Orhan Yıldız

Artvinli Orhan

TürkBirDev >Türk Birliği




TürkBirDev Türk Birliği
TürkBirDev > Türk Birliği
TürkBirDev
Şah ve Mat: Tüm Oyunları Bozan Bir Hamle - Özet
Biz "Türkler"le sorun nedir? ve Tepkiler
Türk Birleşik Devletleri Kurmanın Gerekliliği. Türk Birliği Neden Kurulmalı?
Bölüm I: TürkBirDev ve Çalişmaları
Bölüm II: Ben ne Yapabilirim?
Bölüm III: Yazi ve Mektuplar
Bölüm IV: Birlige dair Söz ve Şiirler
Bölüm V: Soru ve Yanitlar
Temsilcilikler
Türk Birliği
2007 Türk Kurultayı Sonuç Bildirisi
Türk Dünyasında Dil ve Alfabe Birliğinin Önemi
Türk Kültür Evi
Türk Birliğine Evet Kampanyası İçin
Türk Birliğine Evet Kampanyası

TRT Haber Haberler

Son Dakika Haberleri | Haber Manşetleri



   
  AVRASYA KARDEŞ ÜLKELER BİRLİĞİ TÜRK BİRLİĞİ
  Turkiye Selcuklulari
 

TÜRKİYE  SELÇUKLULARI (1074 - 1308)

Anadolu Selçukluları Devleti'nin Kuruluşu

Anadolu Selçuklu Devleti,1071 Malazgirt zaferini takip eden bir kaç yıl içinde büyük bir Türk nüfusununAnadolu'ya yerleşmesiyle kurulmuştur.

Daha İran'da SelçukluDevleti kurulmadan Anadolu'ya 1016 yılında başlayan ve 1040 yılına kadar devam edenTürk akınları bir keşif hareketinden ibaretti.

 

Devletin kurulmasındanMalazgirt zaferine kadar süren otuz yıllık gazâ ve savaşlar, Anadolu'da Bizansmukavemetini kırmak ve burada yeni bir vatan kurmak bakımından büyük bir önemtaşımaktadır.

Türk ve dünya tarihininönemli dönüm noktalarından biri olan 26 Ağustos 1071 Malazgirt zaferi, TürklereAnadolu'nun kapısını kesin olarak açıyordu.


Kutalmışoğlu Süleyman Şah

Sultan Melikşâh,amcası Kavurd'un isyanını bastırdıktan sonra Anadolu'nun fethine daha fazla önemvererek büyük Türkmen beylerini bu fetih hareketiyle görevlendirdi. Bu sırada tahtkavgaları sebebiyle zayıflamış olan Bizans İmparatorluğu Türk akınlarına fazlamukavemet edecek durumda değildi.

Nitekim Artuk Bey kumandasındakiTürk ordusu bugünkü İzmit yakınlarında Bizans birliklerini ağır bir yenilgiye uğrattı.İşte bu sıralarda Türkiye Selçuklu Devleti'nin kurucusu Kutalmuş-oğlu Süleymanşah'ıAnadolu'da görmekteyiz.

İlk zamanlar Sultan Melikşah'amuhalif bir tavır takınan, fakat halîfenin araya girmesiyle nihayet Anadolu'nun fethinememur edilmiş olan Kutalmış-oğulları, Melikşah'tan fethedecekleri ülkelerin emirlikfermanını da almışlardı. 1074 yılından itibaren Süleymanşah'ın Anadolu'dafaaliyetleri tesbit edilebir.

Aynı yıl Antakya veHaleb'i muhasara eden Süleymanşah, Suriye meliki Atsız ile ihtilafa düşmüş ve bununüzerine Orta Anadolu'ya yönelerek 1077 yılında Konya'yı zabtetmiştir.

Bundan sonraBizans'taki taht kavgalarına müdahale imkanını bulan ve bu sâyede fazla zorlukla karşılaşmadanbir çok şehir ve kaleyi ele geçiren Süleymanşah 1078'de İznik'i fethederek merkezinioraya nakletti. Böylece Türkiye Selçuklu Devleti'nin temelleri atılmış oluyordu.

Öte yandan Malazgirtzaferini müteakip Türklerin Anadolu'ya girmelerinin hristiyanlık bakımındanneticelerini hassasiyetle kavrayan Papa VII. Gregorius 9 Temmuz 1073 tarihinde Bizansimparatoruna yazdığı bir mektupta Ortodoks ve Katolik kiliselerinin anlaşması zamanınıngeldiğini bildiriyor ve imparatorun müsait davranması üzerine bütün hristiyanlarahitaben 2 Şubat ve 1 Mart 1074 tarihli meşhur mektuplarını neşrediyordu.

Buna göre, Gregorius, HaçlıSeferleri'nin ilk alarmı sayılan bu davetinde Türklerin tehlikeli ilerleyişini açıkladıktanve Müslümanların hristiyanları "koyun gibi boğazladıklarını" şiddetlibir dille iddia ettikten sonra din kardeşlerini kurtarmak üzere, Türklere karşıBizans İmparatorluğu'nun yardımına koşmak lüzumunu ilân ediyordu. Ancak bu alarm,Papa ile Roma-Germen imparatoru IV. Henri arasındaki anlaşmazlık yüzünden o sıradabir tesir meydana getirememiştir.

Papa'nın Daveti 

Öte yandan Malazgirtzaferini müteakip Türklerin Anadolu'ya girmelerinin hristiyanlık bakımındanneticelerini hassasiyetle kavrayan Papa VII. Gregorius 9 Temmuz 1073 tarihinde Bizansimparatoruna yazdığı bir mektupta Ortodoks ve Katolik kiliselerinin anlaşması zamanınıngeldiğini bildiriyor ve imparatorun müsait davranması üzerine bütün hristiyanlarahitaben 2 Şubat ve 1 Mart 1074 tarihli meşhur mektuplarını neşrediyordu.

Buna göre, Gregorius, HaçlıSeferleri'nin ilk alarmı sayılan bu davetinde Türklerin tehlikeli ilerleyişini açıkladıktanve Müslümanların hristiyanları "koyun gibi boğazladıklarını" şiddetlibir dille iddia ettikten sonra din kardeşlerini kurtarmak üzere, Türklere karşıBizans İmparatorluğu'nun yardımına koşmak lüzumunu ilân ediyordu. Ancak bu alarm,Papa ile Roma-Germen imparatoru IV. Henri arasındaki anlaşmazlık yüzünden o sıradabir tesir meydana getirememiştir.


Bizans ile Anlaşma

Süleymanşah fetihlerinedevam ederek kısa zamanda Bizans aleyhine hudutları oldukça genişletti. 1080 yılındaİznik'i Türklerden geri almak gayesiyle adı geçen şehir önlerine gelmiş olan Bizansordusunu ağır bir mağlûbiyete uğrattıktan sonra Üsküdar'a kadar ilerleyen Süleymanşah,burada kurduğu gümrük daireleri ile Boğaz'dan geçen gemilerden gümrük vergisi almağabaşladı.

Fakat Aleksios I.Komnenos'un Bizans tahtına geçmesinden sonra durum Bizans lehine gelişmeğe başladı.Türk birlikleri yavaş yavaş geri çekilmek zorunda kalıyorlardı. Fakat Aleksios'unBalkanlar'da durumu hiç de iyi değildi. İmparator Balkanlar'daki Peçenek ve Normantehlikesi karşısında bu sırada Kilikya cephesinde olan Süleymanşah'a müracaatederek vergi karşılığında barış istedi. Doğu ve güney cephesinde meşgul bulunanSüleymanşah, Aleksios'un bu teklifini kabul etti.

