Orhan Yıldız

Artvinli Orhan

TürkBirDev >Türk Birliği




TürkBirDev Türk Birliği
TürkBirDev > Türk Birliği
TürkBirDev
Şah ve Mat: Tüm Oyunları Bozan Bir Hamle - Özet
Biz "Türkler"le sorun nedir? ve Tepkiler
Türk Birleşik Devletleri Kurmanın Gerekliliği. Türk Birliği Neden Kurulmalı?
Bölüm I: TürkBirDev ve Çalişmaları
Bölüm II: Ben ne Yapabilirim?
Bölüm III: Yazi ve Mektuplar
Bölüm IV: Birlige dair Söz ve Şiirler
Bölüm V: Soru ve Yanitlar
Temsilcilikler
Türk Birliği
2007 Türk Kurultayı Sonuç Bildirisi
Türk Dünyasında Dil ve Alfabe Birliğinin Önemi
Türk Kültür Evi
Türk Birliğine Evet Kampanyası İçin
Türk Birliğine Evet Kampanyası

TRT Haber Haberler

Son Dakika Haberleri | Haber Manşetleri



   
  AVRASYA KARDEŞ ÜLKELER BİRLİĞİ TÜRK BİRLİĞİ
  Turkiye Dis Politikasinda Avrupa Birligi
 

TÜRKİYE DIŞ POLİTİKASINDA AVRUPA BİRLİĞİ


Türkiye AB İlişkileri

Genel Giriş

Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler, Türkiye’nin dış politika öncelikleri arasında birincil önemde ve belirleyici bir yer işgal etmiştir. Bu çerçevede, ulusal çıkarlarımız ve  geleceğe yönelik vizyonumuz, AB’yle ilişkilerimizi üyelik temelinde geliştirmemizi gerektirmektedir.

17 Aralık 2004 Zirvesi, 41 yıllık geçmişi olan AB ile ilişkilerimizde önemli ve tarihi bir dönüm noktası olup, yeni bir dönemi başlatmıştır.
 
Türkiye’nin AB ile ilişkileri, Avrupa Topluluğu ile 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan ve 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara Anlaşmasının temelini oluşturduğu ortaklık rejimi çerçevesinde başlamıştır.

Türkiye 14 Nisan 1987 tarihinde  AB’ye tam üyelik başvurusunda bulunmuştur. Buna karşın 1989 yılında verilen AB Komisyon görüşünde yer alan siyasal, ekonomik ve sosyal çekinceler nedeniyle o tarihten bu yana AB’ye giriş müzakereleri başlatılamamıştır.

1963 yılında imzalanan Ankara Anlaşması, Türkiye ile AB’nin bütünleşmesi için kademeli bir süreç öngörmüştür.  Önce ilk adımı teşkil eden ikili ticaretin serbestleştirilmesi sağlanmış bilahare, daha ileri düzeydeki ekonomik entegrasyon, yani Gümrük Birliği 31 Aralık 1995 itibariyle tamamlanmıştır.

Taraflar arasındaki entegrasyon seviyesi bu suretle ileri bir noktaya ulaşmış ve ülkemizin bundan sonraki çabası, Ankara Anlaşması’nda  bir sonraki hedef olarak yer alan tam üyeliğe yönelik olmuştur.
 
Aralık 1999 Helsinki Zirvesi: Katılım Ortaklığı Belgesi ve Ulusal Program

10-11  Aralık  1999 tarihlerinde Helsinki'de yapılan AB  Devlet  ve  Hükümet  Başkanları Zirvesinde  tam  üyeliğe adaylığımızın tesciliyle birlikte Avrupa Birliği ile  uzun  bir  geçmişi bulunan   ilişkilerimizde   yeni   bir   dönem  başlamıştır.

Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin diğer aday ülkeler ile eşit konumda olacağı açık ve kesin bir dille ifade edilmiştir. Zirve Sonuç Bildirisi ayrıca, Türkiye'nin diğer aday ülkeler gibi katılım öncesi stratejisinden yararlanmasını ve Türkiye için de bir Katılım Ortaklığı Belgesinin hazırlanmasını öngörmüştür.

Ülkemiz için ilk  Katılım Ortaklığı Belgesi 8 Mart 2001 tarihinde AB Konseyi tarafından onaylanmıştır.   Katılım   Ortaklığı  Belgesinde   yeralan   önceliklerin   hayata   geçirilmesine yönelik program ve  takvimimizi içeren Ulusal Program 19 Mart 2001 tarihinde Hükümetimiz tarafından onaylanmış ve Komisyona 26 Mart 2001 tarihinde tevdi edilmiştir.

