Orhan Yıldız

Artvinli Orhan

TürkBirDev >Türk Birliği




TürkBirDev Türk Birliği
TürkBirDev > Türk Birliği
TürkBirDev
Şah ve Mat: Tüm Oyunları Bozan Bir Hamle - Özet
Biz "Türkler"le sorun nedir? ve Tepkiler
Türk Birleşik Devletleri Kurmanın Gerekliliği. Türk Birliği Neden Kurulmalı?
Bölüm I: TürkBirDev ve Çalişmaları
Bölüm II: Ben ne Yapabilirim?
Bölüm III: Yazi ve Mektuplar
Bölüm IV: Birlige dair Söz ve Şiirler
Bölüm V: Soru ve Yanitlar
Temsilcilikler
Türk Birliği
2007 Türk Kurultayı Sonuç Bildirisi
Türk Dünyasında Dil ve Alfabe Birliğinin Önemi
Türk Kültür Evi
Türk Birliğine Evet Kampanyası İçin
Türk Birliğine Evet Kampanyası

TRT Haber Haberler

Son Dakika Haberleri | Haber Manşetleri



   
  AVRASYA KARDEŞ ÜLKELER BİRLİĞİ TÜRK BİRLİĞİ
  Turkiyenin Enerji Politikalari
 

TÜRKİYENİN  ENERJİ  POLİTİKALARI

Türkiye'nin Enerji Politikası
 
Türkiye aynı anda Avrupa, Avrasya, Ortadoğu, Balkan, Karadeniz ve Akdeniz ülkesi olma ayrıcalığına sahiptir. Bu coğrafyadaki bütün komşuları ile yakın ilişki içindedir. Öte yandan, Türkiye süratle gelişen ve enerji ihtiyacı hızla artan bir ülkedir. Ülkemiz artan enerji ihtiyacını karşılarken de tabiatıyla arz kaynaklarını çeşitlendirmek durumundadır. Çok boyutlu bir niteliğe sahip Türkiye’nin enerji stratejisini, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek ve enerji arzı güvenliğini sağlamak, bölgenin önde gelen tüketim ve transit terminali olmak, aynı zamanda Türk enerji piyasasının liberalizasyonu sürecini devam ettirmek şeklinde özetlemek mümkündür. 
Ülkemizin enerji profili rakamlar bazında incelendiğinde Türkiye’nin net enerji ithalatçısı bir ülke olduğu ortaya çıkmaktadır. 1999 yılında enerji ihtiyacının e’i ithalatla karşılanmıştır. Bu oranın 2010 yılında s’e, 2020 yılında ise x’e yükselmesi beklenmektedir. 
SSCB’nin dağılması neticesinde Avrasya kavramı siyasi ve ekonomik bir jeopolitik gerçek olarak ortaya çıkmıştır. Bu yeni oluşum Türkiye’nin önünde yeni ufuklar açmış, yeni sorumlulukları da beraberinde getirmiştir. Bu çerçevede, Kafkasya ve Orta Asya Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarının siyasi ve ekonomik alanda pekiştirilmesi, bu ülkelerin Batı kurumlarına üyelikleri dış politikamızın ana hedefleri arasında yerini almıştır. Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri arasında kapsamlı bir işbirliği anlayışının gelişmesi, bölgesel barış ve istikrara da katkıda bulunacaktır. Bu çerçevede, Kafkasya ve Orta Asya ülkelerinin ekonomik kalkınmalarının özellikle kısa vadede hidrokarbon rezervlerinin işletilmesi ve Batı pazarlarına nakline bağlı olduğu düşünülmektedir. SSCB’nin dağılmasını müteakip Hazar havzası petrol ve gaz kaynakları yoğun bir ilginin odağı olmuştur. Ülkemiz de, enerji alanındaki ihtiyaçları ve bölgesel ekonomik büyümeye verdiği önem çerçevesinde, başta Hazar bölgesi olmak üzere eski Sovyetler Birliği coğrafyasında bulunan enerji rezervlerinin geliştirilmesinde ve alternatif güzergahlara yönelik çalışmalarda aktif rol üstlenmiştir. Bölge ülkeleriyle tarihi ve kültürel bağları bulunan ve jeostratejik konuma sahip ülkemizin enerji zengini Hazar ve Ortadoğu bölgeleri ile Avrupa arasında bir köprü teşkil etmesi, ayrıca kendi ihtiyaçlarını da farklı kaynaklardan karşılaması hedeflenmiştir. 