Yapılan anlaşmaya göreiki devlet arasında, Kocaeli yarımadasındaki Drakon çayı hudut olacak ve aynızamanda Türkler Bizans imparatoruna yardım edeceklerdi (1082). Batı hududundan eminolan Süleymanşah, Anadolu'da ayrı noktalar halinde kalan Bizans kalelerini zabta başladı.Tarsus, Adana, Misis, Anazarva (Ayn-ı Zarba) ile Kilikya'nın bazı şehirlerini ele geçirmişve Malatya'yı haraca bağlamıştır.


Süleymanşah'ın Ölümü 

Anadolu'nunTürkler tarafından fethi sırasında Doğu Anadolu'da bulunan Ermeniler batıyaçekilerek Kilikya ve Urfa taraflarında yeni yeni siyâsî teşekküller kurmayabaşlamışlardı. Bunlardan birisi de Antakya'ya hâkim olan Ermeni Philaretos idi. AncakPhilateros, hiç bir kimse tarafından sevilmemiş, kendi yurttaşlarının ağırsuçlamalarına ve oğlunun bile hiyanetine hedef olmuştu.

Nitekim oğlu Barsam,hapisten kaçarak İznik'e gitti ve Süleymanşah'ı Antakya'nın fethine teşvik etti.Süleymanşah yeter miktarda kuvvetle, kimseye sezdirmemek için yalnız geceleriilerleyerek 12 günde Antakya'ya geldi ve tespit edilen noktalardan şehre girerek,halkının da desteği ile kolaylıkla şehri ele geçirdi (1084 Aralık).

Süleymanşah'ınel-Cezîre ve Suriye'nin kilit noktası durumundaki Antakya müstahkem şehrini zabtetmesiSuriye meliki Tutuş ile aralarının açılmasına sebep oldu ve Süleymanşah'ın Nisan1086 tarihinde Haleb'i kuşatması iki Selçuklu şehzâdesini savaşa götürdü. Ayn-ıSeylem mevkiinde yapılan savaşda ordusu dağılan Süleymanşah mağlûp oldu vehayatını kaybetti (4 Haziran 1086). Sultan Melikşâh'a bağlı olan Süleymanşah, onyıl gibi kısa zamanda Anadolu'nun büyük bir kısmını fethetmiş ve burada yeni birTürk devletinin temellerinin atmıştı.

Yaptığı fetihlerİslâm aleminde büyük bir sevinç yaratmış, Abbâsî halîfesi ona sancak ve hil'atgöndermiş ve "Nâsır'üd-Devle Ebu'l-Fevâris" lâkabını vermişti.Süleymanşah, Müslüman olmayan ülkelerde fetih yaptığından dolayı Gazî unvanınıda almıştı.

Süleymanşah'ın Ölümünden Sonra 

Süleymanşah'ın ölümünden sonra İznik'te vekil bırakmış olduğuEbu'l-Kasım, yeni kurulmakta olan Türkiye Selçuklu devletinin dağılmasınıönlediği gibi Bizans'a karşı başarılı akınlar yapmıştır.
 

Fakat Emir Porsuk'un İznik üzerine yürümesi ve İmparator Aleksios Komnenos'unPorsuk'a karşı bir ittifak teklif etmesi üzerine Ebu'l-Kasım İstanbul'a giderekBizans ile anlaşma yapmak mecburiyetinde kaldı. Porsuk İznik'i muhasara etti ise deBizans imparatorunun yardımcı kuvvetler göndermesi üzerine muhasarayı kaldırdı. 

Emir Porsuk üç ay devam eden kuşatma esnasında şehri ele geçiremeyince SultanMelikşah onu geri çağırarak yerine Urfa emiri Bozan'ı tayin etti. Bozan İznik'ikuşattı ve etrafa akınlar yapmaya başladı. 

Vaziyetin nezaketi dolayısiyle Ebu'l-Kasım, Aleksios Komnenos'tan yardım istedi.Çevirdiği entrikalarla Türkleri birbirine düşürmeğe gayret sarfeden Aleksios bunubir fırsat bilerek Ebu'l-Kasım'ın yardım isteklerini cevapsız bıraktı. 

Artık kurtuluş ümidi kalmayan Ebu'l-Kasım, Sultan Melikşah'dan af dilemek içinIsfahan'a gitti. Burada da yüz bulamayınca tekrar Anadolu'ya dönmek zorunda kaldı veyakalanarak Emir Bozan tarafından öldürüldü. 

Onun yerine geçen kardeşi Ebu'l-Gazi devleti ayakta tutmasını bildi. SultanMelikşah'ın ölümüyle oğulları arasında saltanat kavgaları başlayıncaSüleymanşah'ın oğlu Kılıç Arslan, Horasan'dan gelerek İznik'te Türkiye SelçukluDevleti'nin ikinci hükümdarı sıfatiyle (1093) başlarında tahta oturdu.
 

I. Kılıç Arslan (1093-1107) 

Sultan I. KılıçArslan İznik'te Selçuklu tahtına geçtiği sırada Anadolu'nun muhtelif yerlerindeSaltuk, Danişmend, Mengücük-oğulları ve İzmir'de Çaka Bey müstakil hükümdar gibihareket ediyorlardı. Dolayısiyle Anadolu Türk birliğinden söz edilemezdi.

İzmir'i devletine merkezyapan Çaka Bey, Adalar denizinde meydana getirdiği ilk Türk donanması ile bir çokzaferler kazandıktan sonra Balkanlar'daki Peçenek Türkeleri ile ittifak yaparak Bizansimparatorunu ortadan kaldırmak tasavvurunda idi. Kılıç Arslan bu kudretli Türk beyiile münasebete girişmiş ve onun kızıyla evlenmişti. Anadolu sultanı sıfatiylekendisine tâbi olması gereken Çaka'nın bu derece kuvvetlenmesi Selçuklu sultanınıendişelendiriyordu.

Kılıç Arslan ile Çakaarasındaki durumdan maharetle faydalanmasını bilen Bizans imparatoru, çeşitlientrikalarla Kılıç Arslan'ı onun aleyhine tahrik etti ve ittifak yapmayı başardı.Nihayet iki hükümdar müştereken Çaka'ya karşı harekete geçtiler. İkisine karşıkoyamayacağını farkeden Çaka, Kılıç Arslan'ın yanına gitti. Kılıç Arslan onu görünüşteiyi bir şekilde karşıladı, fakat tertiplenen ziyafette daha önce hazırlanan plângereğince idam ettirdi (1094).

Çaka'nın ortadankaldırılması ve Bizans imparatoru ile anlaşma yapılmasıyla batı hududlarınıemniyete alan Sultan Kılıç Arslan, doğuya yönelerek Ermeni Gabriel'in elinde bulunanMalatya'yı muhasara etti. Muhsara devam ederken Haçlı ordularının Anadolu'ya doğruilerlemekte olduklarını haber alınca muhasarayı kaldırmak zorunda kaldı (1096).

Haçlılarla Mücadele Devresi 

Anadolu'nun ve arkasındanda Filistin ve bilhassa Kudüs'ün Selçuklular tarafından fethi, Bizans imparatorlarınınpapalar nezdindeki teşebbüsleri, yavaş yavaş Avrupa'da Müslümanlara karşı birhareketin başlamasına sebep oldu. Bilhassa Aleksios Komnenos'un 1091 yılında Papa II.Urbain'e müracaat ederek yardım istemesi ve onun da çalışmaları neticesinde o zamanakadar tarihin en büyük askerî harekâtı olan Haçlı Seferleri başlamıştır.

1095 yılında Papa II.Urbanus, Kudüs'ü kurtarılması için bir konferans düzenlemiş, bütün Hıristiyanlarasavaş için çağrı yapmış ve gerçekten onları etkilemişti. Haçlı ordusunun ilktoplanma yeri Fransa oldu. Sonra bu ordu Almanya'da toplananlarla birleşti. Macaristan'dave Balkanlar'da toplananlar da yolda onlara katıldı.