Katılım Ortaklığı Belgesi ile Ulusal Program, sırasıyla Nisan ve Temmuz 2003’te gözden geçirilmiştir.

Aralık 2002 Kopenhag Zirvesi

Zirve’de,  Aralık 2004’te AB Komisyonunun rapor ve tavsiyesine dayanarak Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirdiğine karar verildiği takdirde, katılım müzakerelerinin gecikmeksizin başlatılacağı kararlaştırılmıştır.

1993 yılında Kopenhag AB Devlet ve Hükümet Başkanları Haziran Zirvesinde kabul edilen Kopenhag siyasi kriterleriyle ilgili metin aşağıda sunulmuştur:

“Üyelik, aday ülkenin demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve azınlıkların korunması ve saygı görmesini teminat altına alan kurumların istikrara kavuşturulmuş olmasını, işleyen bir piyasa ekonomisinin mevcudiyetini, AB içindeki rekabet ve piyasa güçleriyle başetme kapasitesini gerektirmektedir. Üyelik, adayın, siyasi, ekonomik ve parasal birliğe katılım da dahil olmak üzere, üyeliğin getirdiği yükümlülükleri üstlenebileceğini varsayar.”

 Bu bağlamda, 2002 Kopenhag Zirvesinde ayrıca,  Türkiye’yi AB üyeliği yolunda desteklemek amacıyla Türkiye için mevcut Katılım Stratejisinin güçlendirileceği belirtilmiş,  Komisyon, mevzuatın incelenmesi sürecini yoğunlaştırmaya davet edilmiş, buna paralel olarak, AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliğinin genişletileceği ve derinleştirileceği, Türkiye’ye yönelik katılım öncesi mali yardımın kayda değer ölçüde artırılacağı belirtilmiştir.

Siyasi kriterler - reform süreci

 Türkiye’nin adaylığının tescil edildiği 1999 Helsinki Zirvesi’nden bu yana, ülkemizde önemli siyasi reformlar gerçekleştirilmiş, insan hakları ve temel özgürlükler alanlarında  hukuki ve idari reformlar yapılmış, düşünce ve ifade özgürlüğünün genişletilmesi, farklı din ve inançlara sahip bireylerin ibadet özgürlüklerinin güçlendirilmesi, Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi yönünde önemli adımlar atılmıştır.

 Bu reformlarla ayrıca, mahkemelerin şeffaflaşması sağlanmış, uluslararası anlaşmaların hukukumuzdaki yeri netleştirilmiş,  işkencenin ve kötü muamelenin önlenmesi, kadın-erkek eşitliğinin geliştirilmesi gibi konularda düzenlemeler yapılmış, daha katılımcı bir demokrasi adına, dernek ve vakıfların faaliyetleri kolaylaştırılmıştır. Ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesinin Statüsüne taraf olmak için gerekli adımlar atılmış, idam cezasına ilişkin hükümler Anayasamızdan kaldırılmıştır. 
 
1999 Helsinki Zirvesi sonrasında  ilk kaydadeğer adım 2001 Ekim’inde gerçekleşen Anayasa değişiklikleridir. Bu çerçevede Mart 2001’de Komisyona tevdi edilen ulusal programa uygun olarak, düşünce ve ifade özgürlüğü, işkencenin önlenmesi, demokrasi, kişi hürriyeti ve güvenliği, haberleşme, yerleşme ve seyahat özgürlüğü, dernek kurma özgürlüğü ve kadın-erkek eşitliği alanlarında yeni hükümler gündeme gelmiştir. 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren Yeni Türk Medeni kanununda da  bu doğrultuda önemli  hükümlere  yer  verilmiştir. 
 
19 Şubat 2002 – 14 Temmuz 2004 tarihleri arasında AB siyasi kriterlerini karşılama amacına  yönelik  olarak   sekiz uyum paketi hayata geçirilmiştir. 

 Birinci Uyum Paketi – 19 Şubat 2002
 İkinci Uyum Paketi – 9 Nisan 2002 
Üçüncü Uyum Paketi – 9 Ağustos 2002
Dördüncü Uyum Paketi – 11 Ocak 2003 
Beşinci Uyum Paketi – 4 Şubat 2003  
Altıncı Uyum Paketi – 19 Temmuz 2003 
Yedinci Uyum Paketi – 7 Ağustos 2003
Sekizinci Uyum Paketi – 14 Temmuz 2004 
 
Öte yandan   2004 Mayıs’ında yürürlüğe giren anayasa değişiklik paketi ile kadın-erkek eşitliği,  basın özgürlüğü, uluslararası  sözleşmelerin statüsü, yargının işlevselliği alanlarında yeni düzenlemeler yapılmıştır.