Avrasya bölgesindeki yeni oluşumlara cevap verebilmek için Doğu-Batı Enerji Koridoru projesi geliştirilmiştir. Doğu-Batı Enerji Koridoru projesi trans-hazar ve trans-Kafkasya petrol ve doğalgaz boru hatlarının yapımına dayanmaktadır. Doğu-Batı Enerji Koridoru özünde Kafkasya ve Orta Asya ülkelerinin enerji kaynaklarının Batı pazarlarına güvenli ve çeşitli güzergahlardan ulaştırılmasını öngörmektedir. Doğu-Batı Enerji Koridoru, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı ile Hazar Geçişli (Türkmenistan-Türkiye-Avrupa) Doğalgaz Boru Hattı tasarılarını kapsamaktadır. 
BTC petrol boru hattı projesinin hayata geçirilmesi için gerekli hukuki alt yapı 2000 yılında tamamlanmıştır. Temel mühendislik ve detay mühendislik çalışmalarını müteakip, 32 ay sürmesi öngörülen projenin son safhası inşaat aşamasına 10 Eylül 2002 tarihinde geçilmiştir. BTC boru hattının temel atma töreni 18 Eylül 2002 tarihinde Sangachal-Bakü’de Sayın Cumhurbaşkanımız, Azerbaycan ve Gürcistan Cumhurbaşkanları ve ABD Enerji Bakanının katılımlarıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca projenin güzergahına ilişkin Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme Raporları her üç ülke tarafından 2002 yılında onaylanmıştır. Anılan raporlar Uluslararası Finans Kuruluşu (IFC) tarafından 11 Haziran 2003 tarihi itibarıyla kamuoyuna duyurulmuştur. 
Bakü-Tiflis-Ceyhan ham petrol boru hattı projesinin ticari açıdan cazip bir proje olduğu mühendislik çalışmaları sonunda ortaya çıkmıştır. Proje artık dünyanın önde gelen petrol şirketlerinin projesi olarak yürütülmektedir. BTC’nin ticari avantajlarının ortaya çıkması üzerine Hazar bölgesinde faaliyet gösteren diğer bazı uluslararası petrol şirketleri de boru hattı yapımını gerçekleştirecek BTC Co. şirketinde yer almışlardır. ( BTC Co.’yu oluşturan şirketler: BP (0.10), SOCAR (%), Unocal (%8.90), Statoil (%8.71), TPAO (%6.53), ENI (%5), TotalFinaElf (%5), Itochu (%3.40), Inpex (%2.5), ConocoPhillips (%2.5)) ve Delta Hess (%2.36)).
BTC boru hattının fiilen yapımına her üç ülkede 2003 baharında başlanmıştır. Hazar petrolünü taşıyacak ilk tankerin 2005 yılının ilk yarısında Ceyhan’dan yüklenmesi planlanmaktadır. BTC boru hattı Hazar denizinin Azerbaycan sektöründe bulunan Azeri-Çırak-Güneşli sahalarından çıkacak petrolün en ekonomik şekilde Batı pazarlarına ulaştırılmasını sağlamakla kalmayacak, ayrıca ilave tehlikeli yük taşınmasını bir ölçüde azaltarak, Boğazlardaki can, mal, çevre ve seyir emniyetine katkıda bulunacaktır. Türk Boğazlarının, 15 milyon nüfusluk bir şehrin güvenliğini tehlikeye atarak bir petrol boru hattına dönüştürülmesinin tarafımızdan kabulü mümkün değildir. 
Diğer taraftan, Doğu-Batı Enerji Koridorunun çok önemli bir parçasını oluşturan ve Gürcistan’a gaz tedariki açısından da önem taşıyan Şahdeniz doğalgazının Bakü-Tiflis-Erzurum boru hattı ile Türkiye’ye getirilmesini öngören boru hattına ilişkin anlaşmalar, Azerbaycan Cumhurbaşkanının Türkiye’yi resmi ziyareti sırasında 12 Mart 2001 tarihinde Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanmıştır. Projenin ortaklarını oluşturan şirketler projenin gerçekleştirilmesine ilişkin icra kararını Şubat 2003’te vermişlerdir. Bu projenin Hazar-Türkiye-Yunanistan-Avrupa güzergahının ilk ayağını oluşturması öngörülmektedir.