Bunların maneviliderleri aynı zamanda rehberleri iki keşiş idi. Bizans kapılarına dayandıklarızaman onların bir çoğu çapulcu alayından başka bir şey olmadığını görenimparator, kurtarıcı olmaktan ziyade batırıcı, yağmalayıcı olacaklarınıanlayarak korktu. Hiç bekletmeden, Boğazdan Anadolu yakasına geçmelerini sağladı.Pierre L'ermit idaresindeki çapulcu Haçlı grubu İzmit yakınlarında Kılıç Arslan'ınkardeşi Davud tarafından imha edildiler. Fakat kısa bir süre sonra kontların, düklerinve şövalyelerin idaresindeki muntazam Haçlı birlikleri gelince Türkler geri çekilmekzorunda kaldılar.

Haçlılar Anadolu Selçukludevletinin merkezi İznik'i muhasara ettiler. Muhasara devam ederken Kılıç Arslan yetişti,ancak sayı ve techizat bakımından çok üstün olan Haçlı kuvvetleri karşısında, düşmanaağır kayıplar verdirmesine rağmen muhasarayı kıramadı. Muhasaranın uzamasınındaha büyük kayıplara mal olacağını farkeden Türkler, Bizans imparatoru ile anlaşarakşehri ona teslim ettiler (Haziran 1097). Kılıç Arslan da savaş taktiğini değiştirerekEskişehir'e doğru çekilmeğe karar verdi.

Haçlılar'ınilerleyişi karşısında Dânişmend Gazi ve Kayseri hâkimi Emir Hasan ile ittifakyaparak onların kuvvetleriyle birlikte Eskişehir ovasına çıkan vadiyi tuttu. Eskişehirovasında Temmuz ayında cereyan eden bu tarihî meydan savaşında her iki taraf dakahramanca döğüştü. Fakat düşmanın büyük üstünlüğü ve özellikle Türksilahlarının zırhlı Haçlı şövalyelere tesirsizliği karşısında Kılıç Arslandaha fazla kayıp vermemek için savaş sahasını terk etti. Bundan böyle Haçlılarlameydan savaşı yerine, onların geçeceği bölgelerde su kuyularını kapatarak,ekinleri tahrip ederek ve meskun yerleri boşaltarak yıpratma taktiğine başvurdu.

Haçlılar OrtaAnadolu'yu geçerken çok zayiat verdiler. Kılıç Arslan, Dânişmend Gazi ve Emir Hasanile birlikte Ereğli'de yeniden Haçlıların karşısına çıktı, fakat yine başarılıolamadı. Haçlıların İznik'i zabtetmesi üzerine Konya'yı kendisine merkez yapan KılıçArslan, bu sırada harekete geçen Bizans imparatoru Aleksios'a karşı gerekli kuvvetlerigönderememiş ve Eskişehir-Antalya hattına kadar olan topraklar Bizans'ın eline geçmişti.

I. Haçlı Seferindeelde ettikleri bu başarı ile Avrupalılar bazı Türk-İslam ülkelerinde küçük Frankdevletlerinin kurulmasını sağladılar: Urfa Kontluğu (1098-1114), Antakya Prensliği(1098-1268), Trablus Kontluğu (1109-1289) ve Kudüs Krallığı (1110-1268) gibi.
Bununla beraber Antakya Kontu Bohemond'un Dânişmendliler tarafından esir edilmesini müteakipKılıç Arslan 1101 yılında harekete geçen Haçlı birliklerini birbiri arkasındanAmasya yakınlarında ve Ereğli'de imha etti (1102).

I. Kılıç Arslan'ın Ölümü 

Haçlılara karşıkazanılan bu son zafer, Selçuklulara, sarsılan emniyet ve itimatlarını iade ettiğigibi Haçlılara ve Bizanslılara Anadolu'dan geçmenin zorluklarını gösterdi. Bununlaberaber daha önce Haçlılara karşı ittifak yapmış olan Kılıç Arslan ile DânişmendGazi'nin arası açıldı. Danişmend Gazi, Kılıç Arslan'ın meşguliyetindenfaydalanarak Malatya'yı zabtetti (1102).

Bu arada Bohemond'danalınan fidye meselesi de aradaki soğukluğu iyice artırdı. Nihayet 1104 yılında DanişmendGazi'nin ölümü üzerine Kılıç Arslan iki aylık bir kuşatmadan sonra Malatya'yızabtetti (2 Eylül 1106).

Bundan sonra Bizansimparatoru ile sulh yapıp batı hudutlarını emniyete aldıktan sonra Harran'ı veSuriye meliki Dokak'ın elinde bulunan Meyyafarikin'i ülkesine kattığı gibi Diyarbekirve Musul bölgelerine de hâkim oldu.

Bu gelişmeler karşısındaEmir Cavlı, Artukoğlu İlgazî ve Melik Rıdvan, Kılıç Arslan'a karşı ittifak yaptılar.İki taraf Habur nehri üzerinde karşılaştı. Haziran 1107 tarihinde meydana gelenmuharebede Kılıç Arslan'ın birlikleri mağlûp oldu; kendisi de esir olmamak için atıylabirlikte Habur suyuna daldı, fakat zırhların ağırlığı sebebiyle boğuldu.

Sultan I. KılıçArslan, Türkiye Selçuklu devletinin gerçek kurucusudur. Bütün ömrü Bizans, Haçlılarve Anadolu'da Türk birliğini sağlamak için mücadele ile geçmiştir. Devrin Müslümanve hristiyan kaynakları onun âdil ve cesur bir hükümdar olduğunda ittifak hâlindedirler.

Şahinşah Dönemi (1110-1116) 

Sultan I. Kılıç Arslan'ın ölümü ve bu sıradaMusul'da bulunan 11 yaşındaki oğlu Şahinşâh'ın Emir Cavlı tarafından yakalanarakIsfahan'a götürülmesi üzerine Türkiye Selçuklu tahtı boş kaldı.

Bu vaziyet Selçukludevletini oldukça sarsmıştı. Başta Bizans imparatoru Aleksios Komnenos olmak üzereHaçlılar ve Ermeniler harekete geçerek Türklerin elindeki bazı şehir ve kalelerizabtettiler.

1110 yılındaŞahinşâh, Anadolu'ya dönerek Konya tahtına oturdu. Onun devletin başına geçmesiylekısa sürede toparlanan Türkler, Bizanslılara karşı bazı başarılar kazanarak batıhudutlarını genişlettiler (1113).

1116 yılındaİmparator Aleksios Komnenos umumî bir hücuma geçerek Akşehir'e kadar ilerledi veburada yapılan savaşta Şahinşâh'ı mağlûp etti; fakat seferin asıl hedefi olanKonya'yı zabtetme fikrinden de vazgeçerek İstanbul'a döndü.

İmparatorun çekilmesinimüteakip Şahinşâh, kardeşi Mes'ûd'un isyanıyla karşı karşıya geldi. İki kardeşarasında taht kavgaları 1116 yılına kadar devam etti ve Mes'ûd, kayınpederi DanişmendliEmir Gazî'nin yardımı ile Konya tahtını ele geçirdi.


Sultan Mes'ud (1116-1155) 

Sultan Mes'ûd'untahta çıkışından bir müddet sonra imparator Aleksios Komnenos'un ölümü ve yerineII. loannes Komnenos (Yuannis)'in geçmesi (1118) üzerine iki taraf arasında mücadeleleryeniden başladı. Türkler Denizli'yi aldılar. Fakat yeni imparator 1119 ve 1120 yıllarındayaptığı iki seferle Denizli başta olmak üzere bazı şehirleri zabtetti. FakatBalkanlar'da Peçeneklerin görünmeleri, imparatoru bu cepheye dönmeye mecbur etti.