AB Komisyonunun 2004 Yılı İlerleme Raporu, Tavsiye Belgesi ve  Etki Değerlendirmesi Çalışması

AB Komisyonu, Aralık 2002 Kopenhag Zirve sonuçları uyarınca hazırladığı rapor ve tavsiyeyi 6 Ekim 2004 tarihinde açıklamıştır. Komisyon ayrıca, ülkemizin AB’ye üyeliğinin Birlik açısından yaratacağı olumlu ve olumsuz tesirleri içeren bir “Etki Değerlendirmesi Çalışması” da yayınlamıştır.

2004 yılı İlerleme Raporunda Komisyon, Türkiye’nin AB’ye uyum yönünde attığı adımları kapsamlı biçimde değerlendirmiştir. Tavsiye metninde ise,  siyasi kriterlerin yeterli ölçüde karşılandığını tespitle, üye ülkelere Türkiye’yle müzakerelerin başlatılması yönünde net bir tavsiyede bulunulmuştur. Komisyon tavsiyesinde, Aralık 1999 Helsinki Zirvesi’nde, ülkemizin “AB’ye katılması mukadder bir aday ülke” olarak ilan ve tescil edilmiş olduğu da vurgulanmıştır.

 “Etki Değerlendirmesi Çalışması”nda ise, Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin AB’nin adalet ve içişleri, ekonomi, bütçe, iç pazar, tarım, ve balıkçılık alanlarında olası etkileri değerlendirilmiş; katılımımızın genel olarak Birliğe olumlu katkılarda bulunacağı sonucuna varılmıştır.

17 Aralık 2004 Brüksel Zirvesi

17 Aralık 2004 tarihinde Brüksel’de gerçekleştirilen AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde, 1999 Helsinki ve 2002 Kopenhag Zirvesi’nde alınan kararlar teyit edilmiş, Türkiye’nin reform sürecinde atmış olduğu kararlı adımların memnuniyetle karşılandığı belirtilerek, ülkemizle üyelik müzakerelerinin –Zirve Sonuç metninin 23. maddesinde öngörülen çerçeve dahilinde- 3 Ekim 2005 tarihinde başlatılması kararlaştırılmıştır.

 17 Aralık 2004  Zirve Sonuçları, bugünkü koşullar itibariyle, AB bakımından da üzerinde mutabakata varılması çok kolay  olmayan, önemli ve tarihi bir karar niteliğindedir. Zirve sonuçlarında yer alan kimi ifadeler bir ölçüde AB kamuoylarının bu endişelerini yatıştırmak amacıyla metne dahil edilmiştir.
 
 Bu itibarla,  Zirve Sonuçları,  25 üye ülkenin uzlaşması ile ülkemiz görüşlerinin ve üye ülkelerin kamuoylarının kaygılarının dikkate alındığı bir metindir. 

Zirve Sonrası Gelişmeler

 17 Aralık tarihli  AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi Bildirisi uyarınca  Komisyon’a  iki ana belge  hazırlanması görevi verilmiştir.

 Sözkonusu belgeleri, müzakerelerin esaslarını belirleyecek Çerçeve Belgesi ile Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB) olarak sıralamak mümkündür. Çerçeve Belgesi müzakerelerin belkemiğini oluşturacak olması nedeniyle ayrı bir önem arzetmektedir. Sözkonusu belgenin Haziran ayında hazırlanması öngörülmektedir. Katılım  Ortaklığı Belgesi’nin ise Kasım 2005’te hazırlanarak 2005 yılı İlerleme Raporu ile eşzamanlı olarak tarafımıza sunulması beklenmektedir.

Bu iki belgeye ek olarak Komisyon, Türkiye’nin AB üyesi ülkelerde ve AB’nin Türkiye’de karşılıklı olarak daha iyi tanıtılmasına yönelik olarak sivil toplum örgütleri aracılığıyla yürütülecek faaliyetleri içerecek olan “Sivil Toplum Diyaloğu” başlıklı bir çalışma hazırlamakla görevlendirilmiştir.

