Orhan Yıldız

Artvinli Orhan

TürkBirDev >Türk Birliği




TürkBirDev Türk Birliği
TürkBirDev > Türk Birliği
TürkBirDev
Şah ve Mat: Tüm Oyunları Bozan Bir Hamle - Özet
Biz "Türkler"le sorun nedir? ve Tepkiler
Türk Birleşik Devletleri Kurmanın Gerekliliği. Türk Birliği Neden Kurulmalı?
Bölüm I: TürkBirDev ve Çalişmaları
Bölüm II: Ben ne Yapabilirim?
Bölüm III: Yazi ve Mektuplar
Bölüm IV: Birlige dair Söz ve Şiirler
Bölüm V: Soru ve Yanitlar
Temsilcilikler
Türk Birliği
2007 Türk Kurultayı Sonuç Bildirisi
Türk Dünyasında Dil ve Alfabe Birliğinin Önemi
Türk Kültür Evi
Türk Birliğine Evet Kampanyası İçin
Türk Birliğine Evet Kampanyası

TRT Haber Haberler

Son Dakika Haberleri | Haber Manşetleri



   
  AVRASYA KARDEŞ ÜLKELER BİRLİĞİ TÜRK BİRLİĞİ
  Turkiyede Kadin Haklari
 

TÜRKİYE'DE KADIN HAKLARI

Türkiye'de Kadın Hakları Alanında Kaydedilen Gelişmeler

Türkiye’de Cumhuriyetin kuruluş yıllarından itibaren kadının siyasi ve toplumsal hayattaki konumunun güçlendirilmesine yönelik önemli adımlar atılmış, Batılı ülkelerin pek çoğundan önce ülkemizde kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.

1980’li yıllardan bu yana gerek uluslararası düzeyde gerek ülke içinde kadın hareketi güç kazanmış, kadın hakları konusunda toplumsal bilinç giderek artmıştır. Bu durumun sonucu olarak, 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren, ilgili ulusal mevzuat gözden geçirilmiş, çeşitli yasal düzenlemeler yapılarak  kadın-erkek eşitliğinin sağlanması yolunda önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

Bu doğrultuda gerçekleştirilen yasal düzenlemeler içerisinde, 1998 yılında yürürlüğe giren 4320 sayılı “Ailenin Korunmasına Dair Kanun” özel önem taşımaktadır. Sözkonusu Kanun, aile içinde şiddete maruz kalan kadın veya çocuklara şahsen şikayet bildiriminde bulunma imkanı tanımakta, ayrıca Cumhuriyet Başsavcısının bildirisi üzerine mağdur tarafı korumak amacıyla alınan tedbirlere uyulmaması halinde verilecek cezaları hükme bağlamaktadır.

Avrupa Birliği müktesebatına uyum çerçevesinde yürütülen çalışmalar içerisinde kadın hakları konusundaki yasal düzenlemeler de yer almaktadır. 3 Ekim 2001 tarihinde TBMM’de kabul edilerek 17 Ekim 2001 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa değişiklikleri, aile içinde kadın-erkek eşitliği kavramını güçlendirici hükümler içermektedir.

1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Medeni Kanun da Anayasa değişikliklerini tamamlayıcı niteliği ile kadının hem aile içinde hem toplumsal yaşamdaki konumunu güçlendirmiştir. Yeni Medeni Kanun ile evlilik yaşı hem kadın hem erkek için 18’e yükseltilmiş (önceki uygulamada erkeler için 17, kadınlar için 15 idi), evlilik sırasında edinilen malların eşit paylaşımı ve evlilik dışı doğan çocukların evlilik içi doğan çocuklarla aynı miras haklarından yararlanmaları karara bağlanmış, ayrıca kadına karşı şiddetin önlenmesi konusunda çeşitli düzenlemeler getirilmiştir.

15 Haziran 2003 tarihinde TBMM tarafından kabul edilen Altıncı Uyum Paketi çerçevesinde Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişikliklerle, “namus için çocuk öldürme” suçunun failine verilen cezalar ağırlaştırılmış ve “töre cinayetleri” olarak bilinen durumlarda failin cezasında indirim yapılmasını içeren madde yürürlükten kaldırılmıştır.

Evli kadının çalışması hususuna da yeni Medeni Kanun’un 192. maddesinde açıklık getirilerek, “Eşlerden hiçbiri iş veya meslek seçimi konusunda diğerinin iznini almak zorunda değildir” ibaresine yer verilmiştir.