Sultan Mes'ûd uzun müddetkayınpederi Emir Gazî ile işbirliği yapmak zorunda kaldı. Bizans ve Haçlılara karşıyaptığı savaşlarla ülkesini bir hayli genişletmiş olan ve Abbâsî halîfesi tarafından"Melik" unvanı verilen Emir Gazî Anadolu'nun en kuvvetli hükümdarı halinegelmişti. Sultanlık Selçuklularda olmakla beraber artık Anadolu hâkimiyeti Danişmendlileregeçmişti.

Sultan Mes'ûd'un EmirGazî ile işbirliği yapması, Ankara ve Kastamonu taraflarına hâkim bulunan kardeşiMelik Arab'ı tahtı ele geçirmek için harekete geçirdi. Emir Gazî'nin Artuklularla meşgulolmasından faydalanan Melik Arab, kardeşi Mes'ûd ile yaptığı savaşı kazandı.Sultan Mes'ûd Bizans imparatorundan yardım istemek zorunda kaldı. loannes Komnenos, Türklerinbirbirleriyle savaşmasından istifade ederek Kastamonu'yu zabtetti.

Diğer taraftanEmir Gazî'nin yardıma gelmesi neticesinde Melik Arab mağlûp ve Kilikya'ya kaçmağamecbur edildi. 1127 yılında Melik Arab, Türk ve Ermenilerden topladığı kuvvetlerleharekete geçti. Emir Gazî ile aralarında birkaç defa daha savaş oldu ve neticedeMelik Arab Bizans'a kaçarak tarih sahnesinden çekildi.

Sultan Mes'ûd1134 yılında kayınpederinin ölümüne kadar âdeta onun himayesinde idi. Babasınınyerine geçen Melik Muhammed ile Sultan Mes'ûd müştereken hareket ederek Bizansaleyhine hudutlarını genişletiyorlardı. Ancak 1143'te Melik Muhammed'in ölümüyleSultan Mes'ûd üzerindeki Danişmendli baskısı kalkmış oldu. Dadişmendli şehzâdelerarasındaki taht kavgalarından istifade ederek Ankara, Çankırı ve Kastamonu'yu Danişmendlilerdengeri aldı (1143).

Bir yılsonra da Elbistan'ı ülkesine kattı. Bu süratli gelişme ile yeniden Anadolu'nun enkuvvetli hükümdarı haline gelen Sultan Mes'ûd, Musul Atabegleri ile Artuklular arasındakimücadelelerden faydalanarak doğuya doğru hudutlarını genişletirken kendisine bağlıTürkmen akıncıları da Menderes ve Gediz vadilerini takiple batıya doğruilerliyorlardı.

Bu gelişmelerkarşısında Bizans imparatoru Manuel Komnenos, Türkleri Anadolu'dan atmak için büyükbir ordu ile harekete geçti. Batı Anadolu'daki bazı şehirleri zabtettikten sonra Selçuklubaşkenti Konya üzerine yürüdü. Akşehir'de bulunan Selçuklu kuvvetlerini bozguna uğratıpbu şehri tahrip ettikten sonra Konya'ya doğru ilerledi.

SultanMes'ûd bu haber üzerine süratle doğudan döndü. Aksaray'da ordusunu hazırlayarakKonya önünde imparator'un karşısına çıktı. Bizanslılar Konya civarını çoktahrip etmişler ve halkı öldürmüşlerdi. Selçukluların savaş taktiği karşısındaçok zayiat verdiler ve mağlûp olarak geri çekilmek zorunda kaldılar. 


Yeni Haçlı Seferleri 

SultanMes'ûd, Anadolu'da kuvvet ve kudretini sağlamlaştırdığı sırada İmadeddin Zengin1144 yılında Urfa Haçlı kontluğunu ortadan kaldırmıştı. Türklerin bu başarısıHaçlıları endişeye sevkettiği gibi Avrupa'da büyük bir heyecan uyandırdı.

Alman imparatoru III.Konrad ve Fransa kralı St. Louis, bizzat ordularının başında olarak hareketegeçtiler. St. Louis'den önce İstanbul'a varan Konrad, İmparator Manuel tarafındanderhal Anadolu'ya geçirildi. Birinci Haçlı seferi yolunu takip eden Konrad, Eskişehirovasına geldiği zaman karşısında Sultan Mes'ûdu buldu. Ekim 1147 tarihinde cereyaneden savaşta Almanlar, Selçuklular karşısında ağır bir mağlûbiyete uğrayarakgeri çekildiler. Sultan Mesud, Alman İmparatorunun 75,000 kişilik ordusunu Ceyhanyakınlarında karşıladı. Yapılan korkunç savaşta Alman İmparatoru sadece 5,000kişi ile canını kurtarabilmiş, güç bela İznik'e sığınmıştı.

Alman ordusunumağlûbiyet haberini alan St. Louis, Orta Anadolu'ya girmekten çekinerekEfes-Denizli-Antalya yolunu takibe mecbur olmuştu. Bununla beraber yolda Türkmenlerinhücumlarına maruz kalan ve bir hayli zayiat veren St. Louis, Antalya'da gemilerleAkkâ'ya gidebildi. Fransa kralının komutasındaki ordu 150,000 kişilik idi. Bu ordu daYalvaç yakınında mağlup edildi ve ağır kayıplar verdirildi. Sağ kalanlar, Almanordusunun canını kurtarabilen 5,000 kişilik birliği ile birleştiler ve ancak denizyoluyla Akka'ya çıkabildiler.

Haçlılara karşı kazandığı zaferi müteakip Sultan Mes'ûd 1149 ve 1150 seferleriile Suriye Haçlılarını mağlûp ederek Maraş, Göksun, Ayıntâb, Ra'ban ve Delûk'ufethetti. Sivas ve Malatya Danişmendlilerini tâbiiyetine alarak Kilikya'ya girdi ve 1154yılında bu bölgede Ermenilerin elinde bulunan bazı şehir ve kaleleri zabtetti.Bütün Kilikya'yı fethe karar verdiği sırada çıkan veba salgını sebebiyle süratlegeri döndü. Sultan Mes'ûd 39 yıllık saltanattan sonra 1155 yılında vefat etti.

Basiretli bir siyaset ve sabırlı bir mücadele ile Türkiye Selçuklu Devleti'ni yokolmaktan kurtaran Sultan Mes'ûd, Konya civarında inhisar eden devleti Anadolu'ya hâkimbir hâle getirmiştir. Haçlılara karşı kazandığı zaferler onu Türkün veİslam'ın büyük mücahidleri arasına dahil etmiştir. Adaleti ve sağlam idaresisayesinde hristiyanları bile Bizans'tan koparıp kendisine bağlamıştı. SelçukDevleti'nin ilk imar ve medenî tesisleri de onunla ortaya çıkmaya başlamıştır.

II. Kılıç Arslan (1155-1192) 

Sultan Mes'ûd ölümündenkısa bir süre önce ülkesini üç oğlu arasında taksim etmişti. Başkent Konya vehavalisini alan ve kardeşlerinin üstü durumunda olan Kılıç Arslan, babasınınyerine Selçuklu tahtına geçti, fakat kardeşlerinin muhalefetiyle karşılaştı.

Önce kendisine rakip saydığıortanca kardeşini bertaraf etti. Bundan korkan küçük kardeşi Şahinşâh, Ankara veÇankırı taraflarına kaçarak Danişmendli emîri Yağı-basan ile işbirliği yaptı.Taht kavgalarının başlaması II. Kılıç Arslan'a karşı Bizans, Ermeni ve NureddinMahmud'un harekete geçmelerine sebep oldu. Sultan önce Danişmendli Yağı-basan ileanlaştı, bundan sonra Ermenileri sindirdi ve arkasından da Nureddin'e karşı hareketegeçerek Ayıntâb'ı zabtetti.