 Önümüzdeki dönemde, AB Komisyonu ve AB üyesi ülkeler ile temasların genişletilmesi öngörülmektedir. Diğer yandan, katılım-öncesi strateji çerçevesinde 1999’dan bu yana düzenli olarak süregelen diğer izleme ve istişare mekanizmaları da bu meyanda devam edecektir.

 Anılan belgelerin hazırlanma aşamasına ilişkin olarak Lüksemburg Dönem Başkanlığı ve   AB Komisyonu yetkilileriyle düzenli ararlıklarla yapılan görüşmelerde   sözkonusu    belgelerin   en  kısa  sürede  hazırlanması  gerekliliği  üzerinde  durulmaktadır.

Parlamenter İlişkiler
AVRUPA PARLAMENTOSU

Genel:

Avrupa Parlamentosunun (AP) altıncı döneminde (2004-2009) görev yapacak parlamenterler, 10-13 Haziran 2004 tarihlerinde 25 üye ülkede yapılan seçimler sonucunda belirlenmiştir.

Sözkonusu seçimler sonrasında Avrupa Parlamentosunda 7 siyasi grup oluşmuştur. Gruplar arası sandalye dağılımı aşağıda sunulmuştur.

Avrupa Halk Partisi (Hıristiyan Demokratlar) / Avrupalı Demokratlar Grubudur (Group of the European People's Party (Christian Democrats)/ European Democrats -EPP/ED). 267
Avrupa Sosyalist Partisi Grubu (Party of European Socialists- PES) 201
Avrupa İçin Liberal ve Demokratlar İttifakı Grubu (Alliance of the Liberals and Democrats for Europe - ALDE) 89
Yeşiller/ Avrupa Hür İttifakı Grubu (Greens / European Free Alliance - EFA) 42
 Avrupa Birleşik Solu (Komünistler)/ Kuzey Yeşil Solu Konfederasyonu Grubu (Confederal Group of the European Left / Nordic Green Left -  GUE/NGL) 41
Bağımsızlık ve Demokrasi Grubu (Independence and Democracy – IN) 36
Uluslar Avrupası İçin Birlik Grubudur (Union for the Europe of Nations - UEN) 27

Parlamentoda ayrıca, 29 bağımsız milletvekili bulunmaktadır.

Avrupa Parlamentosunun, aday ülkelerin Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde önemli bir rolü bulunmaktadır. Aday ülkelerin katılım müzakerelerinin tamamlanması sonrasında, aday ülkenin üyeliğiyle ilgili Konsey kararı uygun bulması amacıyla (assent procedure) Avrupa Parlamentosuna sunulmaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) – Avrupa Parlamentosu İlişkileri:

Avrupa Parlamentosuyla ilişkiler, Türkiye’nin Avrupa Birliği ilişkilerin kurumsallaştığı 1960’lara değin uzanmaktadır. Avrupa Parlamentosuyla ilişkiler bugüne kadar esas olarak Türkiye – AB Karma Parlamento Komisyonu aracılığıyla yürütülmüştür. Ülkemizin üyelik sürecindeki gelişmelere paralel olarak Avrupa Parlamentosuyla ilişkiler de gelişmektedir.

Avrupa Parlamentosu, her yıl ülkemizin üyelik süreciyle ilgili bir rapor kabul etmektedir. Son olarak Hollandalı Hıristiyan Demokrat Camiel Eurlings tarafından hazırlanan rapor 15 Aralık 2004 tarihinde kabul edilmiştir. Sözkonusu rapor kimi olumsuz unsurlar da içermekle birlikte, Türkiye’nin üyelik sürecine Parlamentonun desteğini açıkça belirtmektedir.

Avrupa Parlamentosunun 2005 yılı Türkiye Raporunun Sonbahar aylarında Parlamento tarafından kabul edilmesi beklenmektedir.

Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komitesi de ayrıca, Temmuz 2005’te ülkemizde kadın haklarına ilişkin bir rapor kabul etmiştir. Raportör, Hollandalı Sosyalist Emine Bozkurt’tur.

Türkiye – AB Karma Parlamento Komisyonu:

Türkiye-AET Karma Parlamento Komisyonu, 14 Mayıs 1965 tarihli Avrupa Parlamentosu Kararı, 22 Haziran ve 14 Temmuz 1965 tarihli, sırasıyla TBMM’nin ve Cumhuriyet Senatosu kararları ve nihayet 27 Temmuz 1965 tarihli Türkiye-AET Ortaklık Konseyi kararına dayanarak kurulmuştur.

Halen Komisyon, TBMM’den 15 milletvekili ve AP’den 24 üyeden meydana gelmektedir.