TBMM’de 7 Mayıs 2004 tarihinde kabul edilerek 22 Mayıs 2004 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa değişiklikleri çerçevesinde de Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” konulu 10. maddesinde yapılan düzenlemeyle, “Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür” hükmü getirilerek kadın-erkek eşitliği güçlendirilmiş ve bu yönde kurumsal düzenlemelerin yaşama geçirilmesi karara bağlanmıştır. Ayrıca, devlet personel alımlarında kadın-erkek eşitliği ilkesinin gözetilmesini teminen 22 Ocak 2004 tarihinde bir Başbakanlık genelgesi yayımlanarak, kamu kurum ve kuruluşları, Anayasa’nın ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin ilgili hükümleri çerçevesinde personel alımlarının, görevin gerektirdiği niteliklere uygun olarak ve ayrım gözetilmeden gerçekleştirilmesi hususunda talimatlandırılmıştır.

17 Mayıs 2004 tarihinde Anayasa’nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır” hükmü getirilmiştir. Bu çerçevede CEDAW Sözleşmesi de, normlar hiyerarşisi bakımından kendisine aykırı düşebilecek ulusal düzenlemeler karşısında üstün konuma getirilmiştir.
 14 Temmuz 2004 tarihinde kabul edilen ve Devlet Memurları Kanunu’na değişiklik getiren 5223 sayılı Kanun  ile Resmi Gazete’de 26 Ağustos 2004 tarihinde yayınlanan Tebliğ çerçevesinde ise devlet memurlarına doğum sebebiyle verilen iznin süresi 9 haftadan 16 haftaya çıkarılmıştır.

Ayrıca, 1990 yılında kurulan ve kadın hakları konusunda uygulayıcı ve sorumlu kuruluş konumundaki Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nün teşkilat kanunu tasarısı TBMM Genel Kurulu tarafından kabul edilmiş ve 6 Kasım 2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yeni teşkilat kanunu çerçevesinde anılan kuruluşun ismi Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) olarak değiştirilmiştir.  (KSGM hakkında ilave bilgi için bkz. www.kssgm.gov.tr).

Öte yandan, sivil toplum örgütlerinin beklentileri doğrultusunda kadının toplumsal ve sosyal statüsünü daha da güçlendiren düzenlemelere yer veren Türk Ceza Kanunu tasarısı TBMM Genel Kurulu tarafından 26 Eylül 2004 tarihinde kabul edilmiş olup, Nisan 2005’te yürürlüğe girmesi beklenmektedir

Kadın hakları ve kadının sorunlarına ilişkin olarak ulusal mevzuatta yapılan değişikliklerin yanı sıra uluslararası alanda da ülkemizce önemli adımlar atılmaktadır. Türkiye, altı temel BM insan hakları sözleşmesine taraftır. Bu sözleşmelerden kadın haklarına ilişkin düzenlemeler içeren Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Hakkında Sözleşme’ye (CEDAW) 1985 yılında taraf olan Türkiye, anılan sözleşmenin Ek Protokolünü de 8 Eylül 2000’de imzalamış, Ek Protokol Kasım 2001’de TBMM Genel Kurulu’nda onaylanmış, 18 Eylül 2002 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
 Kadın hakları ve kadına karşı şiddetin önlenmesi konusuna verdiği önemin bir göstergesi olarak Türkiye, “Namus adına kadınlara yönelik işlenen suçların önlenmesi doğrultusunda çalışmak (Working towards the Elimination of Crimes Committed in the Name of Honor) başlıklı BM karar tasarısının sunuculuğunu İngiltere ile birlikte üstlenmiştir. Sözkonusu karar tasarısı, BM Genel Kurulu Üçüncü Komite’sinde 28 Ekim 2004 tarihinde oylamasız kabul edilmiştir. Namus cinayetlerinin önlenmesini hedefleyen ve genç kızlar ile kadınları hedef alan bu cinayetlerin önlenmesinin Hükümetlerin ve uluslararası toplumun kararlılığını gerektirdiğini vurgulayan karar tasarısı, Üçüncü Komite’de benimsenen tüm karar tasarılarıyla birlikte, Aralık 2004’te BM Genel Kurul’da onaylanmıştır.   

 Bundan dört yıl önce ilk kez Hollanda tarafından sunulan ve o dönem özellikle İslam ülkeleri  bakımından kutuplaşmalara yol açan tasarının ana sunuculuğunu bu defa ülkemizin üstlenmesi sayesinde ve bir grup İslam ülkesi ile Orta Asya Cumhuriyetleri'nin de ortak sunucular arasına katılmasıyla, tasarının destek tabanının, farklı bölgesel ve siyasi gruplardan ülkeleri de içerecek şekilde genişlemesi mümkün olmuştur. 

 
 

turkbirdevbursa.tr.gg
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=