Kılıç Arslan'ıartan kudreti ve kazandığı başarılar düşman ve rakiplerini daha sıkı bir işbirliğinesevketti. Ordusu ile Kilikya'da bulunan Bizans imparatoru Manuel Komnenos 1159 yılındaNureddin Mahmud ile Kılıç Arslan'a karşı ittifak yaptı. Kilikya seferinden dönerkenordusunun Kütahya civarında Türkmenler tarafından baskına uğratılması sultan ileimparatorun aralarının iyice açılmasına sebep oldu.

Ertesi yıl Türklerekarşı sefere çıkan imparator Eskişehir civarında yine Türkmenler tarafından oldukçahırpalandı. Manuel Komnenos, Kılıç Arslan'a karşı Suriye'deki Franklardan yardımistediği gibi Yağı-basan ile Ankara ve Çankırı taraflarını elinde bulunduran Şahinşâhile de gizli antlaşmalar yaptı.

Sultan Kılıç Arslanbütün siyasî faaliyet ve entrikaların merkezi olan imparator ile bizzat anlaşmak üzere1162 yılında İstanbul'a gitti. İmparator Manuel, onun bu gelişini Bizans'ın düşmanlarınıbiribirine ezdirmek siyasetine uygun olarak büyük bir merasimle sultanı karşıladı veağırladı. İki hükümdar arasında varılan antlaşmaya göre karşılıklı yardımlaşmave Türkmenlerin Bizans'a akın yapmamaları kabul edildi.

Sultan II. KılıçArslan batı hudutlarını emniyet altına aldıktan sonra doğuya dönerek Danişmendlilerüzerine yürüdü, Elbistan, Darende ve Tohma suyu boyunu zabtetti (1165). Bu sıralardaYağı-basan ölmüş ve yerine Zu'nnûn geçmişti. II. Kılıç Arslan bu durumdanistifade ederek Kayseri ve Zamantı havalisini ülkesine kattı. Ankara ve Çankırıhavalisini kardeşi Şahinşâh'ın elinden aldı (1169). Kılıç Arslan'ın Malatya'yıkuşatması, Nureddin Mahmud'u harekete geçirdi. Ancak bu iki kudretli şahıs arasındabir savaş olmadı.

1174 yılındaNureddin Mahmud'un ölümü, Selçuklu sultanını bu kudretli rakibinden kurtarmıştı.Artık Anadolu'da Türk birliğini kurmak için engel kalmamıştı. Ertesi yıl Sivas,Tokat ve Niksar ile bütün Danişmend ilinin zabtı tamamlandı. Rakipleri kurtuluşuBizans impatarotuna sığınmakta buldular.

Myriokephalon Savaşı (1176)

Sultan II. KılıçArslan'ın bu başarıları Bizans imparatorunun gözden kaçmıyordu. Aynı zamandaİstanbul'da yapılan anlaşmanın hilafına Türkmen akıncıları Bizans'a karşıakınlara yeniden başlamışlardı. Bu gelişmeler Türkiye Selçuklu sultanlığı ileBizans imparatorluğunu yeniden karşı karşıya getirdi. İmparator Manuel Komnenos,aleyhindeki bu gelişmeleri kökünden halletmek için Türkiye Selçuklu devletiniyıkmak kararı ile büyük bir ordunun başında olduğu halde yürüyüşe geçti.Yapılan sulh tekliflerini kesinlikle reddederek Denizli istikametinde ilerledi. Onunasıl hedefi Konya'yı zabtetmekti.

Türkmenler, bir taraftançete harbine devam ederek Bizans ordusunu hırpalarken, diğer taraftan da onlarıDenizli'den sonra Eğridir gölünün kuzeyinde Kumdanlı'da dar ve sarp Myriokephalonvadisine sokmağa muvaffak oldular. Zaten sultanın istediği de yıpranmışdüşmanını bu vadide karşılamaktı. Bizans kuvvetleri vadiye girdikten sonrayamaçlarda pusu kurmuş olan Türkler Bizans ordusunu ok yağmuruna tuttular. Vadiningiriş ve çıkışı da Türkler tarafından tutulmuştu. Eylül 1176 tarihinde meydanagelen savaşta Manuel ağır bir hezinete uğradı. İmparator Batı Anadolu'dakiistihkâmları tamamen ortadan kaldırmak ve ağır bir tazminat ödemek şartıylaİstanbul'a dönebildi.

O zamana kadarhristiyan dünyasında bir nevi "Türklerin işgali altındaki memleket" olaraktelâkki edilen Anadolu'nun bu zaferle kesin olarak Türk yurdu olduğu ortaya konmuştur.Diğer taraftan Birinci Haçlı Seferi'nden beri hücumda olan Bizans imparatorluğu butarihden itibaren savunmaya çekilmek zorunda kalmıştır. 1071 Malazgirt zaferiTürklere Anadolu'nun kapılarını açmış ve 1176 Myriokephalon zaferi de burasınınartık Türklerden geri alınamayacağını ortayakoymuştur.

Bizansgailesini ortadan kaldıran Kılıç Arslan, yıllardan beri kendisini meşgul edenDanişmendliler üzerine yürüdü ve Malatya'yı alarak bu devlete son verdi. Ancak busefer de karşısına Eyyûbî hükümdarı Selâhaddîn Eyyûbî çıktı. Aradakiküçük beyliklerin tahriki bu iki kuvvetli hükümdarı karşı karşıya getirdi.Sultan Kılıç Arslan'ın mutedil tutumu sâyesinde anlaşma sağlandı. Diğer taraftanTürkler, Kilikya Ermeni krallığının elinde bulunan bazı şehir ve kaleleri alarakSilifke'ye kadar hudutlarını genişlettiler. Bizans imparatorunun antlaşma gereğinceistihkâmları yıktırmaması batıdaki fetihlerin yeniden başlamasına imkân verdi.1182 yılında geniş bir fetih hareketi ile Uluborlu, Kütahya ve Eskişehir zabtedilerekhudut Denizli'ye kadar genişletildi. Antalya uzun müddet kuşatıldı ise dealınamadı.

Sultan II.Kılıç Arslan uzun ve şerefli bir mücadele hayatından sonra ihtiyarlamış, yorulmuşve artık seferlere çıkamaz olmuştu. Bu sebeple ülkesini 11 oğlu arasında taksimetti. Kendisi Konya'da oturuyor ve metbû hükümdar mevkiinde onlara nezaret ediyordu. 11şehzâde sözde babalarına bağlı olup, iç ve dış işlerinde tamamen müstakilhareket ediyordu. Sultan ülkesini oğulları arasında taksim etmekle son günlerinihuzur içinde geçireceğini umuyordu, fakat çok geçmeden oğulları arasında tahtkavgaları başladı (1185).

Üçüncü Haçlı Seferi 

Anadolu'daşehzâdeler arasında taht kavgaları devam ederken Selâhaddîn Eyyûbî'nin Kudüs'üfethetmesi (1189) üzerine Avrupa'da yeni bir Haçlı seferi hazırlıklarıyapılıyordu. Alman imparatoru I. Friedrich Barbarossa kumandasındaki üçüncü Haçlıorduları Anadolu'ya girdi.

Kardeşler arasındakimücadeleler sebebiyle Haçlılara karşı koyamayacağını anlayan sultan onlarınAnadolu'dan geçmelerine izin verdi. Fakat Akşehir'de sultanın oğlu Melikşah'ınHaçlılar ile savaşması üzerine Friedrich Barbarossa Konya'ya gelerek şehri işgaletti. Haçlılar burada fazla kalmayarak Kudüs'ü kurtarmak üzere Kilikya'ya doğruhareket ettiler.

Sultan KılıçArslan son günlerini oğullarının elinde bir oyuncak olarak geçirdi. Nihayetaradığı huzuru Uluborlu meliki oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev'in yanında buldu. Onunlaberaber Konya'yı Melikşah'ın elinden almak için harekete geçti. Halkın yardımı ileşehri ele geçirdi.