Komisyon, Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara'da imzalanan Ortaklık Anlaşmasının yürütülmesine ilişkin sorunları incelemekle görevlidir.

Komisyon, yılda iki veya üç kere toplanır. Toplantılar sırayla Türkiye'de ve Avrupa Parlamentosu veya organlarının toplandığı şehirlerden  (Brüksel ya da Strazburg) birinde yapılmaktadır.

Komisyon, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve Avrupa Parlamentosuna tavsiye kararları sunabilir.  Bu tavsiye kararlarının gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi Heyeti üyelerinin, gerek Avrupa Parlamentosu heyeti üyelerinin çoğunluğunun oylarını almış olması gerekmektedir.

Komisyon  54 ncü toplantısını ise 13 – 14 Haziran 2005 tarihlerinde İstanbul’da yapmıştır. 55 nci KPK toplantısının ise 23 - 24 Kasım 2005 tarihlerinde Brüksel’de yapılması planlanmaktadır.

AB içindeki önemi giderek artan Avrupa Parlamentosuyla ilişkilerimiz giderek gelişmektedir. Bu durum, Türkiye -  AB Karma Parlamento Komisyonuna belirgin bir rol  yüklemektedir.

Komisyon, parlamenterler  arasında iki tarafı ilgilendiren konularda önemli bir diyalog ortamı işlevi görmektedir. Önümüzdeki dönemde, AB kamuoylarının ve Türk kamuoyunun gerek Türkiye gerek AB konusunda aydınlatılması ve birbirine yaklaştırılması amacına yönelik siyasi ve kültürel diyalog çerçevesinde Komisyon önemli bir rol üstlenebileceği değerlendirilmektedir.

Avrupa Birliği Uyum Komisyonu:

Türkiye’nin Avrupa Birliğine katılım süreci ile Avrupa Birliğinde gelişmeleri izlemek ve Türkiye – AB ilişkilerinin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla, 15 Nisan 2003 tarihinde Avrupa Birliği Uyum Komisyonu kurulmuştur. Avrupa Birliği Uyum Komisyonu 20 üyeden oluşmaktadır.

Ülkemizin Avrupa Birliği’yle ilişkilerinin ulaştığı mevcut aşamada, Avrupa Parlamentosu’yla ilişkilerin yanında, AB üyesi ülkelerin parlamentolarıyla da ikili ilişkilerin geliştirilmesi önem arzetmektedir. Bu çerçevede, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu AB üyesi ülkelerin parlamentolarıyla ilişkileri geliştirmek ve ülkemizin AB üyelik sürecine ilişkin görüş alışverişinde bulunmak amacıyla çeşitli Avrupa Birliği ülkelerini ziyaret etmiştir. Karşılıklı anlayış ve işbirliğinin geliştirilmesi açısından yararlı olduğu düşünülen ziyaretlere devam edilmesi öngörülmektedir.

Kopenhag Kriterleri ve Katılım Kriterleri
KOPENHAG KRİTERLERİ
(Haziran 1993)


 “Üyelik, aday ülkenin demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve azınlıkların korunması ve saygı görmesini teminat altına alan kurumların istikrara kavuşturulmuş olmasını, işleyen bir piyasa ekonomisinin mevcudiyetini, AB içindeki rekabet ve piyasa güçleriyle başetme kapasitesini gerektirmektedir. Üyelik, adayın, siyasi, ekonomik ve parasal birliğe katılım da dahil olmak üzere, üyeliğin getirdiği yükümlülükleri üstlenebileceğini varsayar.”


MADRİD KRİTERLERİ
(Aralık 1995)


 “Üyelik, aday ülkenin AB’yle bütünleşmesi için idari yapılarında uyum yoluyla gerekli koşulları gerçekleştirmesini de zorunlu kılmaktadır. AB müktesebatının ulusal mevzuata uyarlanması önemli olmakla birlikte, esas bu mevzuatın uygun idari ve yasal yapılar kanalıyla etkin bir şekilde uygulanması önem taşımaktadır. Bu husus AB üyeliğinin gerektirdiği karşılıklı güvenin  bir ön koşuludur.”


LÜKSEMBURG KRİTERLERİ
(Aralık 1997)


 “AB’nin genişlemesinin bir ön şartı olarak, kurumların işleyişi, Amsterdam Antlaşması’nın kurumsal hükümleri doğrultusunda güçlendirilmeli ve geliştirilmelidir.”

 
 

turkbirdevbursa.tr.gg
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=