte taraftanAhmed b. Tulun halk hizmetlerine yarayacak muazzam imar faaliyetlerinde bulundu. Kataî adıverilen yeni bir şehir kurdu. 

Burada bir saray vekendi ismiyle anılan büyük bir camii ve Dar el-İmare (hükümet konağı) yaptırmıştı.Ayrıca 837 yılında bir hastahane (mâristan) ve bugün hâlâ duran bir su kemeri inşaettirmişti. İbn Tulun'un en büyük eseri olan camii, 876-879 yılları arasındatamamlanmış olup bugün de varlığını sürdürmektedir. Oğlu Humareveyh de Kataî şehrinigenişletmiş ve burada bahçeler ve havuzlar yaptırmıştı.

Ahmed b. Tulunedebiyat ve musıkiye de meraklı olup Türkçe şiirler yazmıştı. Humareveyh de âlimve şairleri himâye etmesiyle ün kazanmıştı. Nitekim gramerci Muhammed b. Abdullah (öl.944) onun himâyesinde ve aynı zamanda oğullarının hocası idi. El-Kasım b. Yahyael-Meryemî (öl. 929) de Humavereyh'in savaşlardaki zaferlerini kutlamak için kasideleryazmıştı.

 
 

turkbirdevbursa.tr.gg
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=