Daha sonraAksaray'a giderek burasını kuşattığı sırada hastalandı ve Konya'ya dönerkenöldü. Sultan II. Kılıç Arslan siyâsî kudreti, askerî zaferleri, irade ve enerjisi,geniş görüşü ile Türk tarihinin büyük simalarından birisidir. otuz yedi yıllıksaltanatı esnasında Anadolu'da Türk birliğini kısmen gerçekleştirmiş ve ülkeninimar ve gelişmesine büyük gayret sarfetmiştir.

Yükseliş Devri

Sultan II. KılıçArslan'ın ölümünden sonra şehzadeler arasındaki taht kavgaları daha da şiddetlendi.İhtiyar babasına iyi davranarak veliaht tayin edilen ve onun sayesinde Konya tahtınıele geçiren Uluborlu meliki Gıyaseddin Keyhüsrev'in sultanlığı diğer kardeşleritarafından kabul edilmedi.

Gıyaseddin Keyhüsrev,bir yandan kardeşleri ile mücadele ederken diğer yandan da Bizans imparatoru III.Aleksios Komnenos ile savaşıyordu.

Selçuklu tahtıhususunda onun en kudretli rakibi, askerî bakımdan kendisinden güçlü olan Tokatmekili Rukneddîn Süleymanşah idi. Süleymanşah, kardeşlerini kendisine tabi durumagetirdikten sonra asıl hedefi olan Konya üzerine yürüdü. Onunla savaşamayacağınıbilen Gıyaseddin Keyhüsrev, kardeşinin canına dokunmayacağı hususunda teminatvermesi üzerine Konya'yı terk etti ve Anadolu'dan sonra İstanbul'a gitti (1197).

Rukneddin Süleymanşah  (1197-1204) 

Süleymanşah,Anadolu'da sarsılmış olan Türk birliğini yeniten kurmak maksadıyla kardeşlerininelinde bulunan Amasya, Niksar ve Elbistan'ı itaat altına aldı. Bu mücadelelerdenfaydalanan Bizans imparatoru doğrudan doğruya olmasa bile Karadeniz sahillerindeharekete geçti.

Süleymanşah bugelişmeleri önleyerek imparator ile antlaşma yaptıktan sonra Torosların kuzeyineakınlara başlamış olan ve bazı kaleleri zabteden Kilikya Ermeni kralı II. Leon'umağlûp ederek onları Toroslar'ın güneyine çekilmeğe mecbur etti. Bizansimparatorunu haraca bağladıktan ve Ermeni krallığını cezalandırdıktan sonra DoğuAnadolu'ya yönelerek Malatya'yı aldı.

Diğer taraftanErzincan Mengücük-oğulları ile Artuk-oğullarını kendisine bağladı. 1202 yılındaErzurum'u ülkesine katarak Saltuklulara son veren Süleymanşah Gürcüler ile komşuoldu. Aynı yıl içinde Sarıkamış yakınlarında Gürcüler ile yapılan savaşıkaybeden Süleymanşah, kardeşi Mes'ûd'un elinden Ankara'yı aldıktan sonra ikinciGürcistan seferine çıkarken Konya ile Malatya arasında vefat etti (6 Temmuz 1204). 

Gıyaseddin Keyhusrev (1204-1211) 

Yerine geçenoğlu III. Kılıç Arslan'ın çocuk yaşta olması sebebiyle Selçukluların hizmetinegirmiş olan Danişmenli beyleri Emir Mubarizeddin Ertokuş ile anlaşarak hala İstanbul'dabulunan Gıyaseddin Keyhüsrev'i Konya tahtına davet ettiler. Bu sırada İstanbulLatinler tarafından işgal edilmiş ve Bizans imparatorluğu parçalanmıştı. GıyaseddinKeyhüsrev uçtaki Türkmenlerden topladığı birliklerle Konya üzerine yürüdü ve biraylık bir muhasaradan sonra şehri ele geçirerek ikinci defa olarak Selçuklu tahtınageçti (Şubat 1205).

Sultan GıyaseddinKeyhüsrev kısa sürede dahilde sükûneti sağladıktan sonra ve İznik imparatoruTheodoros Laskaris ile anlaşma yaptıktan sonra Karadeniz ticaret yolunu tehdit eden vebu sahillerde yerleşmeye çalışan Trabzon Komnenoslarına karşı bir sefer yaptı.1206 yılında yapılan bu seferde Aleksios Komnenos mağlûp edilerek bir müddet içinkapanmış olan Karadeniz ticaret yolu açıldı. Gıyaseddin Keyhüsrev, ticarî veiktisadî bakımdan memleketin içinde bulunduğu şartları takdir ve buna uygun birsiyaset takip ederek Karadeniz seferini müteakip bizzat ordusunun başında Antalya'yıkuşattı.

Anadolu'nun önemli ithal ve ihraclimanlarından birisi olan Antalya bu sıralarda Aldo Brandini adında bir İtalyanınelinde bulunuyordu. Ancak Kıbrıs'tan gelen yardım üzerine sultan şehri zabtedemedi.Bununla beraber şehirde Latinler ile ihtilafa düşen Rum ahali sultanı şehre davetetti. Ve Mart 1207 tarihinde Antalya fethedildi. Selçuklu tahtındaki değişikliktenfaydalanmak isteyen Kilikya Ermeni kralı II. Leon'a karşı yapılan sefer zaferleneticelendi ve onun zabtettiği yerler geri alındı (1209). Bunu Eyyûbîlerin KuzeySuriye ve Anadolu'daki faaliyetlerini önlemek takip etti.

GıyaseddinKeyhüsrev'in Karadeniz, Akdeniz kıyılarında ve Ermenilerin karşısında kazandığızaferler İznik imparatoru Theodos Laskaris ile aralarını açtı. Diğer taraftanLaskaris'in kuvvetlenmesi de Selçuklu sultanını kuşkulandırıyordu. Dış tahriklerve imparatorun yıllık vergiyi ödememesi Gıyaseddin Keyhüsrev'i İznik imparatorunakarşı sefer yapmasına sebep oldu. Sultan ordusu ile hareket ederken yanına eskiimparator Aleksios'u da almıştı; onu tahtına iade etmek istiyordu. İki ordu Alaşehirhududunda karşılaştı. Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev iki taraf arasındaki savaşta şehidedildi ve Selçuklu ordusu mağlûp oldu (1211).

İzzeddin Keykavus (1211-1220) 

GıyaseddinKeyhüsrev'den boşalan Selçuklu tahtına devlet erkanının, onun büyük oğlu İzzeddinKeykâvus'u geçirmesi üzerine kardeşi Alâeddin Keykubâd isyan etti. Erzurum meliki Tuğrul-şâhve Ermeni kralı ile ittifak yapan Keykubâd, Kayseri'de Keykâvus'u kuşattı; fakat birmüddet sonra Ermeni kralı ile Tuğrul-şâh'ın muhasarayı terk etmeleri sebebiylekendisi de tek başına mücadele edemeyeceğini anlayarak Ankara'ya çekildi.Kayseri'deki tehlikeli durumu atlatan Keykâvus Konya'ya gelerek resmî merasimle tahta geçti.Bununla beraber Ankara'da bulunan kardeşi kendisi için hala tehlikeli idi. Ertesi yılAnkara'yı uzun bir muhasaradan sonra Alâeddin Keykubâd teslim oldu ve Malatya civarındaMinşar kalesinde hapsedildi.

İznikimparatoru Thedoros Laskaris bir elçi heyeti göndererek onun cülûsunu tebrik ediyor,Alaşehir savaşı ve babasının şehadeti dolayısıyla iki devlet arasında bozulan münasebetlerindüzeltilmesini istiyordu. İzzeddin Keykâvus, Laskaris'in bu teklifini kabûl ederekonunla anlaşma yaptı.