Kazakistan’ın ve Türkmenistan’ın Doğu-Batı Enerji koridoru tasarılarında yer almaları bu kapsamdaki bölgesel işbirliği alanının Orta Asya’ya kadar uzatılmasını sağlayacaktır. 
Türkiye, Doğu-Batı Enerji Koridoru’nun yanı sıra Kuzey-Güney ekseni çerçevesindeki işbirliğine de önem atfetmektedir. BOTAŞ’ın önümüzdeki yıllarda Rusya’dan 30 milyar metreküp Rus doğalgazı alması öngörülmektedir. Bu gazın 14 milyar metreküpü Ukrayna, Romanya ve Bulgaristan’dan geçen ve kapasitesi artırılan mevcut Batı hattı üzerinden, 16 milyar metreküpü ise Şubat 2003’te devreye giren Mavi Akım boru hattı üzerinden alınacaktır. İran’dan gaz alımı ise Aralık 2001’de başlamıştır. 
Türkiye bir yandan siyasi ve ekonomik açıdan büyük önem arzeden bu uluslararası enerji projelerini gerçekleştirirken, Ortadoğu ve Hazar Havzası ile Batı arasında doğal bir enerji köprüsü olma rolünü gereği gibi yerine getirebilmek için kendi enerji sektörünü serbestleştiren kanunları çıkarmıştır. AB mevzuatına uyum da gözetilerek, enerji sektörünün yeniden yapılanmasına ilişkin bu çalışmalar çerçevesinde yeni Doğalgaz Piyasası ve Elektrik Piyasası Kanunları yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, 2000 yılının Kasım ayında Avrupa Birliği Komisyonunca açıklanan “Enerji Temini Güvenliği İçin Bir Avrupa Stratejisine Doğru” başlıklı Yeşil Kitabın Avrupa enerji temini güvenliği için çeşitli kaynaklardan kesintisiz gaz akışı temasını işlemiş olması Türkiye için yeni olanaklar yaratmıştır. Enerji güvenliğine büyük önem atfederek ülkemizce izlenen enerji stratejisi çerçevesinde son yıllarda geliştirilen projeler ve enerji piyasasının serbestleşmesi Avrupa’nın kaynak çeşitlendirmesi için Türkiye’yi önemli bir partner konumuna getirmiştir. 2020 yılında yüzde 40 oranında artması beklenen AB doğalgaz ihtiyacının karşılanmasında ülkemiz, RF, Norveç ve Kuzey Afrika’dan sonra dördüncü arteri teşkil edebilir. 
Türkiye’nin Avrupa’nın enerji arz güvenliği açısından bu önemli konumu AB Komisyonu tarafından birçok vesile ile en üst düzeyde dile getirilmiştir. Ayrıca Türkiye, Avrupa Birliği’nin INOGATE programı çerçevesinde geliştirilen “Güney Avrupa Gaz Ringi” projesinde aktif bir rol oynamak için de gerekli çalışmaları başlatmıştır. Bu meyanda Türkiye üzerinden ve Balkanlar güzergâhını izleyerek Hazar havzası doğalgazının Avrupa ülkelerine ihracına yönelik projeler üzerinde çalışmalara başlanmıştır. Türkiye-Yunanistan doğalgaz bağlantısına ilişkin hükümetler arası anlaşma iki ülke arasında 23 Şubat 2003 tarihinde imzalanmıştır. 
Türkiye’nin bölgedeki enerji stratejisi dışlayıcı değil, işbirliğine dayalı bir politikaya dayanmaktadır. Sözkonusu işbirliği karşılıklı bağımlılık yaratarak bölgenin istikrarına, ülkelerin kalkınmalarına ve halkların refaha kavuşmasına imkan tanıyacaktır.
 
 

turkbirdevbursa.tr.gg
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=