Selçuklusultanı bundan sonra gelişen ticari faaliyetlere paralel olarak babası tarafındantakip edilmekte olan siyaseti devam ettirdi. Bu cümleden olarak Kıbrıs kralı Huğuesile ticaret anlaşmasını yenileyerek ada ile Türkiye arasındaki ticarî münasebetleringelişmesini sağladı. Akdeniz ticaretini kısmen emniyete aldıktan sonra kuzeyticaretini de emniyete almak gayesiyle Trabzon ve İznik imparatorlukları arasında mücadelesahası olan Sinop üzerine yürüyerek Aralık 1214 tarihinde şehri fethetti ve burayabaşta tüccar sınıfı olmak üzere Türk nüfus yerleştirdi.

Sultan İzzeddinKeykâvus'un Sinop'un fethiyle meşgul bulunduğu sıralarda Antalya hristiyanları, Kıbrıs'tanda aldıkları destekle isyan ederek şehri ele geçirmişlerdi. Sultan süratleAntalya'ya gelerek bir aylık bir kuşatmadan sonra şehri tekrar itaat altına aldı (23Ocak 1216). Antalya'dan Konya'ya dönen sultan, kardeşi ile iktidar mücadelesindekendisine cephe almış olan ve bu mücadeleden faydalanarak Karaman, Ereğli ve Ulukışla'yıişgal etmiş bulunan Kilikya Ermeni kralı II. Leon'a karşı sefere çıktı. Bu üç şehrigeri aldıktan sonra yürüyüşüne devam ederek Ermeni devletinin hudut kasabası olanKeban'da Ermeni ordusuyla karşılaştı ve onları ağır bir mağlûbiyete uğrattı(1216).

Sultan,son askerî hakerâtını Eyyûbîlere karşı yapmış fakat Haleb yakınlarında öncükuvvetlerinin mağlûbiyeti üzerine Elbistan'a çekilmişti (1218). İzzeddin KeykâvusEyyûbîler karşısında uğradığı bu mağlûbiyetin intikamını almak gayesiyle 1220yılında Konya'dan Malatya'ya geldi. Burada hastalandı ve daha 30-35 yaşlarında ikenVirânşehir'de vefat etti.

TürkiyeSelçuklu sultanlarının büyüklerinden birisi olan İzzeddin Keykâvus, sarsılmaz biriradeye, tükenmez bir kudrete ve sağlam bir siyâsî görüşe sahipti. Komşu devletlerarasındaki anlaşmazlıklardan faydalanarak memleketinin hudutlarını genişletmiş vedevletinin nüfuzunu artırmış idi. Siyâsî ve askerî başarılarının yanında ülkesininiktisadî bakımdan da kalkınmasına büyük gayret sarfetmiş ve bunda da başarılıolmuştur. Nitekim buna bağlı olarak memleketin her tarafında imar faaliyetleri sürdürülüyordu.Âlim ve sanatkârları himâye ve teşvik ederek ülkesinin fikrî bakımdan da kalkınmasınabüyük hizmetleri geçmiştir.

Alaeddin Keykubad (1220-1237) 

İzzeddin Keykâvus'tansonra Selçuklu tahtına daha önce giriştiği iktidar mücadelesinde başarısızlığauğrayan ve hattâ bir müddet hapiste kalmış olan Alâeddin Keykubâd geçti. KendisineAbbâsî halîfesi tarafından "saltanat menşuru" gönderilen Keykubâd, MısırEyyûbîlerine karşı el-Melik ül-Eşref ile bir anlaşma yaptı.

Bunu müteakipKalonoros (bugünkü Alanya) kalesini karadan ve denizden muhasara ederek zabtetti (1223).Bir kaç yıl içinde şehir ve kalenin yeniden ve muhteşem bir şekilde inşasınıntamamlanmasından (1226) sonra sultanın ismine nisbetle burası Alâ'îye adını aldı.İlk Selçuklu tersanesi Alâeddin Keykubâd tarafından burada kuruldu. Alâ'îye, Keykubâdve haleflerinin kışlık merkezi haline getirildi.

Sultan AlâeddinKeykubâd, kendisini muhalif bir tavır takınmış olan ümeradan bazılarını bertarafettikten sonra Sinop'ta inşa edilen bir donanmayı Kastamonu beyi Emir Çoban kumandasındaKırım'daki mühim ticaret limanı Suğdak üzerine gönderdi. Selçuklu Devleti'ninkuvvetlerinin önemini göstermek bakımından dikkate şayan olan bu deniz aşırı seferneticesinde Türk ordusu yalnız Suğdak'ı fethetmekle kalmadı, içerilere kadar nüfuzederek bir takım Kıpçak beyleri ve Rus knezlerini de itaat altına aldı. Burada bircami yapılıp, kadı, hatip ve müezzinler tayin edildikten ve bir miktar kuvvet bırakıldıktansonra geri dönüldü (1225 veya 1227).

Suğdakseferinden muhtemelen bir yıl sonra Kilikya Ermeni krallığı üzerine kuvvetlersevketti. Selçuklu kuvvetleri batı ve kuzeyden ilerleyerek Silifke'ye kadar sahilifethettiler. Kral Hetum, sultana asker vermek, ödediği haracı iki katına çıkarmak veparalarını Selçuklu sultanı adına bastırmak şartlarıyla Alâeddin Keykubâd ileanlaşma yapmağa mecbur oldu. Ermenilerden zabtedilen yerlere Türkmenler iskân edildi.

Moğol Tehdidine Karşı Tedbirler 

Sultan Alâeddin Keykubâd, Anadolu işleriyle meşgulbulunduğu sıralarda Asya içlerinden batıya doğru ilerlemekte olan Moğol tehlikesiAnadolu sultanını da mukabil tedbirler almağa sevketmiştir.

Doğu Anadolu'nun birkısmına ellerinde bulunduran Artuklu ve Eyyûbî melikleri sık sık cephe değiştiriyorlardı.Alâeddin Keykubâd bunlara bir son vermek ve Moğol istilasını durdurmak için gereklitedbirleri almak gayesiyle Doğu Anadolu seferine çıktı.

Kahta, Hısn-ı Mansurve Çemişgezek'i (1226), daha sonra da Erzincan, Kemah ve Şebinkarahisar'ı zabtederekMengücük-oğulları hanedanına son verdi (1228). Sultanın meşguliyetinden istifadecihetine giden Trabzon imparatoru Andronikos, Samsun ve Sinop'u almak için harekete geçti.Bunu haber alan Keykubâd derhal Bayburt- Maçka üzerinden Trabzon'a giderek şehrimuhasara etti, fakat havaların çok fena gitmesi sebebiyle şehri zabtedemedi.

Harezmşahlar ile Münasebetler 

Moğolistilâsı karşısında büyük kahramanlıklar gösteren, fakat yine de onlarıdurduramayan Hârezmşâhlar hükümdarı Celâleddîn Mengübirti batıya doğruçekilerek Gürcistan, Batı İran, Kafkasya ve Doğu Anadolu'da Meraga merkez olmaküzere bir devlet kurmuş ve Moğol istilâ selini durdurmağa çalışmıştır. Buşekilde Anadolu Selçuklu devleti ile komşu olan Celâleddin ile Alâeddin Keykubâdarasında dostane münasebetler kurulmuştu. Fakat Celâleddin Mengübirti, Türk-İslamkültürünün önemli merkezlerinden birisi olan Ahlat'ı zabt ve tahrip edince bu iyimünasebetler bozuldu.

Bu arada onun Erzurummeliki Cihanşâh ile ittifak yapması durumu daha da gerginleştirdi. Bu iki Türkhükümdarının aralarını düzeltmek için Abbâsî halîfesinin tavassutu veEyyûbîlerin teşebbüsleri de bir netice vermeyince Alâeddin Keykubâd büyük bir orduile Celâleddin Mengübirti üzerine yürüdü. İki ordu Erzincan yakınlarındaYassıçimen mevkiinde karşılaştı. 10 Ağustos 1230 tarihinde cereyan eden kanlısavaşta Celâleddin Mengübirti mağlûp oldu. Sultan bundan sonra Erzurum'u elegeçirdi.

1231 yılındaCelâleddin'in ölümünden sonra Moğollar ile Anadolu Selçuklu devleti komşu oldu.Moğolların yağma akınları Malatya'ya kadar uzanıyordu. Moğol tehlikesini daha öncefarkına varan Alâeddin Keykubâd, ülkesini bu tehlikeden uzak tutmak için Ögedey'inoldukça ağır şartlarını kabul etmiş göründü. Bununla beraber gerekli tedbirlerialmaktan da geri durmuyordu. sınır boyundaki kaleleri tahkim ederek, Celâleddin'inölümünden sonra Selçuklu hizmetine girmiş olan Hârezmli askerî birlikleri busınır kalelerine yerleştirildi.

Eyyubiler ile Münasebetler 

Sultan AlâeddinKeykubâd son yıllarını Eyyûbîler ile mücadele ederek geçirmiştir. 1234 yılındayapılan ilk çarpışmada Eyyûbîler mağlûp oldular.

Ertesi yıl EyyûbîleriDoğu Anadolu'dan tamamen uzaklaştırmak için ordusunu Kayseri'de toplayarak hareketetti. Bir kısım kuvvetler Diyarbekir'in muhasarasına gönderilirken bizzat sultanınkumanda ettiği kısım Rakka, Urfa, Harran ve Siverek'i şiddetli muhasaralardan sonrazabtetti. Ancak Selçuklu kuvvetlerinin çekilmesinden sonra el-Melik el-Kâmil Urfa veHarran'ı zabtedip halka çeşitli zulümlerde bulundu. Artık kesin olarak meseleyihalletmek gerekiyordu. Alâeddin Keykubâd, el-Melik el-Kâmil'e katî darbeyi indirmekmaksadiyle ordusunu Kayseri'de topladı. Fakat ordusunu harekete geçirmeden önce birziyafette zehirlenerek öldü (30 Mayıs 1237) ve cesedi Konya'ya nakledilerek kendisinenisbet edilen türbeye defnedildi.

Sultan AlâeddinKeykubâd, Anadolu Selçuklu devletinin ve devrinin en büyük hükümdarlarındanbirisidir. Onunla devlet siyâsî, iktisadî ve kültürel bakımdan en yüksek seviyesineulaşmıştı. Ülkenin hemen her tarafından büyük imar faaliyetlerine girişmiştir.İlim ve sanattan zevk alır, meclislerinde tarih ve siyasete dair münakaşalar yaptırır,âlim ve sanatkârları himaye ederdi. Hükümdarlık zamanı Türkiye tarihinin en müreffehdevirlerinin başında gelmektedir.

Onun inşa ettirdiğicami, medrese, kervansaray, köprü ve hastahanelerin çoğu hâlâ ihtişamlarınıkorumaktadırlar. Moğol tehlikesinin ortaya çıktığı bir zamanda ve genç yaşındavefat etmesi Anadolu Türk tarihi bakımından büyük bir talihsizliktir.

Moğol İstilâsı ve Yıkılış 

Sultan AlâeddinKeykubâd'dan sonra kumandanların ve beylerin rekabetleri arasında oğlu II. GıyaseddinKeyhüsrev tahta geçti. Bu zayıf şahsiyetli hükümdar kumandan Sa'deddin Köpek'intahakküm ve nüfuzu altına girdi.

Sultanın tahta geçişindekirolü, kurnazlığı ve garip tabiatlı hükümdarı istediği istikamete yöneltmesi sâyesindeSa'deddin Köpek kendisine rakip saydığı büyük devlet adamlarını bertaraf ederekSelçuklu Devleti'ni başsız bir hâle getirdi. Sa'deddin Köpek, devlet erkanındankendisine karşı çıkabilecekleri bertaraf ettikten sonra Selçuklu tahtına geçmekemelinde idi. Ancak bu hile ve entrikaları ortaya çıkınca derhal idam edildi (1239).

Sa'deddin Köpek'inortadan kaldırılmasında baş rolü oynayan Celâleddin Karatay gibi devlet adamlarınıniş başına geçmesiyle durum biraz düzelir gibi olduysa da siyasî ve idarî zaaflarıtamamiyle ortadan kaldırmak mümkün olmadı. 1240 yılında bir Türkmen şeyhi olanBabaî İlyas'ın isyanı güçlükle bastırılmakla beraber Anadolu SelçukluDevleti'nin artık çökmekte olduğunu da ortaya koydu. 

Moğol İstilası 

Babaîisyanının bastırılmasından sonra Moğol istilâsı başladı. 1242'de Erzurum'u işgalve tahrip eden Moğollar 1243 yılında Baycu Noyan kumandasında 30 bin kişilik birkuvvet ile Anadolu'yu istilâya giriştiler.

Selçuklu Devleti,tabi devletlerin gönderdiği yardımcı kuvvetleri de beraberine alarak Moğol ordusundandaha kalabalık bir ordu ile bizzat Sultan II. Keyhüsrev'in idaresinde Moğollara karşıharekete geçti.

Sivas'ın 80 km. doğusundaKösedağ mevkiinde iki ordu karşılaştı. Moğollar Selçuklu öncü kuvvetlerini birmanevra ile perişan edince artık eski değerli kumandanlardan mahrum olan ordu, baştasultan olmak üzere savaş meydanını terketti. Sultan Antalya'ya kadar kaçtı. Moğollar,Sivas'a, oradan Kayseri'ye geldiler; şehir hücumla teslim alındı, yağma ve tahripedildi.

Devletin Yıkılışı 

Kösedağbozgunu Anadolu Selçukluları tarihinde çöküntünün ve felâketlerin başlangıcıdır.II. Gıyaseddin Keyhüsrev'in ölümünden sonra muhteris devlet adamları onun üç oğluadına birbirleri ile mücadelelere giriştiler. Böylece Moğolların bütün Anadolu'yurahatlıkla işgallerine ve ağır vergi taleplerine imkân verdiler. Mu'îneddin SüleymanPervane vaziyete hâkim olarak IV. Kılıç Arslan (1257-1266) ve III. Gıyaseddin Keyhüsrev(1265-1282) adlarına devlet işlerini eline alarak 1261 yılından itibaren kısmen bir sükûnve istikrar devri sağladı. Fakat Anadolu Türkleri Moğol tahakkümünü ağır bularakkurtulma çareleri aramışlardır.

Nitekim 1261 yılındaMoğollara karşı Ayn Câlût'ta zafer kazanan Mısır Türk sultanı Baybars Anadolu'yadavet edildi. 1276 yılında Kayseri'ye gelen Baybars, Moğollara karşı bir ümitışığı oldu, fakat destek bulumayınca Anadolu'da çok kalmadan Mısır'a döndü. Bunedenle Anadolu'da eski durum devam etti. Baybars'ın dönmesinden sonra Anadolu'ya girenAbaga Hân çok insan öldürdü ve Mu'îneddin Süleyman Pervane'yi idam etti (1277). 

Bu tarihden 1308 yılınakadar Selçuklu hanedanı ismen mevcut olmakla memleket idaresi fiilen Moğol umumîvalilerine ve kumandanlarına geçmişti. Selçuklu devlet idaresi ve ordusu çökmüştü.Ancak iktisadî ve kültürel hayatta Mu'îneddin Süleyman Pervane'nin ölümüne kadargelişme devam etti. Böylece Anadolu'da sarsılan Türk birliği Osmanlılar zamanındayeniden kurulacaktı.

 
 

turkbirdevbursa.tr.gg
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=